Rehberiniz-Zirveye çıkan bir kadın: gülse birsel

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Zirveye çıkan bir kadın: gülse birsel” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Zirveye çıkan bir kadın: gülse birsel

Kendisini bildi bileli alışıktı beğenilip

onaylanmaya… Evin en küçüğü olarak ne yapsa en az

dört yetişkin tarafından alkışlanıyordu. Annesi,

babası, ablası, abisi… Bütün komik lafları, yazdığı

kompozisyonlar, oynadığı oyunlar her birinden ayrı

ayrı tezahürat alırdı…

Biraz başka yerlerde dönüp dolandıktan sonunda hayat

onu tam da istediği gibi izlenip alkışlanabileceği

yere getirdi… Hep sıkıntılardan, güçlüklerden çıkmaz

ya başarı hikâyeleri, Gülse Birsel’inki de bir ’Küçük

Prenses masalı’…

11 Mart 1971’de Cihangir’de dünyaya gelir Şener

ailesinin küçük kızı Gülse. Kendisinden 15 yaş büyük

abisinin ve 13 yaş büyük ablasının ardından. Avukat

Gültekin Bey ile ev kadını Semiha Hanım’ın isimlerinin

ilk hecelerinden oluşur “Gülse” adı. Ve bu temenninin

hakkını verir, hep güler gerçekten…

Gayet ’hokkabaz’ bir çocuktur, hele misafir gelince

bütün numaralarını sergiler peş peşe. Taklitler,

şarkılar… Florya’daki yazlıklarında akşamüstü

mangallar yakıldı mı Gülse’nin de sahne alma vakti

gelir. Annesinin allı pullu şalını omzuna alıp önce ev

ahalisini eğlendirir, ardından konu komşuya turneye

çıkar.

Dergide staj dönemi

Ortaokul ve liseyi Beyoğlu Anadolu Lisesi’nde bitirir.

Son sınıfın yazında İsviçre’de ’Leydi Okulu’na devam

eder üç ay. Oradan yemek, çiçek aranjmanı gibi

konularda uzmanlaşmış ideal bir eş adayı olarak çıkmaz

belki ama bir sürü komik anı biriktirir…

Lisenin ardından biraz dolduruşa gelerek ve pek de

bayılmayarak Boğaziçi Üniversitesi’nde ekonomi okur.

Bir başarı simgesidir Boğaziçi Ekonomi ve buna

erişmiştir işte. İkinci sınıftayken bakar ki öğleden

sonraları boş geçiyor, bir iş bulmaya karar verir.

Tam da o sırada bir arkadaşı Ercan Arıklı’nın Boğaziçi

öğrencisi gazeteci adayları aradığını söyler… Birkaç

gün sonra Aktüel dergisinde başlar Gülse Şener.

Derginin ’çömezleri’ Kürşat Başar, Ayşe Arman ve odur.

Okul bitene kadar Aktüel’deki ’stajyerliği’ devam

eder, mezun olunca da Columbia Üniversitesi’nin yolunu

tutar. Ailenin gönlü yapılmıştır, sırada kendi

istekleri vardır artık.

Aşk zamanı…

Columbia Üniversitesi’nde sinema mastırını bitirip

döner, bu kez televizyonda çalışmayı koymuştur aklına.

Ercan Arıklı’nın önayak olmasıyla başlar atv Haber’de

muhabirlik günleri… Ardından sabah haberlerinde

editörlük… Bir yılın sonunda yine Arıklı’dan gelen

teklifle koşa koşa Esquire dergisine gider. Her şey

çorap söküğü gibi gelir sonra. Esquire’ın ardından

uzun süre Harpers Bazaar’ı çıkarır, ardından Sabah’ta

köşe yazılarına başlar.

Gülse Şener’in Gülse Birsel olmasına ise Zeki

Triko’nun düzenlediği bir Cannes gezisi sebep olur.

Ortak arkadaşları Ayşe Arman tanıştırır Murat Birsel

ile Gülse’yi. Kendi tabiriyle ’Meg Ryan filmi’ tadında

bir hayata da böyle bir aşk yakışır nitekim. Bir yıl

sonra, 1999 Ağustosu’nda evlenirler.

Kitapları başköşede

Bir yıldız doğuyor”dur yavaş yavaş. atv’ye g.a.g.

adlı bir program hazırlayan ekip, Sabah’taki komik

yazıların sahibiyle tanışmak ister günün birinde. Ama

komik bir kadın yerine mesafeli ve soğuk bir sarışın

bulurlar karşılarında. Tam “Olmaz” derken kameranın

ışığı yanar ve bu ’soğuk’ kadın bir konuşmaya başlar,

durdurabilene aşk olsun. Derhal bir smokin bulunur ve

ilk çekim yapılır. Türkiye reklamları Gülse Birsel’in

gözünden izlemeye başlarken, Şener ailesinin küçük

kızı hayal ettiğinden de fazla seyirciye kavuşmuştur.

2003’te gazete yazılarını ve bazı g.a.g metinlerini

Gayet Ciddiyim adlı kitapta bir araya getirir. Bunu

Hâlâ Ciddiyim ve “Yolculuk Nereye Hemşerim?” izler

ve üç kitap da çok satanlar listesinde baş köşeye

kurulur.

Gerçek dönüm noktası

Derken çocukluktan beri aklında olan oyunculuk girer

devreye. Ancak başrol üstlendiği “Eyvah! Eski Kocam”

adlı dizi birinci bölümden sonra kaldırılır.

2004’te başlayan “Avrupa Yakası” senarist olarak

ünlenip Aslı rolüyle oyunculukta da şeytanın bacağını

kıracağı gerçek bir dönüm noktası olur Gülse Birsel’in

hayatında… Yalnızca onun mu? Gelip geçen, kalan

giden bütün oyuncularının, hatta hatta seyircilerinin

de…

Dört kişilik Sütçüoğlu ailesinin maceralarıyla

başlayıp, şahane Hümeyra ve Gazanfer Özcan’ın ’yeniden

doğuşunu’ müjdeleyen dizi yıldan yıla değişir,

gelişir, beğenelim beğenmeyelim güzel Türkçemize yeni

yeni sözcükler ve espriler katar. “Oha falan oldum” mu

istersiniz, “Oldu, gözlerim doldu” mu… Gülse Birsel

iyi bildiği bir çevrenin yaşam tarzını anlatırken

herkesi kıyısından köşesinden bir şekilde yakalamayı

başarır.

’Volkan’ Ata Demirer gider, ’Şesu’ Bülent Polat gider,

’tiki kız Selin’ Evrim Akın gider, yerine Burhan’ı,

Gaffur’u, Sacit’i, Makbule’yi yaratır Gülse Birsel. Ve

Engin Günaydın, Peker Açıkalın, Tolga Çevik, Hasibe

Eren gibi dört iyi oyuncuyu daha katar bünyeye.

Herkesin birbirine Gaffur’un ağzından “Beni beğenmiyor

musun?” dediği bir devir açılmıştır kaçınılmaz

olarak…

Gelgelelim, bu yıl da son yılların en büyük TV

fenomenlerinden Gaffur çıkıverdi diziden, buna

karşılık Şahika (Binnur Kaya) ve Cesur (Gürgen Öz)

geldi. “Giden gider, kalan sağlar bizimdir” deyip

yoluna devam ediyor Gülse Birsel ısrar, inat ve müthiş

bir güvenle. Nitekim tutturuyor da her seferinde.

Komedi kadına yakışır mı yakışmaz mı? tartışmalarını

delip geçmiş, ülkenin yıllardır en çok izlenen komedi

dizisini yazmış, o güvenmesin de kim güvensin kendine?

Yazar: Asu Maro

Kaynak: http://Milliyet

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>