Rehberiniz-Ya sınavlar olmasaydı?

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Ya sınavlar olmasaydı?” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Ya sınavlar olmasaydı?

YA SINAVLAR OLMASAYDI?

ABBAS GÜÇLÜ

MİLLİYET

Sınav maratonunun başlamasıyla birlikte, şu günlerde, en çok duyduğumuz sözcüklerden birisi de sınav oldu. Milyonlarca aile onunla yatıyor, onunla kalkıyor.

Öğrenciler, adını bile duymak istemiyor. Veliler de illallah dedi.

Olsa, bitse de kurtulsak diyenler öylesine çok ki! Sanki arkadan yeni sınavlar gelmeyecekmiş gibi…

Aslında hayatımız sınav. Biri bitiyor. Diğeri başlıyor. Önceki gece, Psikiyatr Prof. Dr. Özcan Köknel ile uzun uzadıya bunları konuştuk. Sonunda öyle bir noktaya geldik ki, iyi ki sınavlar varmış. Yoksa hayatımız, çok anlamsız olurmuş. O anlattı, yüzlerce öğrenciyle birlikte biz de kafa salladık. Çünkü söyledikleri doğruydu.

Sabah kalktığınızda, o gün için vereceğiniz bir sınav ve ona yönelik bir heyecan yoksa, o günün ne anlamı olur ki dedi. Haklı. Bizi heyecanlandıran, başarıya götüren içimizdeki o kıpırtılar değil mi?

ÖSYM’nin kurucusu rahmetli Altan Günalp, sınav öncesinde hep şunu derdi: Heyecanın, stresin, endişenin azı yararlı, çoğu zararlı. En kötüsü de hiç olmaması. Heyecan olmadan başarı gelmez…

Evet. Heyecansız olmuyor. Heyecan olmalı ki gerisi gelsin. Ama nedense bu heyecanı çok farklı yorumlayanlar var. En başta da anne babalar.

Bu konuda zaten çok hassas olan öğrencilerin, üzerine üzerine gidiyorlar. Aman heyecanlanma, aman dert etme, aman kendini başkaları ile kıyaslama derken heyecanlarını daha da artırıyorlar.

Oysa sınavın bilincinde olan öğrenciler için yeni bir şey söylemeye hiç gerek yok. Sınav umurunda olmayanlar için ise her gün davul zurna çalsanız boşuna. Sadece onun hayatını zehretmekle kalmıyor, kendi hayatınızı da içinden çıkılmaz hale getiriyorsunuz.

Tekrar yazının başına dönersek: Evet, hayatta hiç sınav olmasa ne iyi olurdu diyenlerden misiniz? Yoksa elbette olmalıdır diyenlerden mi?

Önce buna karar verelim. Sonrası daha kolay gelecektir.

Olmasın diyenlerdenseniz, sizin için, her şey çok daha kolay olmalı. Niye böyle demeye de kimsenin hakkı yok. Bunu bir yaşam tarzı olarak kabul ettiyseniz, bize ancak saygı duymak düşer. Ama yok eğer her gün yeni bir sınavla yaşamayı göze alanlardansanız, kendinize biraz daha dikkat etmelisiniz.

Ruh ve akıl sağlığı için sınavların az ya da çok olması değil, hazırlıklı olmamız önemliymiş. Tıpkı depremler gibi insanların da fay hatları varmış. Eğer onlara karşı hazırlıklı olursak, ne kadar önemli olursa olsun sınavların hiç ama hiç önemi yokmuş. İşin uzmanı öyle diyor. Bize de söylenenlere kulak vermek düşüyor.

Geriye dönüp baktığımızda da öyle değil mi? Örneğin bugün sınava girecek on binlerce öğrenci için Kolejler Sınavı’ndan daha önemli bir şey yok. Ama eminim ki saat 12.00’den sonra, artık o sınavın hiçbir önemi kalmayacak. Çünkü 2 hafta sonraki LGS, her şeyin önüne geçmiş olacak. O da girilip çıkıldığında önemini kaybedecek. Ve bu yarış hep devam edecek.

Bugüne kadar kaç kez sınava girdiniz? Bir düşünün, yüzlerce, hatta binlerce. Hangisi önemsizdi ki? ÖSS’ye istediğiniz kadar iyi hazırlanın. İstediğiniz kadar yüksek puan alın. Bir türlü sevemediğiniz ve zaten kritik durumda olan bir dersin son sınavından kötü bir not alın, bakın ne olacak!..

Galiba en iyisi biraz rahat olmak. Onunla yaşamaya alışmak…

Özetin özeti: Heyecan, stres, sınav, koşuşturma, üzüntü ve sevinç hayatımızda hep olacak. Yeter ki onlarla yaşamayı öğrenelim. Doğru hedefler koyup, doğru yol haritası çizip, doğru zamanda, doğru yerde olalım…

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>