Rehberiniz-Yetenekli olmak tek başına yetmez!

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest


iyimeslek.com ailesi olarak “Yetenekli olmak tek başına yetmez!” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Yetenekli olmak tek başına yetmez!

Yıllarca önce birlikte çalışmıştık. Çok büyük projeler yapmıştı. O’nun dedikleri yapılırsa bağlı bulunduğu departmanın büyük paralar kazanması işten bile değildi.

Yıllarca önce birlikte çalışmıştık.

Onun hakkındaki ilk izlenimlerim son derece olumluydu.

Çok faaldi. Arandığında pek bulunmazdı. Ya toplantıdaydı, ya şirket dışında iş kovalıyordu.

Gün içinde pek çok e-mail gönderir ve ne kadar çalıştığını herkese göstermiş olurdu.

Ağzını her açtığında, üzerindeki her işi ne kadar iyi yaptığını anlatırdı.

Her zaman şık ve enerjikti. Yöneticilerine karşı son derece efendi, astlarına karşı aynı derecede sertti.

Hep rüyaları vardı.

Çok büyük projeler yapmıştı. O’nun dedikleri yapılırsa bağlı bulunduğu departmanın büyük paralar kazanması işten bile değildi.

Aradan birkaç hafta geçti. Yaldızları dökülmeye başlamıştı. Doğrusu onunla birlikte yaptığımız hiçbir işte mesafe kaydedemiyorduk. Donanımsızdı, yetersizdi ve yeteneksizdi. Projelerinin tutar tarafı yoktu. Hiçbir ciddi hesap kitaba dayanmıyordu.

Kendisiyle çalışamayacağımızı söylemek durumunda kaldık.

Kendisini o kadar iyi pazarlıyordu ki kısa süre sonra bir iş buldu. Orada ne kadar çalıştı, neler yaptı izlemedim. Sadece birkaç ay içinde kendisini ele vermiştir diye düşünüyorum.

Ben bu arkadaşımızı nevi şahsına münhasır, değişik bir “case” olarak görmüştüm.

Ama birkaç gün önce eşimin gönderdiği mail (mailin kaynağı cetinbostanoglu@superonline.com) beni bayağı şaşırttı.

ABD New York’ta bir business okulunda görev yapan iki psikolog, Justin Kruger ve David Dunningin iş yerinde yeteneksiz insanlarla ilgili bir araştırma yapmışlar.

Önce ortaya bir teori atmışlar. “Niteliksiz insanlar ne ölçüde niteliksiz olduklarını fark edemezler. Bunlar, nitelikli olanların niteliklerini de görüp anlamakta acizdirler.

İki uzman daha sonra bu teorilerini test etmişler.

Bunun için de, 45 öğrenciye, içinde değişik alana ilişkin soruların bulunduğu bir test yapmışlar. Ardından da öğrencilerden “testin sonucunda ne kadar başarılı olduklarını tahmin etmelerini” istemişler.

En başarısızlar (yani soruların ancak yüzde 10’unu doğru bilenler) testin yüzde 60’ına doğru cevap verdiklerini söylemişler. Ve “iyi günümüzde olsak yüzde 70 doğru çıkarırdık” demeyi de unutmamışlar. En başarılılar (soruların yüzde 90’ına doğru cevap verenler) ise soruların yüzde 70’ine doğru cevap verdiklerini tahmin etmişler.

Psikologlar, “işin vahim tarafı, yeteneksizler, kariyer açısından daha şanslılar” diyorlar. Yetenekli insanların da daha şanssız oldukların kaydediyorlar. Neden mi? Sözü kendilerine bırakalım:

“İşinde çok iyi olduğuna inanan yetersiz kişi kendisini ve yaptıklarını övmekten, her işte öne çıkmaktan ve haddi olmayan görevlere talip olmaktan en küçük bir rahatsızlık duymayacaktır. Aksine bunu bir hak olarak görecektir.

Bu arada gerçekten bilgili ve yetenekli insanlar ise çalışma hayatında fazla alçakgönüllü davranarak kendilerine haksızlık edecekler, öne çıkmayacaklar, yüksek görevlere kendileri talip olmayacaklardır. Bilinmeyince için için kırılacaklar, kendilerini daha geriye çekecekler ve muhtemelen üstleri tarafından ihtiras eksikliği ile suçlanacaklardır.

Bu arada psikologlar bir “kifayetsiz muhteris” tanımı yapmışlar ki, bizim oğlanı inanılmaz iyi tarif ediyor. Ana hatlarıyla şöyle:

Bu araştırma ne kadar önemli diye sorarsanız, iki psikoloğun bu çalışmalarıyla 2000 yılında Nobel kazandıklarını kaydedelim.

Yeteneklilere, yeteneksizlere ve aralarındaki seçme yapacak insan kaynakları sorumlularına duyurulur.

Yazar: Aydın Demirer

Kaynak: http://www.isteinsan.com

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir