Rehberiniz-Yurdum insanına uygun yönetici olmak…

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Yurdum insanına uygun yönetici olmak…” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Yurdum insanına uygun yönetici olmak…

MURAT TOKTAMIŞOĞLU

turkey90 İÇİN YAZDI.

Light, 1 kalorilik erkek gibi yönetici değil, Taş Fırın Erkeği gibi yönetici olmalısınız…

Yönetim ve yönetici krizi yaşamıyor muyuz? Yaşıyoruz. O zaman neden yurdum insanına uygun yöneticinin nasıl olması gerektiğini düşünmüyoruz? Sık yazılan ve söylenenlerin aksine yurdum insanı, Türk insanı batı tipi katılımcı yönetim, paylaşımcı, demokratik yönetici mi arıyor diye düşünüyorsunuz? Belki de yanılıyorsunuz.

Yurdum insanı için etkili yönetici kötü yöneticidir. Sevilen bir yönetici olabilirsiniz, paylaşımcı, takım ruhuna inanan, katılımcı model uygulayabilirsiniz bunların hepsi sizi sevilen bir yönetici yapar. Ancak sevilmeniz etkili olmanız anlamına gelmez. Aksine sevilen yönetici iseniz muhtemelen etkili de değilsiniz demektir. Başarılı olmak için yurdum insanına uygun KÖTÜ YÖNETİCİ (!) olmalısınız.

Alın işte size sevgili dostum Mehmet Auf ile yazdığımız “Kötü Yöneticinin El Kitabı”nda yer alan yurdum insanına uygun kötü yönetici olmanın anayasasını sunuyoruz:

Yurdum İnsanına Uygun Yöneticinin Tanımı:

Benim yöneticimin ilk yapması gereken her konunun kendisinde başlayıp aynı yerde bittiği yaklaşımını açık ve net bir şekilde uygulamaya koymasıdır. Çalışanlarıyla arasında açık iletişim kanalları kurulmasına kesinlikle engel olmalı ve emirleri vasıtasıyla çalıştırmalıdır. Emirlerinin hiç bir şekilde tartışılmayacağını gerekiyorsa birkaç kişinin başını yakarak göstermelidir.

Çalışanlarının fikir, bilgi ve deneyimleri kendisine zaten fayda sağlamayacağı için anlamsız tartışma ve iletişimin önü kesilecek ve kurum dikensiz gül bahçesine dönüşecektir. Yönetici isteğini sadece bir kere anlatmalı ve anlamadığı yerlerle iligili soru sorma çılgınlığını gösteren çalışanlarını herkesin önünde yerin dibine sokmalıdır. Sizin sadece emir vermek ve hesap sormak için iletişim kurduğunuzu bilen çalışanlarınız olabildiğince sizden uzak durmaya çalışacak ve fırça yememek için üretkenliklerini en üst noktaya çekmek zorunda kalacaklardır.

1. LIGHT’lığın lüzümu yok: Bugün birçok yönetici, yönetici kimliğini unutmuş durumda. Daha doğrusu onlara unutturdular. Modern yönetim uygulamaları kandırmacasıyla, katılımcılık, paylaşımcılık, lider yöneticilik yutturmacalarıyla sizi kandırdılar. Etkili yöneticiliği yanlış tarif ettiler. Tüm bunlar siz etkili yönetip başarılı olmayın diye yapıldı. Yöneticilik, patronluk sizin genlerinizde var. Siz yönetmek için yaratılmışsınız zaten.

Unutmayın siz bir yöneticisiniz ve doğal olarak da patronsunuz, yani mükemmelsiniz.

Çalışanlarınız ise sadece “Onlar” Bu nedenle onları çok da fazla önemsemeyin…

2. Etkili olun: Etkili yönetici, astlarınca kötü gözle görülür, o nedenle etkili yönetici kötü yöneticidir. Yani kötü insan olarak görülür. Varsın olsun, önemli olan etkili şekilde yönetmektir. Siz sevilmek zorunda değilsiniz. Siz iyi yönetmek, başarılı ve kalıcı olmak zorundasınız.

3. Patronun siz olduğunu herkes bilmeli:

İyi patron olmak için birinci kural; zor adam olmaktır. Her detaya inmeli ve sonuçta tek siz karar vermelisiniz. Yetki devretmiş gibi görünseniz bile her şey sizin kontrolünüz altında olmalı. “Dediğiniz dedik çaldığınız düdük” olmalıdır.

4. Göreviniz ceza:

Yöneticinin görevi planlar yapmak, bunların uygulanması için personeli desteklemek, gerekli sistem ve ortamı yaratmak değildir. Görev, işlerin yapılıp yapılmadığını sıkı şekilde denetlemek ve yapılmadığı zaman cezalandırmaktır.

5. Çatışmaları sevin: Çatışma mı? Çatışmalara bayılmalısınız. İşyerinde çalışanlar arasında problemlerin ortaya çıkması sizin kıymetinizin ortaya çıkması açısından oldukça faydalıdır. Personelinizin arasındaki çatışmalardan memnun olmalısınız. Buna engel olmayın.

6. Uzlaşmayın: OECD’nin yaptığı bir araştırmaya göre biz uzlaşmayı sevmiyormuşuz. Neden sevmeyelim ki canım, bizim istediğimiz olursa uzlaşırız tabi. Sizin istediğiniz olmadan uzlaşmayın.

7. Sadece kendinize güvenin: Ne demişler “Babana bile güvenme”. Güzel bir söz… Boşuna dememiş atalarımız. Güveni boşverin ve sırtınızı sağlama almaya çalışın. Temelde iki şeye güvenmelisiniz: 1. Kendinize 2. Yine kendinize

8. Ne motivasyonu?: Bir çalışanı en çok bir işe sahip olması motive eder. Yönetici olarak bir çalışandan esas olarak öğrenmek istediğiniz, onu neyin motive ettiği değil, neyin en çok korkuttuğudur.

9. Açık kapı politikası uygulayın: Bazıları iyi yöneticinin kapısının sürekli açık olması gerektiğini, ulaşılabilir olması gerektiğini söylerler. Ancak, açık kapı cereyan yapar. Bizce kapılarınızı açık bırakmanızın bir sakıncası yok yeter ki siz içeride olmayın.

10. Duygusuz olun: Duygular mı? Onlar da neymiş? İşle ilgili olumsuz duygular mı? Siz personeliniz sizi veya kurumu sevmesini istemiyorsunuz ki. Onlar kalplerinin değil mantıklarının sesini dinlemeliler.

11. Dolaylı iletişin: Yurdum insanı söylemez, söylenir. Biz “Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla” felsefesini uygularız. Etkili bir yönetici olmak için de bu felsefeden vazgeçmemelisiniz. Sizin elemanlarınıza doğrudan söyleyebileceğiniz bir şey yoktur.

12. İnisiyatif vermeyin: İnisiyatif de ne demekmiş? Teoride, çalışanların kendi kendilerine karar almaları ve uygulamaları olduğu söyleniyor. Peki siz orada necisiniz? Siz neyi yöneteceksiniz? Eğer insanlar kendi kendilerini yönteceklerse, yönetebileceklerse size ne ihtiyaç var?

13. Zamanını bekleyin: Yapılması gerekli işin, yapılması gerekli zamanda, yerde, doğru ve tam olarak yapılması önemlidir. Bu nedenle “Yumurta kapıya gelmeden” iş yapmayınız. Çünkü olmuş ile olacağa çare yoktur. Neyin önlemini alacaksınız ki? Yurdum insanı gayet iyi bilir ki “Kul sıkışmayıca hızır yetişmezmiş”.

14. Yaratıcıları yerebatırın: Her ne kadar yenilik ve yaratıcı düşüncenin şirketler için yararlı olduğu söylense de, bu fikirlerin kimden çıktığı önem taşır. Eğer yaratıcı, yenilikçi fikirler sizden çıkmış ve kabul görmüşse sorun yok. Fakat ya elemanlarınızdan böyle fikirler çıkarsa ne yapacaksınız? Şunu; dışlayacak, bastıracak, iteleyecek, kakalayacak ve yere batıracaksınız. “Eski köye yeni adet mi getiriyorsun?” “De geeet” “İcat mı çıkarıyorsun?” “Atma Recep din kardeşiyiz” “Senin başka işin yok mu?” “Git oradan” “Anlat, anlat hoşuma gidiyor”

15. Karizmayı çizdirmeyin: Biliyorsunuz görünüş her şeydir. Beyninizin içinin dolu olması değil, dış görünüşünüz her zaman için daha önemlidir. Fikirsel değil, fiziksel karizmaya sahip olun. Çünkü fikir üretmek, fikirlerle insanları etkilemek zor ve yorucu bir iştir.

16. Stratejik yönetim: Ana stratejiniz birilerini takip ve taklit etmek olmalıdır. Bu, bugüne kadar hep işe yaramıştır. Zahmete girmeyin ve stratejinizi taklit üstüne kurun. Denenmiş ve ispatlanmış şeyleri taklit etmek en güvenli stratejidir. Zaten strateji risk almamak demektir.

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>