Rehberiniz-Yasemin dalkılıç ile başarı üzerine

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Yasemin dalkılıç ile başarı üzerine” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Yasemin dalkılıç ile başarı üzerine

BİR FİM İZLEDİM HAYATIM DEĞİŞTİ!

“Hayatımı bir film etkiledi. Deep Blue, ‘Derinlik sarhoşluğu’ diye bir filmdi. Filmde iki tane dünya rekortmeni vardı. 1980-1990 yılları arasında birbirlerinin rekolarını kıran iki rekortmenin hayatları konu ediliyordu. İzlediğimde çok etkilendim. Perşembe günü 96 metreye daldım. Onların yaptıkları ağırlık sistemiyle aşağı inip balonla yukarı çıkmak şeklindeydi. Benim yaptığım dalış ise daha farklı bir şekil içeriyor. Belli bir ağırlık gücüyle aşağı doğru iniyorum. Kendi gücümle yukarı çıkıyorum. Şimdi o filmi izlerken hayalini kuramayacağım derinliklere ulaşmış olmanın keyfini yaşıyorum. Gerçekten yaşamımı değiştiren bir filmdir.

Rekor denemesi yaptığım dönemlerde kendimden şüphe duyduğum anlar oldu. Gerçekten benim o döneme kadar yaptığım deneme 45 metre kadardı. Sonra hocamla biraraya geldik. Derinlik 65 metreye çıktı. Bana her defasında ‘Sen kötü bir dalgıç olsan da bu rakamı farklı bir yöne getireceğinden eminim’ dedi.

Fakat benim su altındaki rahatlığım, kötü bir antrenman sistemiyle dahi olsa, ulaştığım derinliği ve kararlılığımı da bildiği için beni desteklediğini söyledi.”

MAVİ GÖZLÜ SU PERİSİ

Bu sözlerin sahibi bir su perisi…

Masmavi gözleri, al dudakları ve uzun esmer saçları ile Türkiye’nin gururu olmayı başarmış bir deniz kızı o!

Bu su perisinin adı; Yasemin Dalkılıç…

2 Mayıs 1979 doğumlu…

THY’nin satış bölümünden emekli bir anne ile diş hekimi bir babanın kızı. Bir de piyanist ablası var.

Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nin Matematik bölümünde okuyor. ODTÜ Sualtı Topluluğu Serbest Dalış Grubu’nun üyesi.

Yasemin’in spora olan merakı çocuk yaşlarında başlamış.

daha 3-4 yaşlarındayken Olimpiyatlar’ı seyredip salonun bir ucundan diğer ucuna koşup, “Ben daha hızlı koşmuyor muyum?” diye evdekileri ayağa kaldırıyormış.

Dalmaya karşı hep bir merak varmış içinde.

O günleri şöyle anlatıyor Dalkılıç:

“Akçay’a üç dört aylığına yazlığa giderdik. Ortaokulda 12-13 yaşlarında yüzmeye başladım. İki üç yıl yüzdüm. Ondan sonra mono palet diye bir spor var, büyükçe tek bir paletle yüzülen. Uluslararası müsabakaları da var. 50 metreden 1500 metreye kadar mesafeler. Bu sporla da ilgilendim, yarışmalara katıldım.

Türkiye Şampiyonası’nda da çeşitli rekorlar elde ettim. Özellikle onun üzerine çalıştım. Bunun faydası dokundu. O şekilde serbest dalışımı geliştirdim. Bildim bileli dalmaya merakım vardı. Küçükken kardeşimle belimize pet şişeler bağlayıp evde sürüne sürüne dalgıç oyunları oynardık. Çocukken Kaptan Cousteau’nun belgesellerini merakla izlerdik”

İYİ BİR HOCA

Sonrasında zaman su gibi geçip gider…

Aylar ayları, günler günleri kovalar…

Yasemin internette profesyonel dalışçılarla yazışmaya başlar.

Bu sırada erkekler dünya rekortmeni Alejandro Ravelo ve bayanlar dünya dekortmeni Tanya Streeter’ın hocası Castineyra’yla tanışır.

Kübalı hoca Yasemin’in adını İtalya’daki yarış sayesinde duyar; dünya rekorunu denemesi için Yasemin’i ikna eder.

O da hocasının her dediğini yapar.

Ama dünya rekoru fikrine kendini alıştırmakta bir hayli güçlük çeker:

“Bu fikir ilk olarak bana söylendiğinde kendimi inandırmakta çok güçlük çektim. Aileme, bu konuyu açmaya karar verdiğimde ise onları nasıl ikna edeceğimi bilmiyordum. Hocamın beni ikna etmek için gönderdiği bir sürü e-mail vardı. Bunları bir araya toplayıp annemin önüne koydum. Oturdu hepsini bir bir okudu. Tabii benim bu işe soyunmamı içine sindirmesi birkaç gününü aldı. Orada annem gördü ki, bana hocalık yapacak adam bu işi çok iyi biliyor. Rekoru kırdığımızda ailemin birtakım korkuları vardı. Tedirginlik yaşadılar tabii, ama benim çok doğru bir iş yapıştığımı ve iyi çalıştığımı biliyorlardı. Arkadaşlarım da şaşırdılar ve sonra çok büyük destek verdiler. Çünkü onlarla aynı seviyede başlamıştık dalmaya. O rekor denemelerinin olacağı günlerde ise tüm arkadaşlarım benim moralimi yüksek tutmaya çalışıyordu. Hocam birçok başarılı dalgıcı yetiştirmişti. Rekorunu kırdığım bayan dalgıcı da o yetiştirmişti. Beni onunla mukayese ediyordu.”

YALANCILIKLA SUÇLANDI

Ve tüm Türkiye onu 7 Kasım 1999’da “Apnea” adı verilen sabit ağırlıklı serbest dalışta, bayanlar dünya rekorunu kırdıktan sonra tanır.

Medya şaşkınlık içindedir.

Kimdi bu güzel kız?

Art arda söyleşi teklifleri gelir.

Rekor denemeleri televizyonlardan canlı yayınlanır…

Bodrum’da gerçekleştirilen rekor denemesinde ise Yasemin’in ulaştığı derinlik 68 metredir ve bu derinliğe 2 dakika 38 saniye inmeyi başarır.

Önceki rekor 67 metreyle Kübalı Tanya Streeter’ındı.

Dalkılıç şahsıyla ilgili ortaya atılan iddiaları kastederek ateş püskürüyor; “Bana yalancı demek istiyorlar. Pısırık bir insan olsaydım, denildiği gibi bu rekoru yurtdışında gerçekleştirmek çok daha kolaydı. Ben bunun Türkiye’de gerçekleşmesi için çok uğraş verdim. Ama verdiğim bu mücadeleyi anlamak istemediler. Şimdi 20 kişilik bir ekibimiz var. Bunlar bana inanan inanan insanlar, dünyada birçok rekortmenle çalışmışlar. Ama buna rağmen Türkiye’de bana hak etmediğim sözleri söyleyip saldırıda bulunabiliyor. Türkiye’den ayrılabilirim.”

KÜSKÜNÜM

Bunun üzerine kırgınlığının sebebini soruyorum.

Cevabı şöyle oluyor:

“Yaşamımdaki asıl zorluk dünya rekorunu kırdıktan sonra başladı. Birçok kişi tebrik etti. Bayağı ilgi gördü bu olay. İki dünya rekoru kırmak için yola çıktık antrenörümle. Quantum sponsorluğa devam etme kararı aldı. Ekip olarak çalışmalara devam ediyoruz. Ben Türkiye’nin cidden arkamda olmasını beklerdim. Yani hiç inanamıyorum. Sanki Türkiye’nin düşmanıymışım gibi davrandılar. Çok kırgınım. Gazetelerde yazan her şeyi görüyorum. Rekor kırmadığımı yazdılar. Tescil edilmediğini söylediler. Bu işlerle ilgili dünyada birkaç tane organizasyon var. Ben bunların içinden en ciddi ve en profesyonel olanını seçtim. Rekorumu tescil ettirdim. CMAS söylendiği gibi bu konuda söz sahibi bir organizasyon da değil. Bodrum’da benim başarımdan pay çıkaramayan birisi böyle birtakım şeyler ileri sürüyor. Beni Türkiye’yi terk etmeye zorluyorlar. Son zamanlarda bu konuyu ciddi ciddi düşünmeye başladım.”

HEDEF 100 METRE

Ardından başarılı yeni bir denemesinden bahsedip şunları söylüyor:

“Kol gücüne dayalı 60 metreyle Deborah Angola’ya ait rekoru 65 metreye kadar geliştiriyorum şu an. Bir de dibe ağırlıkla inip, kol gücüyle yukarı çıkılan yine rekoru 90 metre ile Deborah’a ait rekoru ben 95 metreye geliştiriyorum. Ancak Çarşamba günü duydum. Deborah bu disiplinde 95 metreye çıktı. Ben de bunun üzerine disiplinli dalışta limitimi artırdım. Perşembe günü 96’ya çıktım. Hakemler de bunu tespit ettiler. Ve bir dünya rekoru daha oldu. Dalmaya devam edeceğim, beni karalamaya çalışanlar için en güzel cevap bu olacaktır sanırım.”

Dalkılıç, “Bu tür işler ciddi bir ekip çalışması gerektiriyordu” dedikten sonra yaşadığı zorlu serüveni şu kelimelerle özetliyor:

“Belli bir altyapı da olmadığı için, konuya ilgi çekmekte epey zorlandık. Bir süre sonra Quantum saatleri sponsorumuz oldu. Türkiye’ye geldiğimde 8 kişilik bir ekip kurduk. Sualtı dalgıçları ile sıkı bir çalışma yaptık. 68 metre dünya rekoru seviyesine getirdik. Bugün ise her türlü moral bozucu çabaya rağmen yeni rekorlara doğru ekibimle birlikte koşmaya devam ediyoruz.”

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir