Rehberiniz-Yoksa online-kolik misiniz?

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Yoksa online-kolik misiniz?” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Yoksa online-kolik misiniz?

Küçücük bilgisayarlarla, cep telefonlarıyla her an her yerde online olmak mümkün. Bu durum bir yandan çalışma hayatı için çok olumlu görünse de abartıldığında iş-özel hayat dengesini bozuyor, ilişkilere zarar veriyor. Bu nedenle teknolojiyle haşır neşir olmanın dozunu iyi ayarlamak gerekiyor.

Teknolojinin ilerlemesi, internetin yaygınlaşmasıyla artık herkese her yerde ulaşılabiliyor. Zaman sorunu yaşadığını belirten birçok yönetici, yolda geçen süre içinde e-postalarını kontrol ediyor, iş görüşmeleri yapabiliyor. Bu açıdan bakıldığında teknoloji gerçekten de vakti kısıtlı çalışanlar için büyük nimet. Tabii dozu ayarlandığında.

İşin ucunu kaçıranlar da var. Öğlen arkadaşıyla yemek yerken gözü bir yandan telefonda olanlar, netbook’larını bir an olsun kapatmayanlar, mesai saatleri dışında bile sürekli işyerinden e-posta bekleyenler bu gruba dahil. Bu durumun yapılan işle de alakası var tabii. Mesela işi internet üzerine olan birinin sürekli ‘online’ olması çok doğal karşılanacak bir durum.

Kişinin internet ve diğer iletişim araçlarına bu derece bağımlı olması hem kendi hem de yöneticisinin isteğiyle olabiliyor. Şirketler tarafından verilen ‘telefon hatları’ çalışanda ‘bana istedikleri zaman ulaşabilmeliler’ düşüncesini doğurabiliyor.

İnternet, bilgisayar, chat programlarının aşırı kullanımına bağlı olarak, sosyal ve psikolojik sorunlar meydana gelebildiğini belirten Anlam Psikolojik Danışmanlık ve Eğitim Merkezi’nden Uzman Klinik Psikolog Merve Mamacı: “Aşırı kullanımdan kasıt şudur, kişinin hayat alanlarının, bu durumdan olumsuz etkilenmesi. İşleveselliğin bozulması kıstas alınır. Kişinin bir takım iş, sosyal alanlarda kayıplara uğraması bağımlılığın işaretleri arasındadır. Online–kolik olmak ise toplumsal tecritin bir başka boyutu.”

Normalden fazla, abartılı bir şekilde online olmanın dürtü bozukluğu olduğunu belirten Mamacı: “Kişi yanlış olduğunu bildiği halde, kendini kompülsif şekilde internet cep telefonu kullanımından alıkoyamıyorsa, harcanan zaman giderek artıyorsa kişi yalnızlaşmaya başlar. Teknolojiden uzaklaşınca, boşluk hissi, huzursuzluk, eksiklik hissetme ve hatta sinirlilik gözlemlenebilir.”

Bu tip şeylere çok zaman ayırdıkları için çevreden gelen olumsuz eleştirileri kabul etmeme, harcanan zaman konusunda yalan söyleme ve suçluluk duyma gibi eğilimler varsa bunlar da teknoloji kullanımının, online olmanın tehlikeli boyutlarda olduğunu gösteriyor.

Telefonu en son ne zaman kapattım hatırlamıyorum

Emre Sets Turan (36), oyun sektöründe çalışıyor. Günde 30 ila 60 dakika arasında telefonla konuştuğunu belirten Turan, internette ise yaklaşık 14-16 saat vakit geçiriyor. Turan’a normal bir günde okuması gereken yaklaşık 100 civarı e-posta geliyor. Gönderdikleri ise 40-50’yi buluyor. Bu e-postaların hemen hepsinin iş ile ilgili olduğunu belirten Turan, bir kısmının ofis içi yazışmalar, bir kısmının ise danışmanlık verdiği şirketler olduğunu söylüyor.

Yazdıkları oyunu farklı coğrafyalardan kişilerin oynadığını belirten Turan, şu anda geliştirdikleri oyunları oynayan kullanıcıların 70 ülkeden geldiğini ve çoğunnu saat diliminin Türkiye’nin saat dilimi dışında olduğunu söylüyor. “Bu kullanıcıların sorun yaşaması veya sistemde bir sorun oluşması durumunda 7/24 müdahale edebilmemiz ve sorunları hızla çözüme ulaştırmamız gerekiyor. Bu sorunlar kimi zaman ufak yazılımsal müdahaleler ile, kimi zaman sistemsel müdahaleler ile çözülüyor. Çözülemeyen sorun sizin ulaşabilmek için ciddi paralar harcadığınız kullanıcıların ürününüze ulaşamaması ve para kaybetmeniz demek. Haliyle herhangi bir sorun anında ulaşılamaz olmak gibi bir lüksüm ne yazık ki yok. Telefonu en son ne zaman kendi isteğimle kapattığımı hatırlamıyorum mesela.”

Geçmişte herhangi bir sorunun çözümünün genellikle ofise veya sorunun yaşandığı yere gitmek ile mümkün olduğunu belirten Turan, bugün bir arkadaşı ile yemek yerken gelen telefona orada cevap verip sonrasında notebook’u açarak internete bağlanıyor ve çözüm üretebildiğini söylüyor. “Kamuya danışmanlık yaptığım dönemde telefonla ulaşamadıkları veya sorun çözüme ulaşamadığı için gece evime, birkaç kez de ortaklarım ile restoranda yemek yerken araç ve personel göndererek aldırmışlıkları var. Yine erişimin daha kısıtlı olduğu dönemlerde İstanbul’da evimde uyurken sabaha karşı gelen telefonla başka bir şehre gidip, orada gelen telefon üzerine daha başka bir şehre geçerek 5-6 şehri dolaşıp eve döndüğüm dönemler de olmuştu.”

İletişimin bu kadar yaygınlaşmasının kendi özel alanına iş yaşantısının fazlasıyla müdahil olmasının yolunu açtığını ifade eden Turan, profesyoneller ile çalışılıyorsa saat kaç olursa olsun cevabını almaları gereken soru için size ulaşması gerekiyor, özel yaşam bu noktada tacizlere açık diyor.

Hızlı dönüş yapmazsam müşteriyi kaybederim

M. Burak Su (30) finans sektöründe mortgage danışmanı olarak çalışıyor. Günde yaklaşık 16 saati internette ve telefonda geçiyor. Yine günde yaklaşık 60-65 e-posta alıyor, 40 kadar da e-posta gönderiyor. Bunların yüzde 80’i ise işle ilgili.

Yaptığı iş gereği sürekli müşteri ile ve banka ile görüştüğünü belirten Su, en ufak işlem ile ilgili bankanın ve müşterinin sürekli kendisine ulaşmak istediğini söylüyor: “Telefonumu açamaz ya da en geç 20 dakika içinde dönüş yapmazsam müşteriyi kaybederim. Hayat eskisi gibi yavaş akmıyor. Telefon, e-posta, chat müşteri nerede ise orada olmak zorundasınız. Kendi işimde çalıştığım için gece, gündüz ya da tatil gibi ayrımlar yok hayatımda. Çalışmaktan keyif alıyorum. Profesyonel olarak bankada

çalışırken de eve gelip dinlenmek yerine ekran başında sürekli uzmanlığım ile ilgili çalışırdım. Özel yaşamımda huzurlu olmam için içimin rahat olması şart. Oldukça anlayışlı bir eşe sahip olmanın avantajları da yok değil.”

Tatil konusunda oldukça rahat olduğunu belirten Su, bu konuda ekibini iyi yetiştirmiş. Önemli ve acil konularda rahatlıkla insiyatif kullanabiliyorlarmış. Tatilinin çok önemli ve çok acil konular harici neredeyse ise hiç bölünmediğini belirten Su: “Diğer taraftan tatilde iş yapmam gerekiyorsa çok da sıkıntı etmem. Şarjımın bittiği bir kaç akşam dışında son 5 yıldır telefonumu geceleri bile kapatmıyorum. Düzgün planladığınızda iş yoğunluğu yük olmaktan çıkıyor, kontrol edilebilir ve sürdürülebilir hale geliyor.”

Online kalmak için tuvalete bile zor gidenler var

Kişinin zaman zaman bir terslik olduğunu kabul ettiğini ancak kontrolsüzlük hissi yaşadığını ve kendini engelleyemediğini belirten Merve Mamacı, online kalmak adına, uyumama, yemek yememe, tuvalete bile zor gitme gibi davranışların ortaya çıkabildiğini söylüyor. İş hayatında seçilen mesleğe göre teknoloji ile geçirilen zaman değişiklik gösterebiliyor. Mamacı, önemli olanın hayatın içinde var olan farklı alanların üst üste gelip cakışmaması olduğunu söylüyor:. “Mesai saatlerinden sonra hala işle ilgili e-postalar, telefonlar almak, kişinin sosyal ve aile hayatını bozabilir. Hayatın içerisindeki her alan titizlikle ele alınmalı. İşe gösterilen önem, hassasiyet ve titizlik, aile hayatına, sosyal hayata da gerekli ölçülerde gösterilmeli. Her alanda başarılı olmanın anahtarlarından biridir bu.” Aşırı internet kullanımı işteki performansı etkileyebiliyor. Depresyon ve anksiyete gibi şikayetler kişinin iş verimini düşürüyor. Çalışan kişi kendisinden beklenen sürekli ulaşılma beklentisi içinde kapana sıkışmış hissedebiliyor. Dengenin insan hayatının önemli bir noktası olduğunu vurgulayan Mamacı denge kurulmadığı zaman, hayatın zincirleme bir şekilde sekteye uğrayabildiğini, bunun da bir kısır döngü olduğunu söylüyor.

Şirket psikoloğuna başvurmalı

İşveren açısından bakıldığında yöneticinin ücret ödediği personelinden tam performans beklemesini doğal olduğunu belirten Merve Mamacı, bu durumda yapılması gereken şeyin ortak bir çözüm bulmak olduğunu söylüyor: “Bu hem işverene hem de çalışana zarar vermeyen bir yol olmalı. Bu gibi durumlarda şirket psikologları iki taraf arasında denge sağlayabiliyorlar.”

Teknolojiyi hayatımızdan tamamiyle çıkarmanın imkansız olduğunu belirten Mamacı, teknolojinin sınırlanması gerektiğini vurguluyor: “Durumun farkına varmak lazım. Kişinin gün içinde ne kadar süre online kaldığını ve ne kadar zaman harcadığını bir kağıda yazarak durumla yüzyüze gelmesi ve haftaları ayları hesaplayıp, ne kadar zamanı buna ayırdığını görmesi iyi bir başlangıç olabilir. Kişin neden bu duruma geldiğini kendi kendine sorması ve cevaplar bulabilmesi önemli.”

Zamanın geçmesiyle “normal” ve “anormal” kavramlarının kafa karıştırmaya başladığını belirten Mamacı işi sürekli internette olan bir kişinin sürekli internette olmayı normal görebildiğini ekliyor.

Teknolojiyi fazla kullanmanın özel hayata da etkisi olduğunu belirten Mamacı, merkezlerine başvuran danışanlarından bir kısmının aldatma-aldatılma-teknoloji arasında bir bağ kurduğunu söylüyor: “Teknoloji özgürlük gibi de olsa aynı zamanda farkında olmadan özgürlüğümüzü kıstlıyoruz. Hayatı kontrol etmek zaman zaman zor olabilir ve çoğu zaman tam anlamıyla kontrol edilemez. Ancak sanal dünyayı kontrol etmek mümkündür.”

Yazar: Zeynep Mengi

Kaynak: http://www.yenibiris.com/HurriyetIK

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>