Rehberiniz-Zeka bir işe yarar mı?

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest


iyimeslek.com ailesi olarak “Zeka bir işe yarar mı?” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Zeka bir işe yarar mı?

ZEKA BİR İŞE YARAR MI?

Röportaj yapıyorum. Karşımda hakiki bir aptal oturuyor. Ve maalesef de çok konuşan bir aptal. Her şeye atlayan, her şeye bir lafı olan… Yirmi yaşında, her şeyi keşfetmiş, her şeyi öğrenmiş ve kemale ermiş! O kadar çok çok çok bilmiş ki günde üç posta dövsen doyamayacağın türden. Kendini müthiş sevimli, olmuş ve de zeki buluyor.

Zeki katiyen değil. Ortalamanın bile altında denilebilir. Ama ne olacak? Olmuş işte şahane bir şarkıcı! Dizilerde, filmlerde oynuyor… Ha bire röportaj yapılıyor… Aptal maptal ama istediği yere gelmiş. Şan, şöhret! En azından benden kat be kat fazla para kazanıyor.

Neyse. Mevzu para değil bu sefer. Zeka!

Bu kadar peşinde olunan ama sahibine hiç faydası olmayan başka bir şey var mıdır? Hani överiz falan karşımızdakini çok zekisin falan diye ama mesela zeki olduğu için ekstradan sevilen… Ekstradan para verilen… Çoluğumuz çocuğumuz zeki olsun diye evlenilen… Bu yüzden tercih edilen?

Yok öyle bir şey.

Vasatların şansı daha yüksek! Her konuda… Her yere çekebilirsin bir vasatı… Ama zekiyi? İtemezsin, kakamazsın, laf edemezsin… Bir baş belasıdır!

O zaten için için de yanar bütün ömrü boyunca. Zekası onu kurutmuş, yemiş bitirmiştir zaten. Sen ne yapsan işlemez.

Çünkü zeki insan belli etmese de kendini beğenmiştir. Her işe, herkese gönül indirmek istemez. İş beğenmez, okul beğenmez, yer beğenmez, yurt beğenmez, eş beğenmez. Katlanır sadece! Harcandığını düşünür düşünür dertlenir. Kendi dertlendiği yetmez etrafındakilerin hayatını da bir ıstıraba dönüştürür.

Istırabı sadece yer, yurt, eş yüzünden değildir. Etrafı aptallarla doludur. Ha bire onların aptallıklarını düzeltir. Düzeltmeye mecbur kalır. Neden? Aptallığı ilk fark eden odur da ondan. Bu yüzden ilk yardım yine ondan gelecektir.

Ama ah işte o aptal kuyusu da bir türlü kurumak bilmez ki!

Bir zeki, bir aptal karşısında aptaldan daha çaresizdir. Çünkü aptal bir çare peşinde değildir zaten. O pek şeyin farkında değildir. Farkında oldukları ona yeter de artar.

Zeki ise çaresizdir. Herkesin henüz emeklediği yerlerden o çoktan geçmiştir. Aptalların beceriksiz maceralarını dinlemek hakiki bir işkencedir. Çaresizdir çünkü aptallık çirkinlik gibi zorlayarak da olsa düzeltilebilen bir şey değildir. Zayıfla, makyaj yap, güzel giyin denilebilir bir çirkine ama aptala ne diyeceksin? Ne diyeceksin? Onun modeli böyle işte.

Genç zekiler en çok ıstırap çekenlerdir. Çünkü kalabalıktan ­yani aptallardan- kendilerini soyutlayabilecekleri ortama henüz kavuşamamışlardır. Kalabalık içinde öğrenmek zorundadırlar. Tamam, geç! Anladım! Tekrar edip durma aynı şeyi! Zekinin kafasından başka tek bir cümle geçmez. Aptallara nefretleri her geçen gün büyür. Çoook sıkılırlar çoook.

Delikanlı zeki kendini beğenmişliğin doruk noktasındadır. Herkesin kapasitesini bilir artık onlar. Bir çırpıda. Şıp diye anlarlar. Bilmek onu mutlu eder mi? Etmez. Sürpriz yoktur.

Zekinin derdi mutsuzluk değildir. Esas derdi sıkıntıdır onun. Çoğu yerde çoğu zaman sessiz kalmak zorundadır. Kendine ait olmayan düşünceleri kendine ait olmayan bir sesle ifade eder. Mecburdur. Çünkü diyeceği her fazladan kelime karşısındakinin aptallığına işaret edecektir. E bu da sosyal ilişki babında pek hoş bir şey değildir. İnsanlar çirkinliklerini kabul edebilirler ama aptallıklarını?

Fakat tabii yapacak pek bir şey de yoktur. Zeka başlı başına bir küstahlıktır esasında. Sahibi bu küstahlığı istediği kadar gemlesin, cici olsun, sessiz olsun o bir doğanın küstahlığı olarak öyle bir abide gibi durur.

Zeka sahibini de etrafını da yakan bir ateştir. Bir zekinin mutluluğu ancak olgunluğunda ortaya çıkar.

Aptallık karşısındaki çaresizliği onu tuhaf bir yola sokar. Aptallığın güzelliğini bulmaya çalışır! Naifliğin yumuşaklığına bırakır kendini… Bir bütün peşinde koşmaz artık. Kiminin güzelliği, kiminin laf ebeliği, kiminin becerisidir onu heyecanlandıran. Hatta başlı başına bir aptal, onu saatlerce eğlendirebilir. Bir zekinin yaşlanarak becerip becerebileceği en güzel şey budur. Bütün peşinde koşmaktan vazgeçmek.

Bu yüzden olabiliyorlarsa, yaşlı zeki erkekler ve kadınlar genç, güzel ve hakiki aptal kız ve oğlanlarla beraber olurlar. Çünkü akılla dudak birleşmek zorunda değildir artık onlar için. Dudak, dudak olarak da tek başına varlığını sürdürebilir. Veya neşe, neşe olarak. Gözyaşı gözyaşı olarak. İlla zekayı da göreceğiz bu dudakların, neşenin, gözyaşının içinde diye bir dertleri kalmamıştır. Zeka kitaplarda zaten her şekilde daha parlak bir şekilde vardır.

Bu yüzden, çocuklarınız süper zeki değil diye hayıflanmayın sakın. Zeki olduğunu düşünüyorsanız mümkün olduğunda bulgur, hamur falan yedirin. Gelişmesin. Her damla fazla zeka bir ömür acı demek…

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir