Rehberiniz-Yükselen değer: Politik liderlik!

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest


iyimeslek.com ailesi olarak “Yükselen değer: Politik liderlik!” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Yükselen değer: Politik liderlik!

Politik olan yükseliyor

Politik liderlik son dönemin en önemli gerçeği…

Liderler de bu durumun bilincinde… Bu nedenle şirket politikalarını belirlemekle işe başlıyor, tüm takımı bu politikalar etrafında birleştirip, önemsiz konularla uğraşmayı bırakıyorlar. Paydaşlarıyla yaşadıkları çatışmaları ise kazan-kazan formülüyle çözmeyi tercih ediyorlar. Yönetim guruları da politik liderliğin son dönemde başarı yakalamada anahtar rol oynadığı görüşünde Capital’in yenibiris.com’la, 3 bin 508 kişinin katılımıyla gerçekleştirdiği anket de bu sapmayı destekliyor.. Anket sonuçlarına göre politik olmak verimliliği artırıp çatışmaları önlüyor. Polit liderlerin yönettiği şirketler ise sektörlerinde daha rekabetçi ve başarılı oluyor. Apple’ın CEO’su Tim Cook, iş dünyasının etkili ve başarılı liderlerinden biri… Uzun yıllar egosunu ve tüm çatışmaları bir kenara koyarak Steve Jobs’un yanında çalışmayı başardı. Sabırla liderlik yeteneklerini ve özgüvenini geliştirdi, bir sonraki CEO oldu.

Ünlü yönetim uzmanı Peter Fisk’e göre, zirveye çıkmış birçok başarılı lider gibi Cook da politik liderlik özelliklerini kullanarak diğer insanların gücüyle yaşamasını biliyor ancak zamanı gelince kendi gücüyle diğerlerini de etkileyebiliyor. Fisk, “Bu alçakgönüllülük ve işbirliğini ortaya koyma özelliklerinin yanında lider ve özgün bir kişilik olabilmek, büyük şirketlerin gelecek CEO’ları için oldukça kritik özellikler” diyor. Yönetim terminolojisinde “politik olmak”, şirket içinde ve dışında network oluşturmak, ilişki geliştirmek anlamına geliyor. Çoğu zaman iş dünyasında özel bir etki yaratan politik özellikleri güçlü liderler, güvene ve saygıya dayalı ilişki kurmayı biliyor, paydaşlarıyla yaşadıkları çatışmaları kazan-kazan formülüyle çözüyorlar. Çatışmaların geri dönülmez bir kısır döngüye girerek şiddetlenmesine fırsat vermiyor, problem odaklı düşünüp, ne olursa olsun karşısındakinin itibarını koruyorlar. Karşılığında da ihtiyaç duydukları bilgi ve desteği alıyorlar. Dünyanın en itibarlı yönetim guruları da kişilerin politik yeteneklerinin hem kendileri hem şirketleri için başarıyı elde etmede anahtar rol oynadığını savunuyor. Ünlü yönetim gurusu Jeffrey Pfeffer, “Politik liderler şirketlerinin ihtiyacı olan uzmanlıkla, herkesin faydasına olacak birtakım unsurları ustalıkla bir araya getirdiklerinde başarı da geliyor. Bunun tersine, bazen de politik yeteneklerin eksikliğinden dolayı gelecek vaat eden bir kariyer sendeleyebiliyor” diyor.

Kariyer için anahtar

İş dünyasında bugüne kadar politik olmanın algısı çok da olumlu değildi. Hatta çoğu zaman kendi çıkarları için başkalarına dürüst olmamakla karıştırıldı. Ancak Pfeffer, “Böyle düşünenler daha fazla yanılamazlar” diyor, ardından da ekliyor: “Politik olmak işte kazan-kazan sonucunu doğuran çok önemli bir vasıf. Kişiler sadece işte gösterdikleri performansla değil aynı zamanda kurdukları doğru ve dengeli iletişimle başarıyı yakalayabilir.” Msearch INAC Kurucu Başkanı Ali Midillili de politik liderlerin katılımcı yönüne dikkat çekiyor. “Hedefi çalışanları ile paylaşıyor, kendilerini bekleyen tehdit ve fırsatlara yönelik kurum stratejisi doğrultusunda onların desteğini istiyorlar. Sürekli ekiplerini motive ediyorlar” diyor.

Amrop International Türkiye Yönetici Ortağı Dr. Yeşim Todik Akiş de politik olmanın değişik paydaşlarla ilişkileri yönetmek anlamına geldiğinde başarı için olmazsa olmaz olduğunu söylüyor. PWC İnsan Kaynakları Hizmetleri Direktörü Murat Demiroğlu ise politik liderlerin çoklu paydaş yönetiminde çok iyi olduklarını ifade ediyor. Sadece sermayedarın yanında değil, çalışanların, müşteri ve iş ortaklarını da gözeterek hareket edebildiklerini anlatıyor. “Karşı karşıya kalmaktansa omuz omuza vermeyi, işbirliği ortamı yaratarak ortak akıl ve çıkara odaklanmayı sağlayabiliyorlar” diye konuşuyor. Capital’in yenibiris.com

sitesi üzerinden 3 bin 508 kişinin katılımıyla gerçekleştirdiği ortak çalışma da bu durumu gözler önüne seriyor. Anket sonuçlarına göre iş yerinde politik olmak ilişkileri iyi yönetmek, stratejik olmak ve çıkarları gözetmek anlamına geliyor. Politik olmanın iş yerinde verimliliği artırdığı ve çatışmaları önlediği kanısı hakim. Ankete katılanların yüzde 62,1’i bu görüşte. Politik liderlerin yönettiği şirketlerin sektörlerinde daha rekabetçi ve başarılı olduğuna yönelik güçlü bir algı da var. Anketin katılımcıları da yüzde 71,5 oranında bu algıyı paylaştığını ifade ediyor.

Şirketteki sosyal dinamikler

Kariyer basamaklarını tırmanmak için de şirket politikalarında başarılı olmak gerekiyor. Ankete katılanların yüzde 77’si de politik olmanın başarılı bir kariyer için anahtar kriter olduğunu düşünüyor. Türk iş dünyasında başarılı politik liderlerin, şirket politikalarının önemini anlamasıyla başarıyı yakaladıkları görülüyor. Sofra Grubu CEO’su Yaşar Büyükçetin, kariyerinin ilk başlarında şirket genel politikalarıyla ciddi şekilde mücadele ettiğini itiraf ediyor. “Bazı politikaların değiştirilmesi gerektiğini düşünüyordum” diyen Büyükçetin, sonrasında neler olduğunu da şöyle anlatıyor: “Ancak, zaman gösteriyor ki bu politikaların arkasında gerçekten ciddi bir deneyim yatıyor ve uygulandığında hedefe çok daha kolay ulaşıyorsunuz. Şirket politikalarını anlayıp uyguladığımız zaman zirve çok daha kolay.” CEVA Türkiye ve Balkanlar Genel Müdürü Aslan Uzun da kariyerinin ilk dönemlerinde, kendisine kılavuzluk yapacak olan şirket politikaları ile tanıştığını belirtiyor. “Bunun önemini kavradığım gün yöneticiliğe ilk adımı attığımı düşünüyorum” diyor. İpragaz Genel Müdürü Selim Şiper de “Eğer iş hayatına atılırken, şirket politikalarının yani, vizyon, misyon, ortak değerler ve stratejilerinin farkında değilseniz, baştan kayıptasınız demektir” diye konuşuyor.

Ne zaman politıkleşiyorlar?

Politik liderlik özelliklerini kazanma sürecine gelince… Uzmanlara göre, yükselişteki yöneticiler kariyerlerinde 2 kez organizasyon yönetmelerine fırsat veren büyük testlerle karşılaşıyor. İlk test kariyerlerinin 5 ya da 7’nci yılından sonra geliyor. Bu dönemde kişiler kendi bireysel performanslarından çok etrafındaki insanlar üzerinden ne başarabileceklerini görebilecek sorumluluklar almaya başlıyor.

İkinci test ise genellikle kariyerlerinin 15-20’nci yılında karşılarına çıkıyor. Yönetim danışmanı Bonnie Wentworth’a göre, bu dönemde kişiler daha üst rollere tırmanıp, daha fazla görünürlük kazanıyor. Bu noktada da Wentworth, “İlerleyen yıllarda kişilerin hatalar için daha az şansı var. Teknik yetenekleri de başarılı bir kariyer için fazlasıyla gereksiz hale gelmiş oluyor” sözleriyle duruma açıklık getiriyor. Murat Demiroğlu da tepe yönetime doğru ilerledikçe, işlerden ziyade rollerin tanımlı olduğu, değişen koşullara uyum sağlamanın gerektiği noktada politik liderlik özelliklerine ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor. “Politik olmak pek çok konuda karar alma, çok çeşitli kişi ve gruplardan hesap sorma ve hesap verme arttıkça daha fazla önem kazanır” diyor.

En politik lider kent

Türk iş liderleri arasında politik liderlik özellikleriyle en çok ön plana çıkan isim uzmanlara göre Coca-Cola CEO’su Muhtar Kent. Hatta bir uzman, “Sadece Türkiye’de değil, dünyada network kullanma ve insanlarla samimi şekilde ilgilenme konusunda bence en iyi ‘benchmark’ Muhtar Kent’tir. Kendisinin dünyanın en büyük iki ekonomisi arasındaki iş ilişkilerini geliştirmeye odaklı Amerika-Çin İş Konseyi Başkanı da seçildiğini özellikle vurgulamak isterim” diyor. Türkiye’nin alanında lider şirketlerinin yanı sıra dev kuruluşları çatısı altında toplayan holdinglerinin yöneticileri de politik liderler arasında gösteriliyor. Koç Holding CEO’su Turgay Durak, Turkcell CEO’su Süreyya Ciliv, Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen, Unilever Türkiye CEO’su İzzet Karaca ve P&G Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Saffet Karpat politik liderler listesinin en başarılı isimleri arasında sıralanıyor. Bir yönetim uzmanı Koç Holding CEO’su Turgay Durak’ı Ford gibi bir dünya devinin ve Koç gibi yerel bir devin tüm iç politika virajlarını dönmeyi başardığı için çok başarılı bulduğunu ifade ediyor. “Bu virajlardan sağ çıkmak bir mühendis için kolay değildir” diye de ekliyor. Bir başka uzman da Turkcell CEO’su Süreyya Ciliv’in politik liderler arenasında ön saflarda yer aldığını belirtiyor. Nedenlerini de şöyle sıralıyor: “Çok karışık ve kaotik bir ortaklık yapısını, yönetim kuruluna rağmen yönetiyor. Şirketin başında yara almadan gidiyor.”

Çok uluslu şirket avantajı

Uzmanlara göre uluslararası şirketlerde çalışan yöneticilerin politik liderlik özelliği sergileyebilmesi daha kolay. Egon Zehnder International Yönetici Ortağı Murat Yeşildere, çok uluslu şirketlerin çalışma sisteminin daha politik ve diplomatik liderlik özellikleri gerektirdiğini belirtiyor. “Çünkü onların sistemlerinde birden çok patron var. Oradaki sistem bir şekilde yöneticiyi disipline ediyor. Orada daha çok politik ve diplomat liderler çalışıyor. Bu bir gereksinim, başka şekilde ilerleme şansınız yok. Örneğin Türkiye’deki lokal şirketlerde egoyu pompalayan, merkezi karar verme güdüsü olan bir sistem varken, uluslararası şirketlerde isteseniz de bunu uygulayamazsınız.

Çünkü hep daha iyi bilen birileri vardır. Belli kararların ortak düşünülerek ve pazarlık yapılarak verilmesi isteniyor. Yöneticiler her cephede savaşmak yerine öncelikli cephelerde diplomasi yapıyor, gri tonlar burada devreye giriyor” diyor.Unilever ve P&G gibi çok uluslu şirketlerin üst düzey yöneticileri de politik liderlik özellikleriyle dikkat çekiyor. Uzmanlar bu durumun çok doğal olduğunu ifade ediyor. Özellikle çok uluslu yapılarda yıllar boyu lider olmayı başaran bu isimlerin, bu başarıyı gösterebilmelerinin nedenini de çok sıkı politik liderlik özelliklerine sahip olmalarına bağlıyorlar.

Giderek önemi artıyor

Son dönemde politik olmanın önemi de giderek artıyor. Yenibiris.com’un Capital için gerçekleştirdiği anket de bu durumu doğruluyor. Katılımcıların yüzde 90,3’ü de bu yönde görüş belirtiyor. Peki politik olmak neden daha önemli hale geldi? Anket bu soruya da yanıt veriyor. Katılımcıların yüzde 31,8’i artık direkt olmanın fayda sağlamadığını bazı konularda politik olmayı bilmek gerektiğini düşünüyor. Yüzde 22,5’i “Gereksiz konularda kavga etmek yerine politik olmak kazandırıyor” diyor. Yüzde 20,1’lik bir oran da iş yerinde rekabetin eskisinden daha çetin hale gelmesi nedeniyle politik olmanın öneminin arttığını ifade ediyor. “Yeni dönemde güç kazanmak için politik olmak da gerekli” diyenlerin oranı da yüzde 16,5. Murat Yeşildere’ye göre de önümüzdeki dönemde liderlerin egoya kapılmadan mütevazı olabilmeyi bilmeleri gerekiyor. Yeşildere, “Aksi takdirde tepedeki iletişim ve işbirliği çok zorlaşıyor” diyor. Murat Demiroğlu, günümüz iş ortamında kişisel network’ün artan önem ve etkisinin farkında olunması gerektiğini belirtiyor. “Çalışanlar, güvenilirlik, hesap verebilirlik, sorumluluk tarzı değerlerin hayattaki yerini ve kullanımını ne kadar erken fark ederlerse o kadar yol kat edebilirler” diye konuşuyor.

KARİYERİN 4 BASAMAĞI

DAVE ULRİCH / YÖNETİM GURUSU

TEKNİK BİLGİ YETMİYOR

Kariyerde politik olmanın 4 basamağı olur. İlk basamak öğrenmek. Burada çalışanlar politik işaretleri okumayı öğrenir, şirket politikalarını ve organizasyon yapısını tanırlar. İkinci aşamada başarılı olmak için sadece bir konuda teknik bilginin yeterli olmadığını fark ederler. Başarının aynı zamanda kültürel ve politik hassasiyetleri de barındırdığını anlarlar.

ANAHTAR NOKTADAKİLER

Böylelikle anahtar noktadaki karar alıcılarla nasıl iletişime geçmeleri ve bağ kurmaları gerektiğini öğrenirler. Üçüncü aşama yönetim seviyesinde olur. Burada diğerlerini yönetmek ve lider olarak saygı kazanmak için politik networkler oluşturulması gerekir.

YÖN VEREN POZİSYON

Dördüncü basamak ise geleceğe yön veren pozisyon. Burada yöneticilerin organizasyonun politik ve kültürel gerçekliklerini fark etmesi şart. Sadece kurum içindeki politik konuları değil, denetim, tedarikçi, müşteriler, yatırımcılar ve toplumla ilgili politik konulara da hakim olmaları gerekir. Tüm bunları gerçekleştiren liderler politik liderlik açısından başarılı bir noktaya ulaşır.

BAŞARİ İÇİN 3 UNSUR

Bugünün iş dünyasında politik olmak geçmişe kıyasla daha da önemli. Bugün başarılı olabilmek için 3 unsur gerekiyor. Bunlardan birincisi teknik uzmanlık, yani yapılan işle ilgili derin bir bilgi ya da bilgiye ulaşım. İkincisi kültürel hassasiyet, üçüncüsü de politik olmak. Burada diğer insanlarla çalışmak ve gerekli desteği almak çok önemli.

BASKIYI SÜNGER GİBİ EMERLER

MURAT YEŞİLDERE / EGON ZEHNDER INTERNATIONAL YÖNETİCİ ORTAĞI

DİPLOMATLAR

Ben politik liderleri daha çok diplomat liderler olarak tanımlamayı tercih ediyorum. Bu liderler içerde çalışılabilir bir ortam sağlıyor, değişik taraflardan gelen baskıyı sünger gibi emebiliyor.

MUTEVAZILER

Diplomat liderlerin en önemli özellikleri mütevazi olmaları. Karşı tarafa baskıcı bir egoyla yaklaşmazlar. Ortak akla bağlı çalışırlar. Toplumun etrafındaki paydaşlardan network oluşturur, sonra bunu çalıştırmak için kişisel bir gayret sarf ederler.

BİREYSEL DEĞİLLER GRİ TONLAR

Türkiye’de ise işbirlikçi münazara kültürü yeterince gelişmiş değil. Bizde kararlar siyahta veya beyazda oluşuyor. Ortak payda olan gri tonlarda buluşulamıyor. Bu sebeple hep masada birileri kaybettiğini düşünüyor, kendini kötü hissediyor.

GEREKSİZ MÜCADELE

Bu da gereksiz mücadele ve güç savaşına girmeye neden oluyor. Oysa ortak bir şeyler yapma motivasyonu olsa iş kolaylaşacak. Diplomat liderler işte bu noktada farklarını ortaya koyuyor. Gri tonlarda buluşmayı biliyorlar.

NASIL ÇALIŞIYORLAR ?

İYİ LİDERİN TANIMI

Sofra Grubu CEO’su Yaşar Büyükçetin, günümüz dünyasında şirket dinamiklerini yönetmenin 2 yolu olduğunu düşünüyor. Bunları “duygusal dinamikler ile bilimsel ve de nedensel dinamikler” olarak açıklıyor. Hiçbir şirketin yalnızca matematiğe dayanarak yönetilemeyeceğini de belirten Büyükçetin, “Zamanın şartlarına ve duruma göre çok iyi bir karışım yapmanız gerekiyor. Aslında bence bu yönetici ve iyi bir lider olabilmenin tanımı” diyor.

SEZİNLERSİNİZ

İpragaz Genel Müdürü Selim Şiper, şirket dinamiklerini “Elle tutulmaz, gözle görülmez bir bulut gibidir. Adeta havaya asılı kalmıştır. Görmez, duymaz ama sezinlersiniz. İçgüdüsel olarak bu esintiye, eğilime göre vaziyet alırsınız” sözleriyle tanımlıyor. Şirket içinde fikir ayrılıklarını ve çatışmaları nasıl yönettiğini şöyle anlatıyor, “Ben, direkt olarak sorunlara veya fikir ayrılıklarına müdahil olmak yerine, bir nevi koçluk ederek, tarafların kendi aralarında anlaşmalarını sağlamaya gayret ederim. Gerekirse kendimi müşterek hedef haline getirmek pahasına, esasen onların aynı gemide olduklarını hissettirmeye çalışırım.”

Yazar: Nilüfer Gözütok

Kaynak: http://www.capital.com.tr

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir