Rehberiniz-Zor insanlarla zorlanmadan çalışın

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Zor insanlarla zorlanmadan çalışın” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Zor insanlarla zorlanmadan çalışın

İşyerinde etrafınıza dönüp bir bakın, sürekli kendini haklı gören, herşeyden şikayet eden, ikide bir kapınıza dayanıp vaktinizi çalan, dedikodu yapan, ispiyonlayan, vara yoğa sinirlenen, herşeye muhalefet eden, hiç birşey yapmayıp yan gelip yatanlar… Zordur bu insanlarla çalışmak. Sizin sinirlerinizi yıpratmakla kalmaz, işinizde de başarısız olmanıza neden olurlar. Uzmanlar, bu kişilerin tavırlarını kişiselleştirmeyin, onlara karşı net ve kararlı olun diyorlar. İşte, en sık karşılaşılan zor insan modelleri ve onlarla mücadele yolları.

Şirketlere ’Zor İnsanlarla Başa Çıkma’ başlığı altında eğitimler veren Prof. Dr. Bengi Semerci, zor insanları ’iletişim kurmakta zorluk çekilen kişiler’ olarak tanımlıyor ve zor insan tiplerinin sizin konumunuza, iletişim biçiminize ve kendi bireysel özelliklerinize göre artırılabileceğini söylüyor. Yani yöneticiler için zor elemanlar, çalışanlar için zor iş arkadaşları ve astlar için zor yönetici tipleri farklılık gösterebiliyor.

Balonlar, buldozerler pasifler, saldırganlar…

Temel olarak ise zor insan tipleri saldırganlar, zorbalar, sinsiler, aniden öfkelenenler, şikayetçiler, pasif agresifler, muhalifler, herşeyi bilenler, balonlar, buldozerler, umursamazlar, kararsızlar şeklinde sıralanıyorlar. Prof. Dr. Semerci, “Saldırganlar kendini her zaman haklı bulan kişilerdir. Aşağılayıcıdırlar. Bunu açıkça ya da dalga geçerek yapabilirler. Aniden öfkelenebilir ve hakaret edebilirler. Şikayetçiler ise sorumluluktan kaçıp, yakınırlar. Pasif agresifler ise ne evet ne hayır diyenlerdir, herşey sürüncemede kalır. Hep hata bulan ama çözmeyenler, muhalifler grubunu oluşturur. Herşeyi bildiklerini iddia edenler, kendi söyleyip kendi inanlar başka bir grup zor insandır. Örneğin buldozerler, tam ve en doğruyu bilenler, kimseye ihtiyacı olmayıp karşısındakine yetersizsin mesajı verenlerdir. Balonlarda ise az bilgi çok laf vardır, herkes bana bayılsın ister, bilgisiz konuşur ve kendi inanır. Tepkisiz ve iş yapılırken ortada olmayan umursamazlar ve karar verip, harekete geçmeyenler de zor insanlardır” diyor.

Semerci, yaşamın her alanında karşımıza iletişim kurmakta zorlandığımız kişiler çıktığını ama söz konusu iş yaşamı olduğu zaman zor insanlarla ve zor durumlarla başa çıkmanın daha önemli bir sorun haline geldiğini söylüyor: “Çünkü baş edemediğimiz her ilişki ve durum iş yerinde hem bizim başarımızı, verimimizi, mutluluğumuzu hem de çalıştığımız iş yerinin verimini ve huzurunu etkiler. İş yerinde ve kişide stres ve öfke oluşur. Stres bireysel ve kurumsal verimi en çok etkileyen nedenlerden biridir. Öfke ise kontrol edilmediği zaman olumsuz sonuçlar doğurur. Tümü kişinin işini kaybetmesine neden olabilir.”

30 yılı aşkın süredir çalışma hayatının içinde olan, şu anda Türkiye Personel Yönetimi Derneği PERYÖN’ün kamu temsilcisi olan Özden Aslan, Elma Yayınevi’nden çıkan son kitabı Zor İnsanlarla Zorlanmadan Baş Etmek’te, 3 tip zor insanı; ertelemeci, terörist (mobbing yapan) ve benim işim değil diyenleri öyküleştirerek anlatıyor.

Küsmemeli, zor insanlar her yerde

Çatışmaların ve kişilikler arasındaki problemlerin iş yaşamının çok önemli bir gerçeği olduğundan yola çıkarak bu kitabı yazmaya karar verdiğini söyleyen Aslan, “Zor insanlar her yerde var, ailemiz, akrabamız, kendimiz de zor insan olabiliriz. Durup bakmak lazım, toparlanmak lazım. Bu kişiler iş yaşantımızda, özellikle bizim takımımızda olduğunda daha da zorlanıyoruz. Ama onlarla yola devam etmek durumundayız. Yaşamda bu tür insanlar var, önemli olan onlarla birlikte bir şeyler yapmayı öğrenebilmek. Bu yüzden onlara küsmemeli, onlarla nasıl bir şeyler yapacağımızı, nasıl üretken olacağımızı araştırmalıyız” diyor. Aslan, kitabın ikinci ve üçüncü serilerini de yazmayı planlıyor, yeni zor insan tiplerini ise okuyuculardan gelen e-postalar doğrultusunda ele alacak.

10 zor insan modeli

İş ortamında her çeşit insanla karşılaşır, sokakta selam vermeyeceğimiz insanlarla çalışmak zorunda kalırız. Journal du Net’te çıkan bir makale en yaygın 10 zor insan modelini ve onlarla başa çıkmak için tavsiyeleri sıralıyor:

Dakika başı sizi rahatsız edenler

Bi’ beş dakikan var mı?”, “Bir şey soracaktım?”, “Rahatsız ediyor muyum?” Günde 10 kere, 15 kere, 20 kere, sizi devamlı bölüp taciz ederler. Söz konusu personelin ciddi kendine güven sorunu vardır. Karar veremiyor onun için her adımını birine doğrulatmak istiyor. Bilgisine de güvenmiyor olabilir. Bu tür çalışanlar genellikle kendisine en iyi davranını, en çok sabır göstereni taciz ederler. Önce sıkkınlığınızı ve işinizi yapamadığınızı şaka yollu anlatmaya çalışın (“Sen de bana danışmadan hiç bir şey yapmıyorsun”) olmadı kırıcı olmadan daha açık söyleyin (“yardım etmek istiyorum ama kendi başına yapman senin açından daha iyi, ben her zaman yanında olmam”). Eğer işi yüzsüzlüğe vardırırsa, daha açık ve kararlı olmak gerekebilir. (Bu arada, eğer işe yeni girmiş bir çalışansa, sizi mentoru gibi görüyor olabilir. Başbelası ile yardıma ihtiyacı olan bir genç meslektaşınızı aynı kefeye koymayın.)

Her şeyden sürekli şikayet edenler

Çok çalışıyor, çok işi var, her işi o yapıyor, kimse kıymetini bilmiyor, yeteri kadar sorumluluk verilmiyor, bütün sorumluluk onun sırtında… Her ahval ve şeraitten sızlanacak bir konu çıkarıyor. Uzmanlar, “bu bir karakter özelliğidir, değiştiremezsiniz, düzeltemezsiniz” diyorlar. Yapabileceğiniz, kırmadan sorunlarının o kadar da önemli olmadığını göstermek: “İşin çok diye şikayet ediyorsun ama, ya şu anda İşkur’da kuyrukta bekliyor olsaydın?” diyebilirsiniz mesela. Eğer dinlemezseniz, kendini acındırmak için şikayetlerini artırır. Ciddiye alır dinlerseniz, devam eder. Dengeyi sağlamalısınız. “Ya ya…” deyip geçiştirin.

Bilgiyi paylaşmayıp kendine saklayanlar

Sizin aradığınız bilgi elindedir, ama kendine saklamayı tercih eder, bunu bir “iktidar” gibi görür. Bu tip insanlar işlerini canlarının istediği gibi, istedikleri zaman yapmak isterler. Uzmanlar “Mümkünse bu insanlara muhtaç olmamak gerekir” diyorlar. Ama elinde önemli bilgiler bulunduran bir çalışansa, işiniz zor. Anlatmayı deneyin bir kere (işyerinde soyutlanacağını belli edin, bundan korkabilir) ama büyük ihtimalle inadım inat diyecektir. İşiniz aksıyorsa, üstlerinize durumu bildirin, yöneticiler gerekli önlemi alsın.

Arkadaşlarını üstlerine kötüleyenler

Yüzünüze karşı gayet nazik ve uyumlu davranan bu çalışanın, yöneticinizle yalnız kaldığında sizi nasıl “sattığını” bir bilseniz! Bir defa uzak durmaya çalışın. Olmadı, zor olanı yapın ve çatışmayı göze alın. “Yaptıkların kulağıma geldi, çok ayıp ve yanlış” deyin. Ama unutmayın, bu tip insanlar yüzünüze karşı nazik ve tatlı dillidir. Ayrıca kazanmaya çalışmayın, iki yüzlü davranacaktır. En iyisi eline ve diline malzeme vermemek ve gerektiğinde korkutmaktır. Zaten (hemen herkesi sattığı için) uzun vadede, yöneticiler de bu çalışanın bu “kötü huyunu” öğrenecekler ve inanmayacaklardır.

Vara yoğa kızıp sinirlenenler

Açık yara gibi hassas, süper alıngan, en küçük eleştiriye tahammül edemeyenler… Uzmanlar bu davranışın bir şantaj olduğunu söylüyorlar. Başkalarının eleştirmesini, iş istemesini engellemek, onların elini kolunu bağlamak için bir taktik. Genellikle insanlar olumsuz bir tepki almaktan çekindikleri için de, genellikle bu işe yarar. Ama doğru olan “Ağlasan da, bağırsan da, doğruyu yüzüne karşı söyleyeceğim, kusura bakma” tavrıdır.

Yardım isteyen ama yardım etmeyenler

Sizden devamlı işi için yardım isteyen, ama kendinden bir şey istendiğinde parmağını kıpırdatmayanlar. Nezaketle bu tür tek taraflı bir ilişkiyi garipsediğinizi söyleyin. Ona, sadece size ve yapılan işe değil, kendine de zarar verdiğini anlatmayı deneyin. Olmadı, bir yardım istediğinde “Yardım etmeyeceğim ki, nasılmış anla” diyebilirsiniz. Ona, çalışma ortamının ve ekip çalışmasının dayanışma ve işbirliğine dayandığını, buna uymayanın dışlanacağını açık açık söyleyin.

Sürekli soğuk hatta kırıcı şakalar yapanlar

Aslında kötü niyetli değildir, kızamazsınız ama, sürekli işinizle, özel hayatınızla hatta mali durumunuzla ilgili yerli yersiz şakalar yapar. Denemeniz gereken ilk yöntem, ilkokuldaki kötü şakalar yapan arkadaşınıza uyguladığınız olabilir: Dinlemeyin, duymamış gibi yapın, gülmeyin, çok ısrar ederse ’Eeee?’ deyin. Eğer devam eder ve sizi rahatsız edecek bir durum olursa, herkesin içinde ve yüksek sesle “Bu şakalarından hoşlanmıyorum, haberin olsun” deyin. Eğer herkesin eleştirdiğini fark ederse, şakalarına son verebilir.

Her türlü değişime yeniliğe karşı çıkanlar

Genellikle şirketin eski bir çalışanıdır. Bu ona bazı haklar verir. En azından öyle düşünür. Ya motivasyonunu kaybetmiştir, ya başarısız çok sayıda değişim görmüştür, ya da huyu böyledir, en küçük değişikliğe bile itiraz eder. Onu inandırmaya, doğru yola getirmeye boşuna çabalamayın. Başaramazsınız. Onu ekipten çıkaramıyorsanız eğer, projenin önündeki engellerden biri gibi algılayıp ekibin motivasyonunu bozmasına izin vermemelisiniz. Bir uzman “Proje etrafında konsensüs aramak hayalinden vazgeçin. Onu asla yok farzetmeyin. Eleştirilerini, argümanlarını dinleyin hatta faydalanmayı da bilin. Ama ’şöyle bir karar verildi ve şöyle yapılacak’ deyin, yolunuza devam edin” diyor.

Hiç birşey yapmayan yan gelip yatanlar

Bu da tam tersi, bir şey isteğinizde asla itiraz etmiyor ama sonra parmağını bile kımıldatmıyor. Yaparım diyor, yapmıyor. Söz veriyor, tutmuyor. İşi başkalarına ve bu arada size yıkmaya çalışıyor. Eğer yaptırımınız yoksa, böyle birini yola getirmek çok zordur. Ekipte kimin neyi ne zaman yapacağı çok net belli olmalı ki, kaytaranlar ortaya çıksın, tembeller başkalarının arkasına saklanamasın, hesap sorabilesiniz. Bir uzman “Bu tip insanlar çok tembel görünürler ama ellerini taşın altına koyunca çok iyi de sonuç alabilirler. Oyununa gelmediğinizi belli edin, işi başkasının üstüne yıkmasına izin vermeyin” diyor.

Dedikodu yapan, yalan yanlış şeyler söyleyenler

Sempatiktir. Başkalarıyla ilgili dedikodularını dinledikten sonra, bir gün fark edersiniz ki… sizin hakkınızda da sağda solda konuşmaktadır.

Tek çare, suçunu herkesin içindeyken yüzüne vurup oyununu bozmaktır: “X hakkında bana şöyle söyledin. Benim hakkımda Y’ye şöyle söyledin. Bizi birbirimize mi düşürmeye çalışıyorsun? Ne yapmak istiyorsun sen?” Büyük bir ihtimalle, dedikoducunun bütün kurbanlarının dili çözülecektir. Bundan sonra, o dedikodu yapmaya devam etse de, inanacak kimse bulamayacaktır en azından.

Nasıl başa çıkarız?

Prof. Dr. Bengi Semerci, zor insanlarla çalışabilmek için önce kendimizi, iletişim biçimimizi, yeterli ve yetersiz hissettiğimiz özelliklerimizi tanımamız gerektiğini söylüyor: “Böylece kişinin bize niçin zor geldiğini anlayabiliriz. İnsanların davranış biçimlerini değiştiremeyiz ama kendi tutumlarımızı değiştirerek onları durdurabiliriz. Sizin kararlı ve net olmanız onu durdurabilecektir. Sonra karşınızdaki kişinin iletişim biçimini değerlendirmek ve sakin olmak gerekir. Stres ve öfke ile mücadele edebilmek size üstünlük sağlar. Unutulmaması gereken en önemli şeylerden biri, zor insanların davranışları sizi hedef almamaktadır. Kişiselleştirmeyin ki baş edebilin.”

Özden Aslan, eğer zor insanla nasıl başa edeceğinizi çözemediyseniz iş yaşantınız zehir olabilir diyor ve her tiple başa çıkmanın ayrı yönetmeleri olduğunu söylüyor: “Örneğin takım arkadaşlarınızın arasında inatçı bir kişilik var. Eğer siz de sürekli olarak işi gücü bırakıp onu ikna etmeye çalışırsanız hiç bir ilerleme gösteremezsiniz. Bütün zamanınız onu ikna etmekle geçer, sürekli mücadele içinde olacağınız için çok yıpranırsınız, o kişiyle de aranız bozulur. Ona ikna olmasa da yöneticinin böyle istediği söylenebilir. Çünkü bazen ikna olmadan da işler yapılabilir. Eğer herşeyi ben bilirim diyen birisiyle birlikteyseniz onu biraz yavaşlatmak, susturmak gerekebilir. Mesela ona zor görevler verilebilir. Ben biliyorum demesine olanak vermeyecek, oturup çalışmasını gerektirecek görevler zaten onun da hoşuna gidecektir. Diğer taraftan kişi yalancı ise onunla yüz yüze konuşulabilir, ya da ertelemeci bir kişiye zaman yönetimi konusunda bir harita verilebilir.”

Yazar: Burcu Özçelik

Kaynak: http://www.yenibiris.com

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>