Rehberiniz-Türkiye malezya gibi bir din devletine dönüşür mü?

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Türkiye malezya gibi bir din devletine dönüşür mü?” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Türkiye malezya gibi bir din devletine dönüşür mü?

Türkiye ne Malezya olur diyebilirim Ne de olmaz

Karşımdaki insanın 80 yaşında olduğuna inanabilmem mümkün değil. Ne ruhen ne de fiziken. Son derece diri, dinamik, canlı, yakışıklı ve hocaların hocası.

Türkiye’nin en çok konuşulan sosyologlarından Profesör Şerif Mardin, Türkiye’nin geleceği için çok da parlak bir tablo çizmiyor.

Belli ki yılların deneyimini yedeğine almış, tıkır tıkır çalışan bir beyin var. Müthiş bir bilgi birikimi ve analitik bir zeka birleşince Şerif Mardin efsanesi oluyor. Doğu’dan Batı’dan herkesin yetkinliğini kabul ettiği bir isim o. “Bu memleket nasıl kurtulur”u konuştuk, o da Meşrutiyet’ten başladı, o yıllardan bu yıllara olan biteni anlattı. Amaaaa… Özel hayatına, ailesine dair sorduğum soruları yanıtlamadı. Son olarak, çok güzel gözleri var. Buz mavisi…

Bu toplum, buralara nerelerden, nasıl geldi?

– Bugünün tarihi kökleri var… İttihat ve Terakki zamanında, “Halka Doğru” adında bir dergi çıkıyordu. Bu dergide Yusuf Akçura’nın fikirleri ön plandaydı.

Neydi o fikirler?

– “Yönetici sınıfı olarak, halkın ihtiyaçlarını, ne istediğini, nasıl mutlu olacağını bilmiyoruz. Ve bu yüzden halka ulaşamadık. Ulaşmamız lazım…” Ne var ki, bu hareket, sadece pozitif sonuçlar yaratmadı. Önce Rusya’da çıkardığı problemleri anlatayım, ç

Neden?



Bizde de aynı sonuca mı ulaşıldı?



Ne gibi tedbirler?

– Mesela parlamentoya Cumhuriyet Halk Fırkası dışında kimsenin girememesi. 1923 seçimi böyle bir seçimdir. Ama aynı zamanda, eğitim ve gelir seviyesinin yükseltilmesi gibi halk için pozitif şeyler yapmaya çalıştılar. Bütün bunları yaparken de, devlette ha

AK Parti bunu mu başardı?



Halka gidebilen başka parti yok muydu?

– Halka uzanan kollar kısa kalınca, yeni bir yol bulundu: Siyasi partiler. Devleti oraya kadar götüremezsiniz, fakat siyasetçi kendi menfaatleri açısından halkla çok daha sıcak bir ilişki kurar. İşte Demokrat Parti de onlardan biriydi. Başarısının sebebi,

AKP’nin başarısının altında yatan bu muydu?

– Nedenlerden biriydi. Bir de şu var tabii, yine devletin göremediği şeylerden biri. 19. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nda Anadolu’da çok teşkilatçı bir dini kurum yayılmıştı: Nakşibendilik. Nakşibendilik, yalnız bir dini inanç değil, aynı zamanda insanl

Bunda bir yanlış var mı?



Peki bu noktadan sonra ne var?



İyi güzel de, bizim menfaatlerimiz ne olacak?

– Sizin menfaatlerinizin engellenmemesi için, insanların bu meselenin iki yüzünü de görebilmesi gerekiyor. Hem mahalli hem milli yüzünü. O zaman ne yapılacak? Bunun her iki yüzünü de hangi parti gözetiyor ona bakılacak. Türkiye’de muhafazakár partiler bun

Sanki biz azınlıkmışız, onlar çoğunlukmuş gibi konuşuyorsunuz…



O zaman bu ülkeyi kuranlar azınlık.

– Sayılar açısından azınlık-çoğunluk başka bir şey, moral açısından azınlık- çoğunluk başka bir şey. Bu ikisinin birbiriyle uzlaşması lazım. Cumhuriyet Halk Partisi, kendisini Türkiye’nin ahlaki değerlerini taşıyan parti olarak görüyor. Ama AK Parti de di

Yani hayatımız değişmeyebilir ve denge bozulmayabilir, öyle mi?



Yani bir gün Malezya olur muyuz, olmaz mıyız? “Olmayız” deyip, içimizi rahatlatır mısınız lütfen…

– Rahatlatamam. Çünkü olmayız diye bir söz veremem. Kimse veremez. Öyle dinamikler var ki dünyada, öyle tuhaf iç yapılanmalar, her şey olabilir. Endonezya’da 1960’larda kimse İslam’dan fazla bahsetmiyordu. Ama bugün Endonezya’da İslam, çok önemli bir siya

Türkiye’de bu konuda bir araştırma var mı?



O zaman önümüzde parlak bir manzara yok…



Peki Batı, nasıl algılıyor?

– Batı’da bu meselenin çözümü yüzyıllarca sürmüş. İngiltere’de mesela, insan haklarının yerleşmesi için epey bir süre gerekmiş. Devlet ve din ilişkilerini ayırmışlar sonunda, ama bu tam 300 sene almış. Bizim dezavantajımıza gelince, her şeyi 70 yılın için

Bir süre önce hiç böyle şeylerle uğraşmıyorduk…

– Yooo yanılıyorsunuz, derinlerde bu çatışma hep sürüyordu. Türkiye Cumhuriyeti, elitist bir devlet. Azınlıktaki elit bir grubun, memleketi modernleştirmek için “Şunları şunları yapmak lazım” diye iyi niyetle düşündüğü bir ülke. O zamanlar devletin kollar

E o zaman, bu memleketin kime ait olduğu da tartışma konusu olur…

– E işte böyle nur topu bir problemimiz var. Meşhur bir siyaset bilimcisi var Chantal Mouffe. Onun söylediği şu: “Demokrasi diye bir şey yoktur, demokrasi uğrunda çaba vermek vardır.” Katılıyorum. Türkiye’de artık demokrasinin sert çizgilerle portresi çiz

Ama kafası çalışan sizin gibi bir sürü kişi politikadan özellikle uzak duruyor. Meydan başkalarına kalıyor…



Yazar: Ayşe Arman

Kaynak: http://hurriyet.com.tr

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>