Rehberiniz-Yumurtasız omlet ile hukuksuz çağdaşlık, ne güzel arkadaşlık!

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Yumurtasız omlet ile hukuksuz çağdaşlık, ne güzel arkadaşlık!” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Yumurtasız omlet ile hukuksuz çağdaşlık, ne güzel arkadaşlık!

Yumurtasız omletle hukuksuz bir çağdaşlık, ne harika adaşlık…

Gerçek bir demokrasiye daha 100 yıl önce geçmiş ülkelerden birinin limanı açıklarında, ihraç edilecek mallarla yüklü bir şilep batıvermiş.

Geminin kasasında bazı çok değerli şeyler de varmış ve onları mutlaka kurtarmak gerekiyormuş.

Henüz daha balıkadamların ortaya çıkmadığı bir dönemde; dalgıçlar da, liman yönetimiyle anlaşamadıkları için grev halindeymişler.

Liman yöneticileri, gemiye inmeyi kabul edecek amatör dalgıçlara büyük ödüller vaat etmeye başlamışlar.

* * *

Bu vaatleri duyan, her çapraşık sorunu çözme meraklısı bir akıldane, liman yöneticilerinin kapısına dayanmış:

– Ben, demiş; dalgıçlığa talip olmaya gelmedim. Ama tanıdığım öyle biri var ki, mutlaka üstesinden gelir bu işin?

Liman yönetimi başkanı, hemen sormuş:





* * *

Liman yönetimi, alelacele buldurup çağırmış Cifcof ustayı.

Ancak Cifcof usta, dalgıçlık nedir bilmiyormuş.

Anlatmaya başlamışlar ona dalgıçlığın ne olduğunu:

– Önce özel dalgıç giysilerini giyeceksin; başına da, önü camdan çelik dalgıç başlığını geçireceksin. Sonra geminin battığı yere inip, onun içine gireceksin ve kasayı açarak içindekileri alacaksın. Şayet ters bir şey olur da, zora düşersen; dalgıç giysisi

* * *

Cifcof usta, heyecanlı heyecanlı sormuş:



O zamanın parasıyla, 100 YTL’ye eşit bir miktar söylemişler.

Cifcof usta sevinçle:



Ve inmiş şilebin battığı yere.

* * *

Ancak Cifcof ustanın denizin dibine inmesinden sonra henüz daha 5 dakika bile geçmeden, cankurtaran ipi hızlı hızlı çekilmeye başlamış.

Liman görevlileri, çarçabuk yukarı çekmişler Cifcof ustayı ve başındaki dalgıç başlığını çıkararak sormuşlar:



* * *

Cifcof usta:

– Şu başıma geçirdiğiniz Allah’ın belası maskaralıkla, demiş; kasayı açmak için ne zaman ellerime tükürmeye kalksam, kendi suratıma tükürmeye başladım.

* * *

Bilemeyiz yeni hükümetin üyeleri de, böyle bir fıkranın tadına varıp, arada sırada anlatırlar mı birbirlerine…

* * *

İsmet Berkan’ın dünkü Radikal’deki başyazısı şu cümleyle bitiyordu:

… bir Ankara gecesinin ardından, Türkiye’de artık iki devlet olup olmadığı şüphesiyle ayrılıyorum bu şehirden

* * *

Kadının biri uykusunda düşler görürken, birden yatak odasının penceresi açılmış ve çırılçıplak tecavüze hazır genç bir erkek atlayıp girmiş içeri.

* * *

Kadın bağırmaya başlamış:



Pencereden içeri giren genç erkek, usul bir sesle:

– Ben nereden bileyim, demiş; kâbusu gören ben değil, sizsiniz…

* * *

Ankara’da iki devlet olup olmadığı şüphesi yaygın…

Acaba hangi taraf bir kâbus görmede; yoksa her ikisi birden mi?

* * *

Fenerbahçe Parkı’nın Adalar’a bakan yönündeki rıhtımlarında; bazı amatör balıkçılar, oltalarının mesinasını oldukça uzaklara atarak istavrit yakalamaya uğraşıyorlar.

Ne var ki martılar, olta yemlerini kapmaya daha çabuk dalıyor ve olta iğnesine takılıyorlar.

Amatör balıkçılar da, balık yerine yakalanmış martıları çekmeye başlıyorlar oltalarıyla…

* * *

Bilmiyorum Ankara’da kime sormak gerekir:



* * *

Ve yine sevgili dost Av. Taner Aktop’tan bir fıkra…

Güpgünahsız bir adam, öldükten sonra cennete gitmiş; ama tutturmaya başlamış cennette:



Cennetteki melekler ne yapacaklarını şaşırmışlar:

– Aman etmeyin eylemeyin, demişler; burası tam cennet ılıklığında.



* * *

Adamı önce cehenneme daha yakın bir yere koymaya kalkmışlar, ama yine olmamış; adam yakınıp duruyormuş:



* * *

Güpgünahsız bir adamı, katran kazanlarının kaynadığı cehenneme göndermek de kolay değil.

Ne yapmalı ki adam üşüyor, titreyip duruyormuş cennette.

* * *

En sonunda, “isterse yine çıkartırız” diye, cehenneme koymuşlar adamı.

Kısa bir süre sonra da merak etmeye başlamışlar kendisini, acaba ne yapıyor, diye.

* * *

Birkaç melek, durumu anlamak için cehennemin kapısını aralayıp içeri bakmış.

Adam birden bağırmaya başlamış meleklere:

– Lütfen hemen kapatır mısınız şu kapıyı!

* * *

Belli olmaz bakarsınız, Başbakan Tayyip Bey’in de hoşuna gidebilir bu fıkra.

* * *

Paul Eluard’dan, Sabahattin Eyüboğlu çevirisi, bir şiirle bitirelim yazıyı:

Karartma

Kapılar tutulmuş neylersin

Neylersin içerde kalmışız

Yollar kesilmiş

Şehir yenilmiş neylersin

Açlıktır başlamış

Elde silah kalmamış neylersin

Neylersin karanlık da bastırmış

Sevişmezsin de neylersin

Yazar: Çetin altan

Kaynak: http://milliyet.com.tr

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>