Rehberiniz-Ya içindesindedir çemberin, ya da dışında!

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Ya içindesindedir çemberin, ya da dışında!” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Ya içindesindedir çemberin, ya da dışında!

İlk çemberle tanışınızı hatırlayın. Kimi zaman tebeşirle çizilen eğri büğrü bir şekil, kimi zaman belimizde dönüp duran bir oyuncak. Yaşımız ilerledikçe çember geometrik şekil olmaktan çıkar, hayatlarımızda görünmez yerler bulur. Özellikle de seçimler yaptığımız anlarda kendini gösterir. Çoğu zaman şeklini değiştirir, uzamsal bir boyut kazanır, koca koca duvarlara dönüşür. İş dünyasında ne de güzel öğreniriz çemberler çizmeyi, içine katmayı ve dışında bırakmayı.

Şayet yapılan iş hep alışıla gelmiş bir şekilde yürüyorsa ve bunu fark ettiysek, yaratıcı bir öneri geliştirdiysek, böyle değil de şöyle yapalım diye; bir bakmışsın çemberin dışındasın. “Ama niye? Daha kolay olmaz mıydı? Bunca emek bunca zaman, işimiz uzamıyor mu, kısası varken uzun yol niye?” “Olmaz. Bu güne kadar böyle yaptık, dünyayı yeniden keşfetmenin alemi yok.” Tehdit çemberi çiziliverir birden.

Eğer biraz farklıysan ekip içerisinde, benzemiyorsan diğerlerine, yine çemberin dışında bulursun kendini. “Neden?” “Çünkü bizden değil. Zevkleri farklı. Üstelik bizim gibi yorum yapmıyor. Çok sessiz kalıyor, bunda birşey var.” “Peki bu kötü mü? Yani farklı olması?” “ İyi mi kötü mü bilmem ama bizden değil.” Mobbing çemberi kendini gösterir böylece.

Bir çemberi de iş görüşmelerinde çizeriz. Kariyer günlerinde öğrencilere öğütler yağdırırız, yaratıcılığınızı ortaya koyun, farklı olun diye. Öyle basmakalıp cevaplar vermeyin, özgünlüğünüzü koruyun diye. Peki ya biz bunu gerçekten ister miyiz? Yeni mezun zaten o niyettedir, bilmez ki işyerindeki çemberleri. Bir iş görüşmesinde, başlar kendini heyecanlı heyecanlı anlatmaya. Bu adayı beğenmeyiz. “Niye?” “Çok heyecanlı, cümleler öyle uzatılmaz. Üstelik dediğini duymadın mı, yükselmek istiyormuş” “ Eee iyi bir şey değil mi bu, hedefleri var işte.” “Şimdiden ne öyle, yükselmek falan” Hoop çizilmiştir çember. “Peki ya diğer aday? Tecrübeli olan?” “Hıım O mu? O da olmaz gibi.“ “ İyi de yetkinliklerle ilgili sorduğun tüm sorulara tatmin edici cevaplar verdi.” “Verdi vermesine de ne istediğini bilmiyor bence, bir hedef koyamamış kendine!” “ Nasıl yani?” “ Baksana bir çok işi bir arada yapıyor, hem de gelmiş bu pozisyona başvuruyor?” “ İyi de çok yönlü olması güzel bir veri değil mi? Hem söylediği işler birbirini besleyen şeyler” “Olsun nasıl yetiştirecek tüm bunları, mutsuz olur.” “ Yani eminsin mutsuz olacağından?” “ Bana güven, mutsuz olur!” “Peki. Ya şu son aday? Her şeye senin beklediğin cevapları veren? Anladım kanın ısındı ona, yüzün gülüyordu mülakat esnasında.” “ Hıım evet ama O da olumsuz bence.” “Bu sefer neden?” “ Sanki internetten mülakat sorularına çalışıp gelmiş gibi. Görmedin mi tüm sorulara basmakalıp cevaplar verdi. İyi bir takım oyuncusuymuş da yükselmek için daha çok erkenmiş de öncelikli amacı öğrenmekmiş de. Kimi kandırıyor, nasıl da hırslı aslında görmedin mi?” Dahası görüşmeye bile girmeye gerek yoktur çemberleri çizmek için. Biz adayların yüzünden anlarız, resminden anlarız, sesinden anlarız yetersizliklerini. Hem de bir bakışta!

Anlayacağınız çemberler çizmek konusunda üstümüze yoktur. Oysa nasıl da unuturuz yaşamın farklı renklerden oluştuğunu. Konu insan olunca tek bir doğru cevabın olmadığını. Birey olmak özgün olmaktır, biricik olmaktır, unuturuz. Çizdiğimiz çemberlerin merkezinde olmanın keyfini sürer dururuz.

Yazar: Gaye Tümer Önsel

Kaynak: http://www.yenibiris.com

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>