Rehberiniz-“uzat serçe parmağını küstüm seninle”

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest


iyimeslek.com ailesi olarak “”uzat serçe parmağını küstüm seninle”” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
uzat serçe parmağını küstüm seninle

Hayatta öğrendiğimiz ilk tepkilerden biridir küsmek. Yemek yemeyiz annemiz küser. Uslu durmayız babamız küser. Sonra ne mi oluyor… İstediklerimiz olmadığında “uzat serçe parmağını küstüm seninle” diyen yetişkinler haline geliyoruz.

BEN SANA KÜSTÜM

Yemeğini yemediğin için ben sana küstüm, konuşmuyorum.” Kaç anne sık sık bu cümleyi kuruyor biliyor musunuz? Yemek olmazsa uslu durmak ya da anne babanın istediğini yapmadığı için küsülmekle tehdit edilen çocuklar büyüyor. Büyürken küsmeyi öğreniyorlar. Aslında küsmek çocuklara özgü bir davranıştır. Ama çocuklukları bittiğinde istediklerini yapmayanlarla, istedikleri gibi davranmayanlarla küsen erişkinler oluyorlar. Küsmenin anlamını biliyor muyuz? Neden küstüğümüzü ya da bize neden küstüklerini?

Türk Dil Kurumu, küsmek fiili için ’1. Darılmak. 2. Görevini yerine getirememek: Yemek zamanı geçerse mide küser. 3. mec. Gelişememek, büyüyememek: Ağaç yerini sevmedi, küstü. 4. mec. Bir madde, herhangi bir sebeple istenilen niteliğini yitirmek’ anlamlarını yazmış. Psikiyatri açısından baktığımızda küsmek, pasif-saldırgan bir davranışın göstergesidir. Temelinde kızgınlığın, öfkenin yattığı bir iletişim biçimi olarak tanımlanabilmekle beraber, aslında iletişimsizliktir. Hoşnutsuzluğunu, hayal kırıklığını ya da öfkesini ifade etmeyi öğrenemeyen kişi küser. Pasif-agresif kişilik özellikleri olan kişiler küserek iletişim kurmayı yeğler. Size itiraz etmez, kendi fikrini söylemez ama somurtur, küser. Bu şekilde sizi huzursuz etmeye ve hoşnutsuzluğunu anlatmaya çalışır. “Niçin?” dersiniz, “Ne oldu?” dersiniz, susar. En iyi ihtimalle “Sen nedenini biliyorsun,” der. Çoğu kez bilemezsiniz. Konuşmaya, iletişim kurmaya çalışırsınız. Ve sonra siz de susarsınız.

KÜSEN ANNELER DAHA ÇOK SORUN YAŞIYOR

Çocuğunun davranışını nasıl kontrol edebileceğini, onunla nasıl iletişim kuracağını bilemeyen ebeveynler, küserek, çocuklarına kendi iletişim çaresizliklerini öğretmeye başlar. Çocuk büyürken öğrendiği bu yöntemi uygular. O da istediğini yapmayan ebeveyne küsmeye başlar. Her küstüğünde, ebeveyn onun söylemek istediklerini anlıyor diye düşünür. “Size küstüm,” diyerek odasına giden çocuk, ebeveynelerinin gelip sorunu dinlemesini, anlamasını bekler. Anlamadığı zaman bu küskünlük uzar gider. Üstelik çalışmalar gösteriyor ki, çocuklarına küsen annelerin çocukları, çocuklarına sözel ya da fiziksel şiddet uygulayan annelerin çocuklarına kıyasla daha fazla sorun yaşıyor. Annenin şiddeti bile bir ilgi biçimiyken, çocuğa küsmek ona kendini değersiz hissettiriyor. Kendisine küsülen çocuklar Depresyon düzeyi, disiplin sorunları gibi birçok alanda daha çok sorun yaşıyor. Bizim bir atasözümüz var: Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış. Bunu daha çok, küsen kişiyi önemsizleştirmek için kullanırız. Oysa çok daha yalın bir gerçek taşır. Tavşanın niye kızdığını, kırıldığını, derdini söylemezse dağ nasıl anlayabilir? Küsmenin nedenlerinden biri, duyguları anlatmak için küsmenin yerine ne konulabileceğini bilmemektir. Küsen kişinin düşünmesi gerekir: “Küsmek benim hangi ihtiyacımı gideriyor?” Bunun yanıtını bulabildiğinizde, küsmenize gerek kalmaz. Sağlıklı iletişim kurma yollarını arayabilirsiniz. Bazen küsmeyip, o en öfkeli halimizle bağıra çağıra konuşmak da yine küsmek kadar hatalı bir tavırdır. İnsan kırgın ya da kızgın olduğunda bir süre karşısındakinden ayrışmak ve kendine dönmek isteyebilir. Ama kendi içinde uzlaştıktan sonra sorun yaşanan kişiyle iletişime geçilmelidir.

EBEVEYNLER ÇOCUKLARINA KÜSEMEZ

Küsmek, bir tür karşısındakini cezalandırmak amacı taşır. Oysa karşı taraf niçin cezalandırıldığını anlayamayabileceği gibi, sizin sık kullandığınız bu yöntem nedeniyle bıkmış ve sizi anlamaya çalışmaktan vazgeçmiş olabilir. İlişkiler yürümeyebilir. Bazen eşinizle, bazen sevgilinizle, kimi zaman arkadaşınızla ilişkinizin şeklini değiştirmek isteyebilirsiniz. Yaşamınızda önemli yer kaplamalarını, paylaşmalarını istemeyebilirsiniz. Bunun yolu anlatmaktır. Darılmak, kırılmak, üzülmek, dile getirilebilir duygulardır. Küserek anlatılamazlar. Çünkü küsmek bir iletişim biçimi değil, iletişimsizlik biçimidir. İletişimsizlik kopukluğu, kopukluk terk edilmeyi, terk edilme ise yalnızlığı getirir. Küskün yalnızlık seçilesi değildir. Ebeveynler çocuklarına küsemez. Ebeveynin görevi anlatmak, açıklamak ve örnek olmaktır. Küsmenin bir iletişim zorluğu olduğunu anlamadan büyüyenler, küskün bireyler olurlar. Aslında söyleyecek çok şeyiniz olanı uzaklaştırmamak gerekir. Uzaklaştırdığınız kişiyi unutabilirsiniz ama söylemek istedikleriniz, söylemeniz gerektiği halde söyleyemedikleriniz hep sizinle kalır.

Yazar: Prof. Dr. Bengi Semerci

Kaynak: http://www.sabah.com.tr

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir