Rehberiniz-Yüksel aytuğ’a kadınlardan tepki: olimpiyat yerine iç çamaşırı defilesi izlesin

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Yüksel aytuğ’a kadınlardan tepki: olimpiyat yerine iç çamaşırı defilesi izlesin” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Yüksel aytuğ’a kadınlardan tepki: olimpiyat yerine iç çamaşırı defilesi izlesin

Sabah Gazetesi’nin Günaydın ekinde yazan Yüksel Aytuğ’un olimpiyata katılan kadın sporcular için kullandığı ifadeler büyük tepki yarattı.

Yüksel Aytuğ’un “Kocaman omuzlar, küçücük kalçalar ve tahta gibi dümdüz göğüsler…” sözlerine Hürriyet dünyası’ndan Melis Alphan, Banu Tuna ve Şermin Terzi, Aytuğ gibi yazarlar sert tepki gösterdi.

İŞTE KADINLARI AYAĞA KALDIRAN AYTUĞ’UN O YAZISI:

Kadınlık olimpiyatlarda ölüyor

Ben kadın derneklerinin yerinde olsam, olimpiyat oyunlarını şiddetle protesto ederdim. Olimpiyat halkalarının altına kadınlık simgesi artı işaretlerini koyardım…

Bu duyguya kapılmam için kadınlar arası yüzme yarışlarını izlemem yetti. Havuzdaki hanımların, kadınlıkla bir ilgisi kalmamış gibiydi. Kocaman omuzlar, küçücük kalçalar ve tahta gibi dümdüz göğüsler… Eğer mayolarının farklı biçimi olmasa, hepsini erkek sanacaktım. Hele göğüsler… Kadınlığın, analığın, bereketin simgesi olan göğüsler, hızı engelleyen birer “safra” olarak görülmüş olmalı ki, çocukluktan bu yana adeta budanmış.

Bazı kadın ciritçileri, güllecileri, güreşçileri, haltercileri, boksörleri saymıyorum bile… Onların görüntüleri hepten içler acısı…

KADINA SPORTİF ŞİDDET

Gelelim, işin kadınları ilgilendiren asıl bölümüne:

Görünen o ki, bir kadının sportif başarısı, “erkeğe benzemesiyle” doğru orantılı. Yani pek çok branşta madalyaya giden yol “erkeğe dönüşmekten” geçiyor. Şimdi söyleyin bana, bir kadın bundan daha fazla nasıl aşağılanır?

Olimpiyat sporcularının bir atletten ziyade “üniformasız asker” olarak görüldüğü soğuk savaş döneminde, özellikle Doğu Bloku ülkelerinin kadın atletlerinin gerçekten kadın olup olmadığı tartışılırdı. Kullandıkları hormon ilaçları yüzünden bıyıklı kadın atletler (!) koşardı pistlerde. Doping ve diğer kimyasalların spor sahalarından uzaklaştırılması yolunda alınan önlemler ve denetim teknolojisinin gelişmesiyle, bu insanlık dışı çirkin görüntünün biraz önü alınır gibi oldu ama Londra Olimpiyatları’nda gördüm ki, madalya için “erkekleşmek zorunda bırakılan” pek çok kadına, üstü örtülü bir sportif şiddet uygulanıyor. Adeta kadınlıkları ellerinden alınıyor.

Size ütopik gelebilir ama bu konuda bir önerim var. Kadın sporcuların kronometre sonuçlarıyla yetinilmesin. Sıralama yapılırken sporcuların fiziksel görünümlerinin “kadına benzerliği oranında” artı ve eksi puanlar eklensin!..

Aksi halde kadın zarafetini ve nahifliğini, olimpiyat eliyle yok edeceğiz…

Hürriyet Dünyası’ndan Melis Alphan, Aytuğ’un yazısını yorumladı: HAZİN…

Ben kadın derneklerinin yerinde olsam… diye başlamış ya yazıya?

Kadın derneklerinin neyle ilgilendiği konusunda en ufak bir fikri olmadığı belli.

Yazı baştan aşağı faşizan, seksist, sadece kadınlardan değil, erkeklerden de zinhar uzak olması gereken bir bakış açısına sahip.

Hepimizin aklı, beyni çocuklukta nüfuz edilenlerle şekilleniyor. Ama sonra bir noktada silkelenip kendimize geliyoruz, değil mi?

Bu beyefendi o silkelenmeyi yaşayamamış. Barbie ve Ken efsanesinden kopamamış.

21’inci yüzyılda cinsiyet eşitliğinden bahsederken, kadınlar işgücüne hızla girip yeniden iktidarlarını kazanırken “Memesiz kadın sporcu olur mu?” edasıyla sosyolojik analiz yaptığını sananlar var.

Hakikaten hazin.

OLİMPİYAT YERİNE İÇ ÇAMAŞIRI DEFİLESİNİ İZLESİN

Sayın Aytuğ; olimpiyatlar yerine iç çamaşırı defilesi izleyiniz. Eminim büyük faydasını göreceksiniz

Hürriyet Dünyası’ndan Banu Tuna, Aytuğ’un yazısını yorumladı

Biz burada Türkiye’nin olimpiyatlardaki genel başarısızlığını dert ederken, ters köşeden ’tespit’ geldi: “Kadınlık Olimpiyatlarda ölüyor.” Buyurun buradan yakın bakalım.

Sayın Yüksel Aytuğ, Sabah Gazetesi’ndeki köşesinde buyurmuş: “Ben kadın derneklerinin yerinde olsam, olimpiyat oyunlarını şiddetle protesto ederdim. Bu duyguya kapılmam için kadınlar arası yüzme yarışlarını izlemem yetti. Havuzdaki hanımların, kadınlıkla bir ilgisi kalmamış gibiydi. Kocaman omuzlar, küçücük kalçalar ve tahta gibi dümdüz göğüsler… Kadınlığın, analığın, bereketin simgesi olan göğüsler, hızı engelleyen birer “safra” olarak görülmüş olmalı ki, çocukluktan bu yana adeta budanmış. Bazı kadın ciritçileri, güllecileri, güreşçileri, haltercileri, boksörleri saymıyorum bile… Onların görüntüleri hepten içler acısı…”

Ve ardından da eminim duysalar Olimpiyat Komitesi’ndekileri kasıklarını tuta tuta güldürecek bir öneri getirmiş: “Kadın sporcuların kronometre sonuçlarıyla yetinilmesin. Sıralama yapılırken sporcuların fiziksel görünümlerinin “kadına benzerliği oranında” artı ve eksi puanlar eklensin! Aksi halde kadın zarafetini ve nahifliğini, olimpiyat eliyle yok edeceğiz…”

Biz gülemiyoruz tabii, zira olay Türkiye’de geçiyor ve hiçbir şey hafife almaya gelmiyor.

İnsan şaşırıyor da bir yandan, hangi birine itiraz edeyim, isyan etmeye nereden başlayayım. Maddelesek mi acaba?

Kadınlığın kriterlerini belirleme imtiyazını beyefendiye kim vermiştir?

Kadın denince kafasında beliren sadece meme, kalça, bacak filan mıdır?

Kendisi olimpiyatları ne maksatla izlemektedir? Sportif meraklarla olmadığı ortada. Yüksel Aytuğ’a vaktini boşa harcamamasını, olimpiyat yerine iç çamaşırı defilelerini izlemesini şiddetle tavsiye ederim. Hatta kendisinden evvel davranıp şöyle bir çıkarım bile yaparım: Kadın zarafet ve nahifliğini Victoria’s Secret melekleri eliyle var edeceğiz!!

Kadın kamu malı mıdır ki, tercihleri üzerinde hak iddia edilmektedir? Bir kadın seks sembolü olmak yerine sporcu olmayı seçerse kamu huzurunu mu bozar?

KES O SAÇLARINI, KADINLIĞIN SİMGESİ!

Hürriyet Dünyası’ndan Şermin Terzi, tepki toplayan o yazıyı yorumladı

Yoldan geçen yaşlı bir teyzenin sizin uzun saçlarınızı görüp “Bu saçlar ne evladım, bunlar kadınlığın simgesi, kes şunları erkeklik elden gidiyor” demesi ne kadar saçmaysa, sizin bu yazdıklarınız da o kadar saçma!

Kadına sportif şiddetten bahsediyorsunuz. Adama gülerler. ’Breh, breh breh!’ deyip ti’ye alırlar.

Türkiye’de kocasından, sevgilisinden şiddet görüp öldürülmüş yüzlerce kadın varken, “şiddet” aklınıza gelmedi de bu mu aklınıza geldi?

Kadınlığın, analığın, bereketin simgesi olan göğüsler tahta gibi demişsiniz. Siz olimpiyat değil meme seyretmek istiyorsanız yanlış mecradasınız.

Google’a “Pamela Anderson” yazdığınızda karşınıza çıkacak konu başlıkları doğru mecrayı size işaret edecektir.

Olimpiyat ateşi bugüne kadar kimseyi yakmadı ama belli ki sizi başka türlü yakmış.

Allah şifa versin!

Kaynak: http://Medyafaresi

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>