Rehberiniz-Tutkulara pranga vurulmaz!

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Tutkulara pranga vurulmaz!” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Tutkulara pranga vurulmaz!

“Neden Jonathan, söylesene neden? Diğerleri gibi olmak bu kadar mı zor?”

Pazartesi günü annesi ile dünya güzeli 11 yaşında bir genç kız geldi muaynehaneme. Açık turkuaz rengi gözleri ile ürkek çekingen annesinin kolunda içeri girdi.

Çocuk hasta ile iletişim kurmak daha kolay. En zor hastalar ise 11-17 yaş arası, ergenliğin farklı dönemlerinde olan ve jinekolojik muayene için gelen genç kızlardır.

Kadın olmanın eşiğinde, öylesi farklı bir dünyaları oluyor ki, konuşurken çok dikkat etmeniz ve gerekirse hiç üşenmeden 1 saatinizi, belki de günlerinizi ayırmanız gerek. Kırmadan, üzmeden ve en önemlisi onu anladığınızı, size güvenebileceğini fark etmesini sağlamak için gayret ederek yaklaşmanız gerekiyor.

Annesini korkutan, 5 gün önce okulda şiddetli karın ağrısı olması, gittikleri çocuk doktorunun yaptırdığı ultrasonda yumurtalıklarında 3 cm.lik bir kist görülmesiydi. Ağrının sebebi kist olabilir mi? kuşkusu ile gelmişlerdi.

Kadının adet görmesi için; beyin ile yumurtalıklar arasındaki hormonal ilişkinin başlaması (ki buna püberte diyoruz) ve ilişkinin olgunlaşması, yumurtalığın salgıladığı hormonlara rahimin cevap vermesi sonucu, rahim içini döşeyen “endometrium” dokusu dediğimiz dokunun dökülmesi gerekir.

Tabii yazıldığı kadar kolay olmuyor beyindeki merkezler ile yumurtalıklar arasındaki ilişkinin kurulması. Bu süreçte, hormonların artıp azalması sonucu, kızlarımızın yumurtalıklarında kistler oluşabiliyor.

Neyse konumuz adet döngüsünün fizyolojisi değil. Ama ukalalık kanımda biliyorsunuz:-)).

Genç kızın ağrısının nedeni asla kist değildi. Kaldı ki 3cm.lik kistin ne size, ne bana ne de bu memlekete zararı olmaz :-)) Diğer tetkikleri de normaldi. Çocuk doktoru meslektaşım iyi bir iş çıkarmış ve olası nedenleri dışlayacak tetkikleri yaptırmıştı. Hepsi normaldi. Zaten bunun sonucunda bana kadar gelmişti aile.

Güzel gözlü kızı muayene ederken ağrısının daha önce olup olmadığını ve adeti ile ilişkisini sordum. Gözlerini kaçırarak 3-4 kez daha olduğunu söyledi. Konuyu sorgulamamdan rahatsızdı. Ama sevdiği kitapları, filmleri sorduğumda şeker şeker cevap veriyordu. Sonra ne yaptığını sordum. Müzik dinliyor muydu veya spor mu yapıyordu?

Müzik dediğimde gözleri parladı. Annesi hemen atıldı ve biraz da kırgın/kızgın bir sesle, keman çaldığını söyledi. Çok hoşuma gitti. 1yıl önce başlamıştı. Ve tutku halini almıştı genç kızda.

Anne ve babasını rahatsız olmasının nedeni, keman dışında her şeye karşı ilgisini yitirmesiydi. Sadece derslere karşı değil onlara, ebeveynlerine karşı da ilgisini yitirmişti. Keman tek tutkusu olmuştu. Zamanının tamamını kemanı ile geçiriyordu.

Rahmetli annemin bir sözü vardı; “Koyma akıl olmayacak, Oyma akıl olacak” diye. Yetenek de böyle bir şey. Oyma olacak. Siz istediğiniz kadar zorlayın içinde yoksa, oyma değilse olmuyor. Bakınız ben ve envayi çeşit enstrüman :-)))

Konuşunva anladım ki, 1 – 1.5 ay önce bu durumdan hoşlanmayan anne ve baba, öğleden sonra gittiği keman derslerine devam edemeyeceğini ve derslerini azaltacaklarını söylemişler, kararlarını da uygulamışlardı.

Sorguladığımda ağrı ataklarının tam da bu süreç sonunda başladığını öğrendim. Aslında genç kızdaki değişikliği fark eden rehber öğretmen aileyi uyarmış ve 1 hafta önce dersler tekrar başlamıştı ama genç kızın aniden gelen ve sonra hızla yok olan ağrıları devam ediyordu.

Annesi ile konuşurken kızın gözlerine bakmak aslında yeterliydi. Ufaklık, annesinin keman derslerini tekrar kaldıracağından çok korkuyordu.

Richard Bach’ın kısa ama okuduğunuz her defasında insanda derin izler bırakan kitabı “Martı”nın bir yerinde, annesi adeta yalvarır martı jonathan’a, “Neden jon, söylesene neden? Diğerleri gibi olmak bu kadar mı zor?

Annesine ve kızına baktığımda bu cümleleri hatırladım.

Haftasonu yurtdışında yaşayan çok eski bir arkadaşımı gördüm. Bana, kendisine tam 25 yıl önce, oldukça uzak bir ülkeye doğru yola çıkarken hediye ettiğim kitabı yanında getirdiğini söyledi. Kitabı, hediyemi yıllarca saklamıştı. Sayfaları sararmış bir Ahmet Telli kitabıydı.

Kitabın ilk sayfasına Martı’dan, Richard Bach’a ait bir cümle yazmışım, onu gösterdi:

“Eğer dostluğumuz zaman ve uzaklıkta sınırlıysa o yok demektir. Zaman ve uzaklıkla sınırlı olmayanı yaşıyoruz biz. Uzaklığı yenince hep aynı yerdeyiz. Zamanı yenince hep aynı anın içindeyiz. Böylece her an için birlikte olacağımızı düşünmedin mi?”

Bakınca arkadaşlığımız zaman ve uzaklıkla sınırlanmamış değil mi? Yıllar sonra, ilk olarak, karşılıklı oturduk, çocuklarımızdan, işimizden, yaşamdan konuştuk saatlerce. Ama ne konuştuğumuz çok da önemli değildi.

Önemli olan, yıllar sonra önümüzde duran sararmış sayfaları ile o kitap ve Bach’ın cümleleriydi. Bu kısa ve belki de ancak uzun yıllar sonra tekrar edebilecek buluşma, ikimizinde ruhuna iyi geldi.

Hayata dair, böylesi zamanın ötesinde, yalansız dostlarınızın olduğunu bilmek, insanın yaşama sevincinin içinde yeniden yeşermesine yetiyor.

O buluşma sonrası kitabı tekrar okudum. Kitabın büyüsü hala üzerimde tüterken bahsettiğim anne ve kızı ile karşılaşmam kader olabilir mi? :-))

Güzel gözlü kızın annesine ergenlerin durumunu anlatmaya çalıştım.

Tutkusuna vuracakları pranganın aslında genç kızın tüm yaşama sevincine vurulacak bir darbe olduğunu söyledim. Kızlarına keman derslerini bir daha asla engellemeyeceklerini vurgulayarak söylemeleri gerektiğini anlattım.

İlaç yazmadım. Genç kıza ama en önemlisi annesine “Martı”yı okumalarını önerdim.

Uzun zamandır, sonuçta bir cerrah olarak, bu kadar iddialı bir “tedavi” önermemiştim. :-)) Ama işe yarayacağını düşünüyorum. Sizi de bilgilendiririm :-)).

Yine martı’dan bir cümle ile bitirelim:

“Gözlerinizin size gösterdiklerine inanmayın. Onlar sadece sınırlarınızı gösterir. Zaten bildiklerinizin ötesine ruhunuz ile baktığınızda, uçacağınız yolu bulacaksınız”

Yaşama hep inanarak ve ruhunuz ile bakmanız, yaşam boyu sürecek gerçek dostlar bulmanız dileği ile…

Yazar: Prof. Dr. Süleyman Engin Akhan

Kaynak: http://https://www.facebook.com/SuleymanEnginAkhan

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>