Rehberiniz-Yaşamayı bilenler ihtiyarlamıyor

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest


iyimeslek.com ailesi olarak “Yaşamayı bilenler ihtiyarlamıyor” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Yaşamayı bilenler ihtiyarlamıyor

Bazı insanlar vardır, 24 saati değerini bilmeden yaşarlar. Bazı insanlar vardır, 24 saati, her saniyesinin değerini bilerek yaşarlar. Bu kişilerin günleri sanki 24 saatten fazladır. Size bugün böyle hobilerini, yaşamı ve uzun günleri bir araya getirmiş üç değişik kişiyi tanıtmak istiyorum. Sonuç hep aynı, böyle yaşanınca yıllara meydan okunuyor, saatler durduruluyor.

Gürbüz Amcam

Dr. Gürbüz Barlas bu kişilerdendir. Gençlik yıllarımızın idolü. Bizler için, Mehmet Barlas, Selim Barlas, Murat Barlas ve benim için, Amerika’dan gelen, her şeyi bilen, yakışıklı, sevecen, babacan ve ona birazcık olsun benzenmesi bir ayrıcalık olan bir kişi, bir amca o. Onların hakiki amcaları, ama ben de onu o kadar seviyorum ki, kendimi hemen onların arasına katmışım o yıllarda, hâlâ koca adam “Gürbüz Amca” derim. Bana doktor gibi doktor olmayı öğreten kişi. Yüzünde insanın içini ısıtan gülümsemesi, tatlı bir rahatlıkla telaşın birleştiği heyecanlı anlatımıyla biraz sonra bulunacağı yerleri anlatırken, size daral gelir, hayretle bakarsınız, o acaba 24 saatten daha mı uzun günlerde yaşıyor diye. Cep telefonundan bilgisayara, en iri Sivas kangaldan en değişik şanzımanlı otomobillere kadar her şeyin en ilgincini Gürbüz Amcam’da görürsünüz. Gürbüz Amcam Hıncal Uluç’ un dediği gibi geriye yaşlanıyor anlaşılan, saatleri durdurmuş, hatta sanki saatleri geriye çevirmenin sırrını bulmuş.

İltifatların adamı Aydın Harezi

Arnavutköydeyiz, yemek yiyoruz. Klasik otomobil kulübümüzün eski başkanı, sevgili arkadaşım Aydın Harezi Arnavutköy’deki binasını değişik bir şekilde restore etti. Alt katı bir pealla restoranı, üst 3 katı ise 5 odalı bir rezidans otelcik şeklinde. Hobileri sayısız, çilav (İran pilavı) yapmaktan başlayıp, antikalar, resim, klasik otomobil ve her türlü yeni çıkan ilkler. İnanılmaz bir nezaketin, özellikle hanımların yüreğini hoplatan kendine has detaylarla dolu iltifatların adamı. Paella yemeğe gittik Aydın’a.

Aydın dostluk ve yemek hobisini burada gerçeğe dönüştürmüştü. Nefis bir dekor, sadelik, kalite ve lüks bir arada işlenmiş. Toplam 4-5 masa, ama bazıları büyükçe. Sıcacık bir hava, çalışanlar sanki yıllardır tanıdığınız kişiler. Nefis şaraplar, bazıları İspanyol. Önce herkes birbiri ile ayakta sohbet ediyor o minik salonda. Tepsilerde kanepe dolaşır gibi tapaslar dolaştırılıyor. Sonra masaya oturuyorsunuz ve işte asıl fark burada başlıyor. Peş peşe değişik tapaslar gelmeye devam ediyor. Hiç tatmadığınız lezzetler, ben bugüne kadar hurmalı proşito hiç yememiştim. Yemek lazım bunları, hislerimi anlamak için. Ve sonra paella geliyor ortaya. Ben paella çok severim, her gittiğim yerde muhakkak denerim.

Aydın’ın paellası çok farklıydı klasik paellalardan. Çilavlı yapmışlardı paellayı, safranlı bir çilav ve üstünde bugüne dek yediğim her paelladan daha bol deniz mahsulleri. Olamaz denecek kadar lezzetli. Tavsiye ederim muhakkak bir deneyin, Arnavutköy’de vapur iskelesinin hemen karşısında, L’ola adı. Telefonunu da vereyim, rezervasyonsuz yer bulmak zor; 212-2875848.

Tatlıları da denemeyi ihmal etmeyin, hobisini saatleri geri çevirmek için kullanan Aydın’ın yerinde.

İlham Gencer zıpkın gibi

Biz yola bakan masada oturuyorduk. Camın önünden tanıdık bir sima geçti. Benzettim herhalde dedim. Benzetmemişim, kapı açıldı ve pırıl pırıl, çok şık siyah bir elbise içinde İlham Gencer girdi içeri. Dimdik, zımba gibi. Gözler, o bakışlar, sanki yıllar öncesi Site Sineması’nın üstündeki Çatı’da İlham Gencer. Herkes onu tanıyor tabii, ama işin asıl güzel tarafı o herkesi tanıyor. Ben kalktım, yanaklarını öperken belki hatırlamaz diye adımı söyledim yavaşça. Şöyle bir baktı bana, “Sen delirdin mi, ben senin bütün aileni tanırım” dedi. “Berrin Yengen, Enver Amcan, İsmail Amcan ah ah” dedi. Sonra Aydın’a döndü, “Sen bilmezsin Hasan’ın benim için ne değerli olduğunu, İntermed’in açılışını Sergen Restoran’da ben yapmıştım” dedi. Bana döndü “1982 falandı di mi” dedi.

İşte yine saatleri geriye çeviren biri. Haklıydı, biz 23 Ocak 1982’de Nişantaşı’nda İntermed’in resmi açılışını yapmış, akşamına hep beraber İlham Gencer’e , Kalamış’a Sergen Restoran’a kutlamaya gitmiştik. Ve bu olayı, bugün tarihi ile hatırlıyordu. “Akşamları Beyoğlu’nda Pera Tulip Hotel’deyim gelin bana çocuklar” dedi. Nota bilmediğiyle övündü, hobisini yaşadığını anlattı. Ne kadar çok sevgi doluydu, ne kadar çok sevgi görmüştü. “85 yaşımdayım” dedi. Bu yaşı, günleri olduğundan çok yaşayarak acaba hakikaten kaç yıl yaşamış, saatleri ne kadar geriye çevirmişti.

İşte özet, yaşamayı bilen yaşıyor, biraz yaşlanıyor, ama ihtiyarlamıyor.

Kaynak: http://Milliyet

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir