Rehberiniz-Ünlülerin gözüyle ‘baba’ sevgisi

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Ünlülerin gözüyle ‘baba’ sevgisi” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Ünlülerin gözüyle ‘baba’ sevgisi

Tarih, 3 Haziran 2009… Yer, Sütlüce Kültür Merkezi… Dünyanın dört bir yanından Türkiye’ye gelen çocuklar, Türkçe Olimpiyatları’nın İstanbul’daki şarkı finalinde birinci olmak için yarışıyor. Salon tıklım tıklım… Sahneye çıkan her çocuk bol bol alkış alıyor. Sıra Pakistanlı Muhammed’e geliyor. Fatih Kısaparmak’ın ünlü ‘Bu Adam Benim Babam’ şarkısını seslendirmeye başlıyor. Şarkıyı sanki Muhammed değil, Fatih Kısaparmak söylüyor. Gözyaşlarını tutamayan Kısaparmak’ın zaman zaman eşlik ettiği şarkı bitince Pakistanlı Muhammed için büyük bir alkış kopuyor. Gecenin sonunda sonuçlar açıklanıyor, Muhammed birinciliği elde ediyor. Samanyolu TV’den naklen yayınlanan 7. Türkçe Olimpiyatları’nın şarkı finali, o günkü programlar içinde Yaprak Dökümü’nün ardından ikinci oluyor.

Reşat Nuri Güntekin’in aynı adlı ünlü romanından televizyona uyarlanan Yaprak Dökümü, sadece o gün değil, neredeyse tüm sezon birinciliği kimseye kaptırmıyor. Bir babanın, geleneksel değerlerden uzak, farklı tutkular peşinde koşan çocukları ve dağılan ailesi için ne kadar uğraştığını anlatan dizi, her çarşamba insanları ekran karşısına kilitliyor.

Hatırlanacağı gibi, yönetmen Çağan Irmak’ın 2005 yapımı Babam ve Oğlum filmi de Yaprak Dökümü gibi çok beğenilmişti. İzleyen herkesin gözünü nemlendiren film, Türkiye’de 3,5 milyon izleyici sınırını aşan nadir sinema eserlerinden biri olma başarısını göstermişti.

Görüldüğü gibi, içinde babaların olduğu, babaların geçtiği diziler, filmler, şiirler, şarkılar, türküler ve programlar, toplum tarafından büyük bir ilgiyle takip ediliyor. Bu, Türk aile yapısında evin direği ‘baba’nın çok önemli bir yeri olduğunu gösteriyor. 2009 yılının en uzun günü olan önümüzdeki pazar (21 Haziran), Babalar Günü. Biz de çeşitli kesimlerden ünlü isimlere ‘baba’ kavramını sorduk. İlginç cevaplar aldık.

Mehmet Kemal Yazıcıoğlu (Merhum Vali Recep Yazıcıoğlu’nun oğlu): 21 yaşımdayken yitirdim babamı. İki kız çocuktan sonra hem en küçük hem de ailenin tek erkek evladıydım. Bu da bana olan ilgiyi artırıyordu. Babama dair hatırladığım en önemli şey, bana verdiği öğütler. Bana hiçbir zaman makamın esiri olmamamı, bürokrasi hastalığına yakalanmamamı tavsiye ediyordu. “Hangi sıfatı alırsan al, makamından şeref alan değil, makamına şeref veren birisi ol.” derdi. Gün geçtikçe bu cümleyi daha iyi anlayabiliyorum. Onunla en çok spor yapmaktan hoşlanıyordum. Rafting, yamaç paraşütü gibi zor sporlarla uğraşıyordu. Şimdi aramızda değil. Onu çok özlüyorum. Benim için ‘baba’ kelimesi oldukça anlamlı. Nedeni ise Recep Yazıcıoğlu gibi Türk halkının çok sevdiği bir kişi, benim babam.

Derviş Zaim (Yönetmen): Ben de bir babayım. Oğlumun tek kelimeyle âşığıyım. Hayatımda yaptığım en iyi birkaç şeyden biridir oğlum. Kendi babama gelince… Baskıcı bir otorite kurmadı üzerimizde. Bunun da hayatımda kendi yolumu bulmamda önemli bir faktör olduğunu düşünüyorum. Babamla ilgili aklıma ilk gelen hatıram şu: Savaş (Kıbrıs Barış Harekâtı) sonrasıydı. Babam biz istemediğimiz hâlde eve tuvalle birlikte yağlı boya resim malzemesi getirmişti ve bizimle birlikte resim yapmıştı. Bu beni çok etkilemişti.

Hakan Balta (G.Saraylı millî futbolcu): Baba denince baba olduğum gün aklıma geliyor. Üçüncü olduğumuz 2008 Avrupa Şampiyonası öncesiydi. Şampiyonaya giderken baba oldum. Allah’tan çocuğumu görüp Millî Takım kampına gitmiştim. Şampiyona sonrasındaki iki haftalık tatilde çocuğumla doya doya birlikte oldum. Ardından Galatasaray’ın hazırlık kampı başladı. Bu kamp daha zor geldi bana. Oğlumun uğuruna da inanıyorum. Eşimin hamile kaldığını öğrendiğimiz gün Galatasaray’a transfer oldum. Doğduğunda da şampiyon olduk.

Kenan Işık (Sanatçı): Babamı erken kaybettim. 11 yaşımdaydım. Bir babaya sahip olmanın, baba-oğul ilişkisinin nasıl bir şey olduğunu bilmiyorum. Ağır, hüzünlü bir eksiklik yani. Ama onu bir düş gibi anımsıyorum. Ve anımsadığım o babayı seviyorum. Çok genç yaşta hayatını kaybettiği için de içim yanıyor. Çocuklarının büyüdüğünü göremedi. Askerliklerini, düğünlerini, gelinlerini, torunlarını… Hem ana hem baba olan karısının onlara nasıl kol kanat gerdiğini ve babasızlıklarını hissettirmemek için elinden geleni yaptığını… Evet… Hepsi bu işte…

Kerem Alışık (Oyuncu): Babalık benim için sevgi, özlem, hasret, heyecan, mutluluk ve gurur demek. Babamın kocaman şefkatli ellerinde sevgiyle tanıştım. Onun kucağında yarınların kaygısını unuttum. Benim gözlerimden akan bir damla yaş, onun coşkulu sesinde tebessüm oldu. Direnmeyi, güvenmeyi, sevmeyi ve üretmeyi öğrettiği için babama teşekkür ederim. Oğlumun da gözümün önünde değerlerine bağlı, efendi, tertemiz, dürüst, vicdanlı ve samimi bir evlat olarak yetişmesinden fevkalade büyük mutluluk duyuyorum. Oğlum benim efendim.

Nuriye Akman (Gazeteci-Yazar): Babam beni okumaya yönlendiren, hayata çok yönlü bakmamı sağlayan bir yol göstericiydi. Bu anlamda kendimi şanslı buluyorum. Her baba-kız arasında olabileceği gibi kuşak çatışmalarını biz de yaşadık. Ama ufkunun genişliği sayesinde bunları aştık. Bana kitap okumayı sevdirdi, hoşgörü gibi temel değerleri ve dünyaya at gözlüğüyle bakmamayı öğretti.

Fatih Kısaparmak (Sanatçı): Babalar günü ve benzer günleri biraz göstermelik buluyorum. Çok da önemsemiyorum. Çünkü bu tür günler hayatın geneline yayılması gereken bir anlam taşımalı. Babası hayatta olmayan ya da çok uzaklarda bulunan kişiler açısından hüzünlü saatlere de yol açıyor. Ben de bu hüznü yaşarım. Babamdan ötürü yaşadığım bu hüznü, çocuklarımın boynuma sarılışıyla telafi ediyorum. ‘O Adam Benim Babam’ türküsünde tanımladığım kişi, tamamen benim babam değil aslında. Ülkemiz babalarının, Anadolu babalarının prototipini anlatmaya çalıştım. Bizi biz yapan değerleri bir sanatçı olarak çok önemsiyorum. Sanatın yapıştırıcı misyonunu hep ön planda tuttum. O anlamda ülkemin müzikal kültürünün mayasına karışabilmek ve bir artı değer sunabilmek adına o türküyü besteledim. Büyük oğlum lise 3’e geçti, küçük oğlum 4 yaşını tamamladı. Her ikisi de bu şarkıyı diğer eserlerimden ayrı tutuyorlar. Belki de babalarına olan duyarlılıklarını daha fazla hissediyorlar. Zaman geçse de babalık kavramının dönüştüğünü düşünmüyorum. Ben büyükbabamla beraber de aynı evi paylaştım. Babamla da 23 yıl beraber yaşadık. Babam ve büyükbabamın baba-oğul ilişkilerindeki sevgi, saygı ve güven gibi kavramları ben de kendi babamla yaşadım. Oğullarımla da yaşamaya devam ediyorum.

Ercan Saatçi (Sanatçı): 365 günün sadece bir gününde babaların ya da annelerin hatırlanmasını kabul etmiyorum. Babalık duygusunu ben her gün yaşıyorum. Evlat sahibi olunca insan, babasının da kıymetini anlıyor. Baba olmak dünyanın en güzel şeyi. Babamdan öğrenip çocuklarıma sakladığım en önemli meziyet, yalan söylememek ve dürüst-namuslu olmak. Hepimiz bunun için yaşıyoruz. Çocuklarım, namuslu ve itikatlı insanlar olsunlar; bu bana yeter.

Ertuğrul Sağlam (Bursaspor Teknik Direktörü): Annem ve babam hayatımda çok önemli insanlar. Bugün bir yerlere geldiysek onların sayesinde geldik. Onlardan aldığımız terbiye sayesinde. İkisinden de Allah razı olsun. Babamdan bir kere dayak yedim. O da çok küçüktüm. Evimizin yakınında bir meyve bahçesi vardı. O bahçeden arkadaşlarla ayva almıştım. Bizi ayva alırken gören amcalar oldu. Babama şikâyet ettiler. Babam çok kızdı. Bir daha kimsenin bahçesinden bir şey almamamı tavsiye etti. O gün bugündür de kimsenin bahçesinden izinsiz bir şey almam.

Bülent Korkmaz (Teknik Direktör): Babam, hayat tecrübesini bana aşılamıştır. Doğru adım atmam için her zaman destek olmuştur. Karakterimin ve hayata bakışımın oluşmasında büyük rolü vardır. Babalar Günü’nü kutlamak gibi bir alışkanlığım yok. Ama kızlarım bu günde beni kutluyor.

Ahmet Çakır (Zaman Gazetesi Yazarı): Doğrusunu isterseniz benim kuşağımın kaderi buydu: Sadece babamızla değil, tüm sevdiklerimizle hep mesafeli kaldık… Ayrıca içinde bulunduğumuz toplumsal ortamın getirdiği zorunlulukların başında sevgimizi saklamak gelirdi. O nedenle ne babam bir günden bir güne bana doyasıya sarılabilmiş ne de ben ona karşı böyle bir sevgi gösterebilmişimdir. Birbirimizi görünüşte uzaktan sevmek bir zorunluluk gibiydi ama özde derinden birbirimize akan bir damla olduğunu bilirdik. Varlığımızın birbirimiz için taşıdığı önemi de… Benim çıktığım televizyon programlarını izlerken gözlerinin bir başka türlü ışıdığını ağabeyim söylerdi… Biraz da onu çok yakın bir tarihte kaybetmiş olmanın verdiği, anlatılması pek kolay olmayan duygular içindeyim.

Harun Erdenay (Eski millî basketbolcu): Babamın (Kemal Erdenay) hayatımdaki yeri apayrı. Beni basketbolcu yapan, beni yetiştiren babamdır. Aynı zamanda antrenörüm oldu. Basketbol adına bana her şeyi o öğretti. Bana hem babalık yaptı hem de çok iyi bir mesleğe sahip olmamı sağladı. Bir insanın babasının aynı zamanda antrenörü olmasının hem avantajlarını hem de dezavantajlarını yaşadım. Dezavantajı; maç bittikten sonra herkes eve gittiğinde maçı unutuyordu. Ancak biz evde maçı tartışmaya devam ediyorduk. Avantajı ise benim neler yapabileceğimi çok iyi biliyordu ve bana tecrübelerini en ayrıntısına kadar aktarıyordu.

Perihan Savaş (Oyuncu): Babalık benim için çok önemli bir olgu. Babamı genç yaşımda kaybettim. Keşke yaşasaydı. Eminim onunla keyifli zamanlar geçirirdim. Aynı şekilde rahmetli eşim Yılmaz Zafer de yaşasaydı çok iyi bir baba olacağına inanıyordum. Çünkü benden çok çocuk istiyordu.

Kaynak: http://Haber7

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>