Rehberiniz-Türkiyenin ruh durumu, ruh hekiminin ruh sağlığını nasıl bozar?

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Türkiyenin ruh durumu, ruh hekiminin ruh sağlığını nasıl bozar?” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Türkiyenin ruh durumu, ruh hekiminin ruh sağlığını nasıl bozar?

Artık hiçbir şey sahici değil

Cem Mumcu yazar, Okuyanus Yayınları’nın sahibi. Ama bir kimliği daha var: Psikiyatr. Bu kez bir hekimle, memleketteki ruh halleri üzerine konuştuk…

Diğer bütün sıfatlarınızın yanında hekimsiniz aynı zamanda. Hekimlik mesleği sizde nasıl bir duygu uyandırıyor?

– Tıp Fakültesi’ne girmeye karar verdiğimde, psikiyatr babam beni karşısına aldı ve dedi ki: “Hekim ne demek biliyor musun? Hekim, hikmet sahibi olan demek.” Ne var ki günümüzde yapılan hekimliğin hikmetle uzaktan yakından alakası yok.

Nasıl yani?

– Diyelim ki, tarlamda saçmasapan bir ürün çoğaldı. Keçiboynuzunun poposu. Ne yapacağımı bilmiyorum ama büyük parti mal var elimde. Gidiyorum bir reklam ajansına, stratejiste anlatıyorum, “Ümitsiz vaka ama yine de brainstorming yapalım” diyorlar. Kırmızı

Psikiyatri bundan nasıl nasibini alıyor?

– Şöyle: Amerikan Psikiyatri Birliği’nin çıkarttığı kitaplar var. Psikiyatrik tanılar bu kitaplara göre konuyor. Bizim Kuranımız onlar. Ne var ki mesela DSM 2’de homoseksüalite bir hastalıktır denirken, DSM 3’de birden artık hastalık olmaktan çıkıyor. Kit

Ne için peki?



Sizin dünyanın geri kalanıyla ne alakanız var? Kendi hastalarınızla uğraşmak yetmiyor mu?

– Aynen öyle yapıyorum zaten. Kendime bir sistem kurdum, dedim ki ben 2 ile 8 arası çalışırım. Günde sadece 6 terapi. Bunun ötesinde kim gelse fark etmez. Arzı artırmıyorum. “Sabahın 9’da başlayıp daha fazla para kazanayım” demiyorum. 15 dakika görüp ilaç

Parayı nereden kazanıyorsunuz? Yayınevinden mi, yazarlıktan mı, hekimlikten mi?



Yayınevi peki?

– Kendi yağıyla kavrulmak zorunda, artık destekleyecek halim kalmadı. Benim de hatalarım oldu tabii. Sevdiğim kitapları yayınlamak gafletinde bulundum. Benim istediğim kitaplar, az satan kitaplar. “Artık bana sormayın, yoksa batacak burası, siz ne istiyor

Şu anda moda psikiyatrlardansınız. Size gelmek trend mi?



İyi de niye geliyorlar size…



Bir de “ünlülerin psikiyatrı” lafı var…

– Bu daha da fena. Zaten bu “ünlüler” kelimesiyle sorunum var. Çocukluğumda, bir işi iyi yapan meşhur olurdu. Ama şimdi ünlüler diye ne olduğu belli olmayan, topyekün bir grup var. Kim ulan bu ünlüler? Bir çuvala doldurulmuş, meslekleri ve mesnetleri bell

Basitleşme, sade hayat, gerçeklik, sahicilik, biz bunları mı özledik…



Nasıl yani?



Riya, hayatımızda ne kadar önemli bir yer tutuyor?



Bunu nasıl onarmaya çalışıyorsunuz?



Yeniden samimiyete dönebilmek mümkün mü?

– Başka çaremiz yok ki. Biz eşim Zeynep’le arabaya biniyoruz, köy köy, kasaba kasaba bütün Türkiye’yi dolaşıyoruz. Kendimden utandığım bir sürü yer oldu. Mesela Urfa şehri beni utandırmıştır. Ben Urfa’ya karşı eziğimdir. O şehirde yanıma yaklaşan herkese,

Başka ne sahte?



Bir arkadaşım, “Etrafımdaki bütün evliler müthiş bir seks hayatları olduğunu söylüyor ama topluluk içinde ne bir akış var aralarında ne birbirlerine dokunuyorlar. Bunlar yalan söylüyorlar” dedi. Yalan mı söylüyorlar, kendilerine de mi “miş” gibi yapıyorlar?



Psikiyatra gelince bütün gerçekleri söylüyorlar mı?



Nedir terapist?

– Terapist, oyun bozandır. Ben kimselerin onlara söylemeyi cesaret edemediği şeyleri söylüyorum. Oyunu bozuyorum. Onları sarsıyorum. Ama onlar da beni sarsıyor. Bir hastam bir ay filan gelmedi, “Neredesin?” dedim. “O kadar çok sorunum vardı ki, bir de sen

Yaşadıklarınızın bıraktığı tortu ne?



Ya gidelim buralardan ya da kabuğumuza çekilelim mi?

– Şu anda yapabildiğim kaçmak. Edebiyat çevresinden de, psikiyatr çevresinden de, yayıncı çevresinden de kaçmak. Bu eve çok insan geliyor ama çok faklı insanlar, biri Çemberlitaş Hamamı’nın sahibi, bir tanesi yazar, bir tanesi bakkal, bir tanesi bilgisaya

ARTIK HERKES ARTİST HERKES SAHNEDE

Bir restoranda, restoranın genel uğultusunu duyarız. Ama birdenbire bir kadın gelir, müthiş kahkahalar atar, bütün konuştuklarını duymaya başlarız. İlginin merkezi olur. “Centre of attention.” Seksten başka her şeyi seksüalize eder bu tipler. Bir kadehi yudumlayışında bile “Ulan be!” dersin. “Histriyonik kişilik bozukluğu”dur bu. Bir gösterme hali, bir “center of attention” hali. Ama dünya böyle giderse, bu durum, bir hastalık ve kişilik bozukluğu sınıflandırılmasından kaldırılmak zorunda. Çünkü normali bu oldu. Hepimiz bir gösterme halindeyiz. Histriyonik kişilik, bütün dünyaya yayılan bir rüzgar. Artık sakin, efendi, ağır ve tevekkül sahibi Doğulu’ya da bulaştı. Artık herkes artist. Herkes sahnede olunca, koltuklar boşalıyor. Herkes vitrinde olunca, vitrinin önünden kim geçecek…

DÖRDÜ DE BENİ ALDATTI

Bir psikiyatr, insanı cırt diye çözer mi bir konuşmada…

– Hiç alakası yok. Tamamen yanılgı. Gecenin bir yarısı, bir barda mesela, “Sizi gördüğüm çok iyi oldu” deyip insanlar bana rüyalarını anlatıyorlar. Ben onun rüya sembollerini anlamadan, o rüyayı çözemem ki. Biz öyle Tanrı rölünde filan değiliz. Ama tabii

Var mı böyle örnekler?

– E oluyor. Bir keresinde muayenehaneden çıktım, bir toplantıya gideceğim. Pat beni yayınevinden aradılar, “Toplantıdan önce bir uğra” dediler, ben de taksi şoföründen çekine çekine rica ettim, eziğim ya, “Lafı mı olur abi?” dedi. İşimi hallettim, koştura

YOKSA SİZ DE EZİK MİSİNİZ

Geçenlerde genç bir hastam, “Ezik” kavramından söz etti bana. O ne biliyor musunuz, ezik kim biliyor musunuz? Zor durumda birini gördüğünde hüzünlenen, büyüklerine karşı dikkatli davranan, aç biriyle karşılaştığında acıma hisseden, gözyaşı döken, kısacası diğerlerine karşı saygılı olmak gibi “değerleri” içeren çocukların şu an lisedeki adı “ezik”. Arkadaşları onlara “ezik” diyorlar. Yani bütün bu olumlu özellikler tiye alınıyor. Sizi bilmem ama ben kendimi fena halde ezik hissediyorum. Eziğim. Ve gittikçe eziliyorum. Her yerde eziliyorum…

Yazar: Ayşe Arman

Kaynak: http://Hürriyet

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>