ÜNİTE-5.DANIŞANLA GÖRÜŞME SÜRECİ ÖZETİ

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

ÜNİTE-5 İNDİRME LİNKİ

A.GÖRÜŞME  HAZIRLIKLARI
Fiziki Mekân: Danışanların ulaşabilmesi için trafik açısından rahatça gidilebilecek bir yer olması önemlidir. Danışma hizmetinin verildiği
kurumun sapa, ulaşılması zor ve girip çıkanın gözetlenebileceği bir yerde olmaması gerekir. Görüşme için başvuran danışanın, problemini
rahatça ifade edebilmesi için, başvuru odasının baş başa görüşülebilecek bir yer olması iyi olur. Danışma görüşmeleri o kurumda, görüşme
amaçlı tahsis edilmiş odalarda yapılması gerekmektedir. Başka kullanımlar için var olan müdür odası, büro, yemekhane, toplantı odası gibi
yerler danışmaya karşı bir isteksizlik oluşturur. Seansların farklı ortamlarda değil, aynı odada olması düzen ve tertip açısından önem arz
eder.
Görüşmenin yapıldığı oda ne danışanın içinde kaybolacağı kadar büyük, ne de sıkıntı basacak kadar küçük olmalıdır. Danışma odası güven
telkin eden huzur verici bir rahatlık içinde olmalıdır. Duvarların rengi, resim ve tablolar sade ve rahatlatıcı olmalıdır. Mobilya ve tefrişte
lüksten kaçınılmalı, görüşmeye her gelir grubundan insanların geleceğine dikkat edilmelidir. Görüşme odasının danışana kendini hem fiziki,
hem de psikolojik açıdan rahat hissettirecek özelliklere sahip olmalıdır.
Oturma Düzeni: Danışman ve danışan karşılıklı otururken arada masa, sıra vb. fiziki engeller olmamalıdır. Arada bir küçük sehpa olabilir.
Danışan ve danışman karşılıklı oturmalı, 180 derecelik oturma yerine, birbirlerine hafif açılı durmalıdır. Danışman ilgisini göstermek için hafif
öne doğru eğilmeli ve göz temasını eksik etmemelidir. Mesafe kişilerin al ve ayak hareketlerini engelleyecek kadar yakın olmamalı, bir
uzaklık hissi de uyandırmamalıdır. Danışman ve danışan benzer sandalyelere oturmalı ve her iki sandalyenin yüksekliği eşit olmalıdır. Giyim
ve kuşam karşıdaki kişiye yakınlık e güven telkin etmelidir. Danışman kıyafeti ile dikkat çekmemelidir.
Görüşme Zamanı: Görüşmelerden istenen verimin alınabilmesi için zamanın iyi kullanılması ve randevuların da, danışmanın ve danışanın
görüşebileceği saatlerde olması gerekir. Görüşmelerin bireysel danışmalarda 50 dakika, grup danışmalarında 90 dakika olması artık
geleneksel olarak kabul edilmiştir. Çocuklarla yapılacak grup danışması bir saati geçmemelidir. İlk görüşmede danışmanın kaç oturum
süreceği, her oturumun kaç dakika olduğu hakkında bilgi verilmeli, ücret ve kurallar açıkça konuşulmalı ve danışanla bir anlaşma
yapılmalıdır. Randevulara gelemeyeceği zaman bunu bildirmesi istenmelidir.
Yaklaşımlara  göre  değişmekle  birlikte,  haftada  bir  yapılacak  görüşme  uygundur.  Danışanın  ihtiyaç  hissetmesi  halinde  her  zaman
arayabileceği, uygun olursa görüşme talep edebileceği güven ve garantisi verilmelidir. Danışanın erken veya geç gelmesi psikolojik danışma
ile ilgili bir sorundur. Danışmanın ise görüşmeye geç gelme veya haber vermeden gelmeme lüksü yoktur. Danışmanın dakik olması ona olan
güveni besler.
Not Tutma: Danışma görüşmelerinin not tutulması görüşmelerin gelişimini görme açısından yararlıdır. Görüşme esnasında not tutma ve
görüşmelerin ses ve video kayıtlarını yapma konusu ise bazı sınırlılıkları içerir. Kayıt, danışanın bilgisi dâhilinde ve izni ile yapılmalıdır.
Tutulan notların ve yapılan kayıtların hiçbir şekilde başka amaçlarla kullanılmaması gerekir.
Danışma Ücreti: Danışmanlık profesyonel bir meslektir. Bir meslek olarak danışmanlarda yaptığı işin karşılığın rayiç bedelleri üzerinden
almalıdırlar. Danışman, eğer bir kurumda çalışıyorsa, çalıştığı kurum adına danışma yaptığı için ayrıca bir ücret talep edemez. Kendi
bürosunda danışma yapan danışman ise danışma görüşmesinin başında, ödeme durumunu konuşmalıdır..

———————————-B.GÖRÜŞME AŞAMALARI—————————-
1.Kepçeoğlu’na Göre Danışmanın Aşamaları: Kepçeoğlu‟na göre psikolojik danışmanın aşamaları dört başlık halinde ifade edilebilir:
Yapılanma:İlk aşama olan yapılanmada süreç hakkında danışanı bilgilendirme amaçlanır. Bu bilgiler danışmanın rolü ve yapabileceği
yardımın nitelikleri, danışanın danışma süreci ile ilgili görevlerini ve danışma oluşumunun kurallarını içerir. Danışanın yanlış veya gerçekçi
olmayan beklentilerini ortadan kaldırmayı amaçlar.
Problemi Ortaya Koyma: Danışman tarafından oluşturulan güven verici ortamda danışan  problemini anlatmaya ve probleminin
etrafındaki duygu ve düşüncelerini anlamaya çalışır. Burada danışman danışanı ustalıkla dinlemeyi ve onun kendisini anlamasına yardımcı
olmayı sürdürür. Danışan problemini gerçekçi bir gözle anlamaya başlamıştır.
Çözüm İçin Gerekenleri Ortaya Koyma:Problemin anlaşılmasından sonra gelen bu aşamada çözüm için mevcut olan seçeneklerden
birisini tercih etme ve karar verme süreçleri yaşanır. Burada kararı verecek ve uygulama için sorumluluğu alacak olan danışanın bizzat
kendisidir. Danışman kolaylaştırıcılık rolünü üstlenmiştir.
Sonuçlandırma:Alınan kararların uygulamaya konulması ve sonuçların değerlendirilmesi de psikolojik danışmanın bir parçasıdır. Alınan
kararlar sonraki görüşmeye kadar yapılacak uygulamaları içerdiği gibi, danışma sürecinin sonunda varılması istenen hedeflerle de ilgili
olabilir

2. Egan’a Göre Danışmanın Aşamaları: Gerard Egan (1998) üç aşamalı danışma modeli önermiştir.
Problemin Aydınlatılması Aşaması:İlk iş olarak danışman ve danışan arasında güven verici bir ilişkinin kurulması önemlidir.Bu aşamada
danışana deneyimlerini somut bir şekilde keşfetmesi ve aydınlatması için bazı danışmanlık becerileri kullanılır. Bu beceriler aktif katılım,
dinleme, içerik ve duyguları yansıtma ve bunun için de soru sorma becerileri olabilir.
Amaçlar Oluşturma Aşaması: Bu aşamanın amacı danışanın problemini net olarak anlamasını ve problemine uygun amaçlara
yönelmesini sağlamaktır. Bir önceki yardım becerilerine ilaveten bu aşamada duyguların açıklanması, kendini açma ve gerçeklerle yüzleşme
becerileri devreye girer. Danışman danışana hangi hedefleri başarabileceği ve bunlardan hangisinin gerçekten danışana ait ve başarılabilir
olduğu konusunda yardımcı olmaya çalışır.
Harekete Geçme Aşaması: Üçüncü aşamada danışanın daha önceki aşamada belirlediği amaçların gerçekleşmesi için yapılacak planlar
ve bu planları nasıl uygulayacağı konusu tartışılır. Burada yaratıcılık, beyin fırtınası ve cesaretlendirme gibi beceriler devreye girer.
————————–C.GRUP GÖRÜŞME TEKN İKLERİ——————————————–
Amaçları, ilkeleri ve anlayış bakımından bireysel ve grup danışması arasında bir fark yoktur. Bireysel danışmada var olan prensipler grup
danışmasında da geçerlidir. Danışana saygı ve onun kendi ayakları üzerine durabilecek hale gelmesi iki danışma türünde de arzulanan bir
sonuçtur. Bu benzerliklere rağmen, bazı farklılıklarda söz konusudur. Psikolojik, sosyolojik ve ekonomik ve diğer nedenler grup danışmasının
bireysel danışmaya tercih edilmesine sebep olmaktadır. Danışman yanında diğer danışanlarında yardım ve görüşleri değerlendirilen grup
danışması sosyal gerçekliğe daha uygun bir ortam oluşturmaktadır. Ayrıca kişilerarası ilişkiler bireysel danışmaya göre daha zengindir. Yine
bir seansta birden çok kişiye yardım yapılabildiği için, danışanlar ve danışman açısından, grup danışması daha ekonomik bulunmaktadır.
Kişilerarası ilişkilerin daha yoğun ve derin olduğu grup danışmasında, her birey hem danışan hem de danışman rolünü üstlenir. Tan (1995),
2
Grup atmosferinin kişilerin kendilerini daha kolay açmalarına yardımcı olabileceğini belirtmiştir. Danışman grubun bir lideri olarak grup
sürecinin  devamını takip eden bir kolaylaştırıcı rolünü üstlenir. Lewin üç tarz liderlik olduğunu ifade etmiştir: Otoriter, demokratik ve ilgisiz
liderlik. Liderin tarz ve kişiliği grubun çalışmasını olumlu ve olumsuz yönde etkiler.

Grup Çeşitleri
1. İş veya Görev Grupları: Grup amaçlarını başarmak amacıyla bir araya gelmiş insanların, etkili ve yeterli bir şekilde çalışmalarını teşvik
eder. Görev gruplarının çeşitleri vardır, bunlar: Gönüllü toplulukları, hizmet grupları, görev birlikleri, komiteler, planlama grupları, toplumsal
organizasyonlar, tartışma ve öğrenme grupları gibi örneklerdir. İş grupları, diğerlerinden farklı olarak kişileri değiştirmeyi amaçlamaz.
2. Psiko-Eğitimsel Gruplar: Psiko-eğitimsel gruplar özellikle, devlet okullarındaki eğitim ortamları için geliştirilmiştir. Bunlar iki çeşittir:
Eğitim grupları ve rehberlik grupları. Psiko-eğitimsel gruplar bilgi edinmek ve ilgili kavram ve becerileri geliştirmek için eğitimsel yöntemleri
kullanmaya önem verir.
3. Psikolojik Danışma Grupları :  Önleyici, gelişim odaklı ve iyileştiricidir. Danışma grupları, bireysel danışmadaki etkinliğe eşit bir tedavi
türü olarak kabul edilir. Danışma gruplarının yoğunlaştığı nokta, grup içinde ve grup yardımı ile bir kişinin davranışı, gelişimi veya
değişimidir. Amaç bireysel olmakla birlikte, grup bu amacı paylaşabilir. Danışma grupları grup dinamiklerine ve kişilerarası ilişkilere vurgu
yapar.
4. Psikoterapi Grupları :  Bazen sadece grup terapisi veya grup psikoterapisi olarak da adlandırılır. Psikoterapi grupları ileri derecede ve
sürekli uyum bozukluğu yaşayan kişilerin, kişisel ve kişilerarası problemleri ile ilgilidir. Terapi grupları psikolojik problemlerle ilgilidir.
Psikoterapi grupları tabiatı gereği tedavi edicidir ve uzun süreli psikolojik sorunları olan insanlara yöneliktir. Bu insanları bilinçaltı çatışmaları
ile yüzleştirerek, problemlerini çözmeyi amaçlar.

Grup Sürecinin Özellikleri: Grup danışmasına başlamak için belli bir problemi olan birden çok bireyin bir araya gelmesi gerekir. Bu
sayının danışman dâhil yedi kişiden az olmaması ve on beş kişiden de çok olmaması istenir, ideal sayı on iki kişidir. Çocuklarda daha az
sayıda grup oluşturulabilir. Grup danışmasında temel ilkelerden birisi katılanların gönüllü olmasıdır. Belli bir somut amaç doğrultusunda ve
belli bir ortamda (işyerleri gibi) oluşturulan gruplara homojen gruplar, farklı kişisel özelliklere sahip (cinsiyet, yaş vb.) bireylerin bir araya
geldiği gruplara ise heterojen gruplar denmektedir. Ayrılan üyelerin yerine yenilerin kabul edildiği gruplara açık grup, yeni üyelere kapalı
olan gruplara ise kapalı grup denilmektedir. Haftada bir kez yapılması önerilen grup danışmalarında her seansın ortalama doksan dakika
sürmesi idealdir.
İşlevsel ve sağlıklı gruplar aşamalar halinde gelişir. Bu dönemler şunlardır: Kuruluş- forming, Karmaşa- storming, Biçimlendirme-norming,
Başarma- performing ,Sonlandırma- adjourning
Ortak problemi olan kişilerle bir grup oluşturulur. İlk oturumlarda kişilerin konuşmaya başlaması çok zordur. Oturum, danışmanın grup
süreci ile ilgili kural ve gelişmeler hakkında grup üyelerine bilgi vermesi ile başlar. Eğer üyeler konuşmaya başlamasa, doğrudan grup
üyelerinden birisine yapılan hitap sürecin başlaması için yeterlidir. Entelektüel ve genel konularla ilgili yapılan konuşmalar, bireysel
problemlere ve psikolojik duygulara yöneliyorsa grup süreci çalışmaya başlamıştır. Grup içindeki etkileşim danışmanla grup üyeleri arasında
ve grup üyelerinin kendi aralarında gelişir. Böylece grup üyelerinin her biri, diğerine yardımcı olur. Zaman içerisinde grup dinamiği gelişerek
grupta “biz” duygusu yerleşir. Grup üyeleri grup içindeki yerlerini tayin için diğer üyelerle rekabete başladıklarında karmaşa aşamasına geçiş
gerçekleşmektedir. Endişe, direnç, savunma, iç çatışma, karşı koyma ve aktarım gözlemlen başlıca duygulardır. Eğer bu fırtınayı grup başarı
ile atlatırsa kural(düzen) aşamasına geçer. Burada çözümler, uyumun inşası ve gelişim için fırsat vardır. Çalışma aşaması kargaşadan
kurtulup düzen aşamasına geçildikten sonra gelir. Bu aşama grubun, kendisinin daha bütünleşmiş ve üretici bir sistem davranışlarına ve
bireysel  ve  grup  amaçlarının  başarılmasına  odaklanır.  Grubun  bir  araya  gelme  nedeni  olan  amaç  gerçekleştikten  sonra  grubun
sonlandırılması aşamasına geçilir. Grupta üye sayısının yeter sayının altında kalması ya da grubun amaçlarının gerçekleşmesi durumlarında
grup danışması sonlandırılır. Ayrılan üyelere, eğer ihtiyaç görürlerse danışanı istediği zaman görebilecekleri hatırlatılmalıdır.

Grup Danışmasının Etkililiği: Grup danışmasının etkili olduğu bazı durumlar bulunmaktadır. Bunlar: Bir gruba ait olma ihtiyacı,  Grup
desteğini arkasında hissetme, Diğer insanlarla konuşma ve iletişim kurma ihtiyacı, Aynı sorunlarla uğraşan insanlarla işbirliği yapma,
Başkalarına saygı duyma ve takdir edilme ihtiyacını giderme, Benzeri sorunlarda yalnız olmadığını görme ve
Başkalarının ürettiği çözümlerden faydalanma gibi alanlarda grup danışması katılımcılara fayda sağlamaktadır.
Bunun yanında grup danışmasının yetersiz olduğu durumlar da mevcuttur. Bunlar da şu şekilde sıralanabilir: Grupta mahremiyetin
sürdürülmesi, İlerlemiş psikolojik sorunlarla baş etme, Öfkenin kontrolü, Uzman danışmanlarının sayısının az olması, Herkese yeterli ilginin
gösterilememesi, Grup içi klikleşmeler, Grup ortamının yapaylaşmaya başlaması ve  Derinliğine bireysel yardımının yapılamaması gibi
alanlarda grup danışması yetersiz  kalmaktadır . Böyle durumlarda grup danışmasının bireysel danışma ile desteklenmesi gerekebilir.
Demokratik değerlerin geçerli olduğu, danışmanın eğitimli olduğu ve lider değil kolaylaştırıcı bir rol üstelendiği gruplarda üyeler pozitif
değişmeleri rapor etmişlerdir. Karizmatik liderliğin olduğu ve danışman ustalıklarının zayıf olduğu gruplar da ise zararlı etkiler danışanlar
tarafından ifade edilmiştir.

———————————-D.GÖRÜŞME UYGULAMALARI——————————————–
Psikolojik Danışmanın Tanımı ve Başlıca Özellikleri: Bir problemi çözmek amacıyla danışman ile danışan kişi arasında yapılan,
karşılıklı görüşmeye psikolojik danışma olarak adlandırılmaktadır. Bir danışma görüşmesinin üç ana unsuru vardır. Bunlar danışan, danışman
ve problem olarak sıralanabilir.

Psikolojik danışmada amaç;  düşünce,  tutum  ve  davranış  alanında  kişide  değişiklikler  meydana  getirerek,  danışanın  kendisini
anlamasına, mevcut problemini çözmesine ve kendisi, işi ve çevresi ile uyum sağlayarak, etkin seçim ve kararlar alıp mutlu olması sağlama
olarak ifade edilebilir.
3
Danışma gönüllülüğe dayanan bir ilişkidir. Taraflar kendi istekleri ile bir araya gelmişlerdir. Karşılıklı saygı vardır. Danışma ilişkisinde
mahremiyet esastır.
Danışma ilişkisi mesleki ve para boyutları olan profesyonel bir ilişkidir. Sistemli ve planlı süreçleri içerir. Genel olarak aşırı uyumsuzluk
gösteren kişilerden ve ilerlemiş vakalardan çok, normal kişilerin problemleriyle ilgidir. Kişinin olumlu ve bilinçli davranışları üzerinde
durulur.

Psikolojik Danışmanlık ve Benzer Meslekler: psikoterapi, klinik ortamlarda ve hasta olarak nitelenen kişilere psikolog ve doktorların
yaptığı psikolojik yardımdır. Psikolojik problemlere yapılan tıbbi yardım alanı ise  psikiyatri olarak bilinmektedir. Rehber ve  eğitim
psikologları ise okulda öğrencilerin karşılaştıkları sorunlarla ilgilenmektedirler. Sağlık ve adalet gibi kurumlarda çalışan sosyal hizmetler
uzmanları ise, hastaların ve eski mahkûmların ailesine ve topluma yeniden intibaklarını sağlamaya uğraşmaktadırlar.

Psikolojik Danışma ve Terapi: Psikolojik danışmaya bilinen, en yakın uzmanlık alanı ise psikoterapidir. Psikoterapi ile psikolojik danışma
arasında bazı benzerlikler olsa da aynı şeyler değildir. Psikoterapi daha çok tıbbi bir kavram olarak çağrışım yapmakta, psikolojik danışma ise
tıp dışı bir uygulama olarak bilinmektedir. Psikolojik danışmada hasta, hastalık ve tedavi gibi tıbbi kavram ve uygulamalardan uzak
durulmaktadır. Psikoterapi ile psikolojik danışma arasındaki farklılıkları (1) yardım yapan uzmanlar, (2) yardım talep eden kişilerin
nitelendirilmesi, (3) problemin özelliği ve ağırlık derecesi, (4) yardım yapılan ortam, (5) ulaşılmaya çalışılan amaçlar, (6) kullanılan yöntem ve
teknikler açısından ele almak gerekmektedir. Danışma bir konuda görüş alma anlamına gelirken, terapi tedavi olma anlamını taşımaktadır.
Danışmada psikolojik danışmanlar bulunmakta, psikoterapi ise klinik psikologlar ve psikiyatri doktorları tarafından yapılmaktadır. Psikolojik
danışmaya gelen kişi danışan olarak nitelendirilmekte, psikoterapi için gelen kişi hasta olarak isimlendirilmektedir. Psikolojik danışmada
meslek seçimi, evlilik ve aile sorunları, stres ve benzeri problemler için müracaat varken; psikoterapide nevrotik ve psikotik rahatsızlıkların
tedavisi için başvuru yapılmaktadır. Psikolojik danışma büro, okul, huzurevi ve işyeri gibi ortamlarda yapılırken; psikoterapi hastane, klinik
ve muayenehane gibi tıbbi ortamlarda yapılmaktadır.

Psikolojik Danışma’nın Amaçları: Karşılıklı iki tarafın görüşmesine dayanana psikolojik danışmada amaçları belirleyen pek çok etken
vardır. Bu etkenlerin başında danışanın ihtiyaç, istek ve problemleri gelir.
Psikolojik  danışma yardımıyla bireylerin ruh sağlığını koruma, kişisel gelişimini sağlama, içinde bulunduğu ortama uyum sağlama, çeşitli
korkuları yenme, kişisel etkinliğini arttırma, güven duygusunu geliştirme, problem çözme becerilerini sağlama, zamanı etkin kullanma,
geleceğe ilişkin planlar yapabilme, kişilerarası ilişkilerde başarılı olabilme, sosyal ortamlarda atılgan olabilme, varoluşunu sürdürebilme ve
kendine ait değerler sistemi geliştirebilme gibi pek çok amacı gerçekleştirmesi hedeflenmektedir. Sayılamayacak kadar çok olan ve pek
çoğunun bir danışma hedefi olup olmadığı tartışma konusu olan bu kavramları bazı başlıklar halinde toplamak mümkündür. Tan (1992),
araştırmacıların ileri sürdüğü bu amaçları beş başlık altında toplamıştır. Bunlar: Davranışta değişiklik , Olumlu ruh sağlığı,Problemin
çözümü,Bireyin kişisel etkinliği ,Karar verme olarak sıralanabilir. Olumlu ruh sağlığı ile bireyin bağımsız, tutarlı ve bütünsel bir şahsiyet
geliştirerek; çevresi ile uyum içerisinde olması ve sorumluluklarına sahip çıkması kast edilmektedir. Kişisel etkinliğin geliştirilmesi de diğer
amaçlarla birlikte kişinin kendisini daha iyi algılamasına ve hissetmesine yardım edecek bir amaçtır. Psikolojik danışmada zaman içerisinde
gerçekleşmesi beklenen amaçlar, (1) yakın, (2) orta vadeli ve (3) uzak amaçlar üç başlık altında ifade edilebilir. Yakın vadeli amaçlarla, her
danışma görüşmesi (seansı) sonunda ulaşılmaya çalışılan sonuçlar kast edilmektedir. Bunlar danışmanla danışan arasında güvene dayanan
açık  bir  ilişkinin  kurulması,  danışanın  deşarj  olması,  şikâyet  konularının  kaybolması,  danışanın  problemi  ifadelendirmesi,  problem
konusunda iç-görü kazanması gibi amaçlar yakın vadeli amaçlar olarak sayılabilir. Yakın vadede gerçekleşmesi beklenen amaçlar küçük,
somut ve belirgin amaçlardır. Orta vadeli amaçlara danışma seansları sonunda ulaşılmaya çalışılır. Problemin çözümü, kendi potansiyel ve
imkanlarını daha iyi tanıma, karar verme becerisi kazanma, kedisi ile ilgili seçimler yapabilme özellikleri orta vadede kazanılması gereken
özellikler olarak belirmektedir. Uzun vadeli amaçlar, insanlığın genel olarak ulaşması arzulanan amaçlardır. Bunlar kişisel bütünlüğün
sağlanması,  varoluşunu  sürdürme,  kendini  oluşturma  ve  kendini  gerçekleştirme  şeklinde  ifade  edilebilecek  felsefi  yönleri  de  olan
amaçlardır.

Psikolojik Danışmanın Temel Prensipleri: Psikolojik danışmada gerekli olan prensipler Carl. R. Rogers (1983) tarafından üç önemli
başlık halinde ifade edilmiştir. Bunlar: Hakikilik (doğallık)( Danışmanın kendisinin danışma ilişkilerinde doğal bir şekilde davranması
kastedilmektedir), ġartsız  olumlu kabul  (saygı)( Danışana saygı  duymayı ve  onu  olduğu gibi kabul  etmeyi ifade  eder),Duygudaşlık
(empati)(Kendimizi danışanın yerine koyarak, onun açısından olaylara bakabilme yeteneği kastedilmektedir).

Danışma Becerileri
1.Dikkatin Sağlanması: Dikkatimizi yoğunlaştırabilmek için birden çok mesaj yerine tek mesaja yönelme gerekir. Fiziki, fizyolojik ve
psikolojik  gürültünün  olmaması  dinleme  kalitesini  yükseltir.  Danışanla  sıcak  ve  samimi  bir  ortamın  psikolojik  danışmanın  başında
sağlanması, yani samimiyet kurulması da ilk görüşmede gerekli becerilerdendir.
2.Duruş (Beden Dili): Beden  Dilinin ve sözsüz iletişimin, kişilerarası iletişimdeki  payının sözel becerilerden  daha yüksek olduğu
bilinmektedir. Başarılı bir danışmanınşu davranış stillerini uyguladığı gözlemlenmektedir:
Oturma Biçimi; karşıdaki kişiyi rahatsız etmeyecek bir mesafede rahat ve dikkatini veren bir oturuş, kollar açık ve bağlanmamış.
-Açı; Yüz danışmana hafif açılı olarak dönük.
-Eğilme ve eşzamanlı hareket; Hafi danışana doğru eğik şekilde oturma ve onunla uygun ve eşzamanlı ve doğal vücut hareketi.
-Göz teması; danışanı dinlediğini ve sözlerini takip ettiğini gösteren bir göz teması, rahatsız edici bakışlardan kaçınma.
-Engellerden kaçınma; masa, sandalyenin arkası gibi fiziki engellerden kaçınma, danışanla danışman arasında iletişimi engelleyecek bir eşya
ve durumun olmaması.
-Rahat nefes alma; heyecan vermeyecek bir şekilde nefes alma.
-Karşıdaki kişinin rahat olmasını sağlama; danışma görüşmesi sırasında karşıdaki kişinin rahat bir durumda olmasını temin etme.
3. Basit Kabul ve Cesaretlendirme: Yerinde gülümseme, baş sallama, “hım… hım”, evet, anlıyorum, dinliyorum gibi sözler konuşan
durma noktasına geldiğinde onun devam etmesine yardımcı olur.
4. Sessizlik (Dinleme): Dinlemede hemen karşıdaki kişi konuşurken sözünü kesmemek, bitirdikten sonra biraz beklemek gerekebilir.
Tecrübeli danışmanlar danışanın sözleri kesmeden sabırla dinlerler. Dinleyerek karşımızdaki kişinin deşarj olmasına, rahatlamasına yardım
ettiğimiz gibi, onun kendi durumunu anlamasına da yardımcı oluruz.
4
5. Açık ve Kapalı Uçlu Sorular:Soru sorarak kişiyi dinlediğimizi gösterdiğimiz gibi, konunun açılmasına da yardımcı oluruz. Özellikle
“niçin” sorusu yerine “nasıl” sorusunu tercih etmeliyiz. ”Niçin” sorusu danışanı savunmaya itebilir veya utandığı için cevap vermekte
zorlanabilir.
-Açık uçlu soru: Kişinin istediği uzunlukta ve istediği şekilde cevapladığı soru tipidir.
-Kapalı uçlu soru: Evet, hayır, doğru yanlış gibi kısa cevaplı sorulardır.
-Dar cevaplı soru: Bir iki cümle ile cevaplanabilen sorulardır.
-Doğrudan soru: Ne, ne zaman, nerede ve kim gibi kesin cevap gerektiren sorulardır.
-Dolaylı soru: Kişiyi zorlamayan ve kişinin kendini rahat hissettiği sorulardır.
6. İçeriğin Yansıtılması: Kişinin size söylediklerini değerlendirmeden ve yargılamadan yansıtmak hem sizin dinlediğinizin bir göstergesi
hem de, onun hakkında bir önyargı sahibi olmadığınızın bir kanıtıdır.
Bir danışma görüşmesinde üç türlü yansıtmada bulunmak mümkündür: Olduğu gibi tekrar(Konuşanın söylediklerini sadece öznesini
değiştirerek olduğu gibi tekrar etme),Rafine tekrar( Ayrıntıları, tekrarları çıkartarak konuşanın asıl ifade etmek istediği ana unsurları anlayış
içerisinde yansıtmadır), Özetleme( Konuşmanın sonuna doğru, konuşan kişinin bütün anlattıklarının bir özetini yaparak geri-bildirimde
bulunmadır).
7. Duyguların Açıklanması: Danışmanlık yapan kişi eğer kendi duygularını iyi ifade edebiliyorsa, danışanın duygularını da anlayarak doğru
olarak geri-yansıtabilir. Dinleyen kişi olayla ilgili kendi duygularını açarak konuşan kişinin daha iyi duygu ifadesinde bulunmasına yardımcı
olur. Duygu açıklamalarında beden dili ve sözlü iletişimden yararlanılır. İnsanlar ne kadar duygularını saklamaya çalışırsa çalışsın, yüz ifadesi,
jest ve mimikler ile diğer beden dili işaretleri duygularını ele verir.
8. Duyguların Yansıtılması: Danışman burada ifade edilenin yanında ifade edilemeyen duygulara ulaşmaya çalışmalıdır. Konuşan kişinin
genellikle farkında bile olmadığı, ancak konuşma ve bedensel ifadelerinin altında yatan duygu ve tutumları ona geri yansıtarak konuyu daha
iyi anlamasına yardımcı olma, duyguları yansıtmanın bir yoludur.
9. Kendiliğinden Açılım: Dinleyen kişi, danışanın yalnız olmadığını, benzer yaşantıları diğer insanların da tecrübe ettiklerini göstermek
amacı ile kendi hayatından örnekleri paylaşabilir. Danışmanın kendini açması az zaman almalı ve konuşana yardım amacını taşmalıdır.
Unutmamak gerekir ki önemli olan danışmanın problemleri, düşünceleri değil, danışanın problemleri ve çözüm yollarının keşfedilmesidir.
Danışanın kendini açmasının faydaları şunlardır:Güven duygusu,Paylaşım,Rahatlama ,Saygının gelişimi.
10. Yüz-Yüze Getirme: Danışmayı gerekli kılan nedenlerden biriside kişinin kendi gerçeğiyle yüzleşmeyi kabul etmeyip, hayali bir duruma
sığınmasıdır. Bu beceriyi kullanmada amaç kişinin kendisine ait gerçekleri ve bu gerçeklerini boyutlarını net bir şekilde görmesine yardım
etmektir.
Görüşmenin ilerlemiş süreçlerinde konuşan kişiyi kırmadan onun anlattıkları arasındaki mantıksal çelişkileri veya anlattıkları ile beden dili
arasındaki çelişkileri ifade ederek kişinin gerçeklerle yüzleşmesine yardımcı olma, bir şekilde kişinin yaşadığı gerçeklerle yüz yüze gelmesidir.
Bu beceriyi hassasiyetle kullanmak gerekir, aksi halde iletişim kesilebilir. Yüzleştirmeyi dört açıdan yapabiliriz:
Konuşanın gerçek benliği ile ideal benliği arasındaki çelişki ,Sözlü ifade ile beden dili arasındaki çelişki
Sözlü ifadede meydana gelen mantıksal çelişkiler,Konuşanın kendisini algılaması ile dinleyenin konuşanı algılaması arasındaki çelişkiler .
11. Atılganlık : Kişinin içinde bulunduğu şartları ona yansıtırken farklı tutumlar sergilenebilir. Bu tutumları dört grupta toplamak
mümkündür.
-Atılgan tutum: Doğruları çekinmeden, fakat karşıdaki kişiyi incitmeden ifade etme.
-Saldırgan tutum: Doğruları karşıdaki kişiyi yaralamak amacıyla kullanma.
-Pasif tutum: Tartışmadan kaçınma, haklarından vazgeçme.
-Manipüle edici tutum: Dolaylı yollardan ve ima ederek tartışma
-Etkin ve başarılı bir danışmada atılgan ve güvenli tutum vardır.

Psikolojik Danışma Engelleri:
-Damgalama: “Bu yaptığın aptallık”, “sakar”, geri zekalı” vb. ifadelerle karşıdaki kişinin bazı davranışlarını tanımlamaya çalışma, o kişinin
bize olan güven duygusunu olumsuz etkiler.
-Emir Verme: Yapmalısın etmelisin gibi emirler. Bu ifadeler karşımızdaki kişinin duygu, ihtiyaç ve problemlerinin önemsiz olduğunu anlatır.
-Soru Sorma: Nerede geziyordun? gibi. Karşımızdaki kişide güvensizlik ve şüphe uyandırır.
-Suçlama: Hep problem çıkarıyorsunuz! vb. karşıdaki kişinin benlik saygısının aşınmasına neden olur ve karşı eleştiriye sebep olur.
-Alay Etme: Bu soruya böyle bir cevabı Einstein bile veremezdi, vb. cümleleri kullanma. Danışanın danışmana olan saygısının yitimine sebep
olur.
-Onaylama: Bir davranışı değerinden fazla takdir etme, abartma. Güven duygusunun zedelenmesine yol açar. Kişi bu takdiri hak etmediğini
bilir.
-Reddetme: Bir davranışı değerinden eksik takdir etme veya reddetme danışanın danışmana olan inancının kaybolmasına yol açar.
-İsimle Çağırma: Kişiyi gerçek isimi yerine başka bir isimle çağırma. ”Sırık buraya gel” gibi lakap takma. Danışanın kapsamlı ve uzun soluklu
bir iletişim kurmasına engel olur.
İyi yetişmiş bir danışman bu davranışlardan kaçınır.

—————————————————————————————–
http://tr-tr.facebook.com/groups/danismanlar/
————————-İyi çalışmalar, Hüseyin SALUR——————————-

Incoming search terms:

  • danışan danışman diyalogları (97)
  • danışan danışman örnekleri (34)
  • hüseyin salur ders notları (29)
  • psikolojik danışmada ön görüşme nasıl yapılır (29)
  • hüseyin salur notları (29)
  • danışan danışman diyalog örnekleri (21)
  • psikolojik danışmada ilk oturum (18)
  • huseyin sular is ve meslek danismanligi notlari (18)
  • psikolojik danışma ilk oturum örneği (4)
  • bireysel psikolojik danışma oturum örnekleri (3)
Etiketlenmiş .Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>