Rehberiniz-Yakın geleceği planlarken…

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Yakın geleceği planlarken…” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Yakın geleceği planlarken…

Çok sevgili (ve zorlayıcı, ilham veren, yaratıcı) editörüm, “bu sayıda biraz uçalım, geleceği konuşalım” dedi. İnsan kaynakları yönetiminin geleceğine yönelik birçok araştırma var hepimizin elinde. Genel olarak hangi konuların öne çıkacağının, çalışan profilinin nasıl değişeceğinin, ne tür yetkinlikler gerekeceğinin raporlarını bol bol okuyoruz. Yetenekleri çekmek ve tutmak, maliyetleri sürekli düşürmek, mobil ve global personeli ve hatta Y’leri Z’leri yönetmek gerekecek.

Bunları uzmanları, araştırmacılardan da destek alıp yazıyor zaten. Hepsi bir tarafa, satır arasında kalabilecek bazı konuları, belki de çoğunluğu ilgilendirmeyecek olsa da bir kısım tepe İK’cıları meşgul edecek bazı başlıkları da, ben içimden geldiği gibi, hissettiğim gibi yazayım. Yeni ofis dizaynlarını, iletişim araçlarını konuşmayı da fütüristlere bırakalım, yeni rollere bakalım.

Hangi sektörde olursa olsun, güvenlik, iletişim ve hukuk alanları başta olmak üzere yeni tipte ihtiyaçlar, yeni işler yapan tedarikçilerle çalışmayı, farklı görevler için İK çalışanları almayı gerektirecek. Bugün bu alanlarda çalışan kişiler ya da firmalar az sayıda “erken gözünü açmış” müşteriyle çalışıyorlar. Yakın gelecekte işleri artacak.

Hayatta kalma eğitimi: Şubat ayı içinde Irak’ta üç Tük vatandaşı kaçırıldı, Türkiye’den Libya’ya şantiyelerde çalışmak üzere gitmiş mühendislerimizle iletişimimiz kesildi. Bu şantiyelerin yöneticileri, veya dünyanın başka bir kaynayan yerindeki geçici görevli tepe yöneticiler, bugüne dek birçok eğitim almış olmalılar: Yönetim teknikleri, takım olma, etkili dinleme, performans yönetimi vs. Ama şimdi ihtiyaçları olan, işleri gereği gittikleri yerde “ayakta ve hayatta kalabilmek”.

Özellikle Ortadoğu, Pakistan, Afganistan, Latin Amerika gibi yüksek riskli yerlerde çalışanları olan global firmaların aldığı “Tepe Yöneticiler için Kişisel Güvenlik ve Hayatta Kalma” eğitimleri gitgide yayılarak artacak, hatta normalleşecek. Artık dünyanın neresinde, ne zaman bir olay çıkacağı bilinmiyor.

Ombudsman: İşte kıdemli ve yüksek hak ve yetkiyle donatılması gereken çok önemli bir pozisyon!

Kanunun tanımladığı işçi temsilcisinden, endüstriyel ilişkilerciden, İK danışmanından, örgüt psikoloğundan çok başka bir rolden bahsediyorum. Batıda ombudsmanlar, şirketteki haksız uygulamalardan cinsel tacize kadar her konuda çalışanları dinleyerek, sorunlarını çözüyorlar. Olayların mahkemeye taşınmasını engelleyerek şirketlerde milyonlarca dolar tasarruf sağlıyorlar.

Doksanlı yılların başından beri Avrupa ve Amerika’daki şirketler ombudsman atamaları yapıyor. Ancak Enron bu alanda da işe yaradı ve çalışanların sıkıntılarını ve gözlemlerini güvenle paylaşabileceği bağımsız kişilerin, yani ombudsmanların sayısı hızla arttı.

İçerik Sorulusu/Editör: İyi örneklerde, İnsan Kaynakları departmanı projeler ve sistemler geliştiriyor, bunu bir kampanyaya döndürmek için kurumsal ajanslarından destek alıyor. Maskotuyla, logosuyla, lansman etkinliğiyle tanıtılıyor. Yine bu ajanslar desteği ile kampüslere yönelik enteresan aktiviteler yapılıyor, ya bir yarışma, ya bir staj programı veya bir kamp… Bazıları bunları internete, sosyal ağlara da taşıyor. Bunlara sözümüz yok, güzel iletişim etkinlikleri.

Peki, gündelik olaylar nasıl yönetilecek?

Personel el kitabından, Yenibiris.com’daki iş ilanına, birinin işe başlamasından, yıllık izinlerin kullanılması çağrısına kadar birçok duyuru, bildiri, genelge, bülten ve benzer malzeme var, insan kaynaklarının gündeminde… Her biri ajansa da ihale edilmez, edilse de etkili olmaz. Çok iyi iletişimci olan İK yönetimleri şart. Herkes doğuştan iyi yazar olmadığına göre ve eğer yazıyla insanlara ulaşma ve etkileme de bir sanatsa, bu işin uzmanını kullanmak gerekir.

Sosyal Medya Yönetimi: Herkes sırayla giriyor, birer sayfa açıyor. Sayfaları açmak, grupları kurmak en kolayı. Buraların kullanım standartları belirlemek, günlük hatta saatlik olarak tansiyonu yönetmek, doğru yönde hareketi sağlamak ise başlıbaşına iş.

Şimdilik şirketlerin reklam ajanslarının yavrusu olan sosyal medya ajansları işin ucundan tutuyor. Müşteri twitini, entry’sini okumak ve cevaplamak, şirket adına bunları yapmak en kolayı. Ya personelinkiler nasıl okunacak, yorumlanıp cevaplanacak? Ghost writer tutulması, ajanstan halledilmesi yani başkasına devredilmesi güç bir iş… Çalışanın duygusal kontratını korumak, ipuçlarını doğru yakalamak, özgürlük verirken göz çıkartmamak çok önemli. Bilgi ya da yanlış bilgi kontrolsüz yayılıyor. Klasik olarak 6 derece uzak olan herkes birbirine Facebook’ta 5, Twitter’da 4 derece yakın. Gitgide de yaklaşıyorlar…

Sosyal ağlarda da var olmak isteyen İKY, gerçekten bu işi içinden yönetmek zorunda kalacak.

Ya çalışanın sosyal medyası?

Müşteri twitini, entry’sini okumak ve cevaplamak, şirket adına bunları yapmak en kolayı. Ya personelinkiler nasıl okunacak, yorumlanıp cevaplanacak? İşte bu da güç bir iş. Bilgi ya da yanlış bilgi kontrolsüz olarak yayılıyor.

Yazar: İdil Türkmenoğlu

Kaynak: http://www.yenibiris.com

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir