Rehberiniz-Türkiye büyük yetenekler mezarlığıdır!

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Türkiye büyük yetenekler mezarlığıdır!” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Türkiye büyük yetenekler mezarlığıdır!

‘İYİ ÖPÜŞEN BİR SEVGİLİ DÜNYANIN YARISI DEMEKTİR’

Öyle insanlar vardır ki, beni heyecanlandırır. Murathan Mungan onlardan biri. Sadece onu gördüğümde değil, okurken de heyecanlanıyorum.

Tuhaftır, onun öyküleri, hikayeleri, imgeleri, cümleleri, dizeleri, bende yazma istediği uyandırıyor. O anda her şeyi bırakıp eve koşup yazı masasına yapışmak istiyorum. İnsanın ağzı sulanır ya… Güzel şeyler düşünmek, güzel şeyler yazmak istiyorum. Onun gibi yazmak istiyorum. İyi bir yemek gibi, iyi edebiyat da insanı özendirir, içine hoş bir duygu verir. Gözlerini kapatırsın, okuduğun cümleyi içinden tekrar edersin, ‘Vay be’ dersin ‘Ne şahane yazmış!’, onu kaleme alana bağlandığını hissedersin.

Galiba beni etkileyen Murathan Mungan’ın hayal gücü ve hemen elimizin altında duran ama zor çok ifade edilebilen meseleleri, hiç kafa yormamış da, sanki ağzından öylesine çıkıvermiş gibi yazabilmesi, sade ve basit anlatabilmesi. Şu cümle mesela: ‘Türkçe’nin saçlarını tarayan, tarayabilen yaşayan üç-beş yazardan biriyim.’ Evet gerçekten de öyle. Ama insan, iyi olduğunu bu kadar mı iyi anlatabilir! Sizi bilmem ama benim için büyük adamdır Murathan Mungan. Onlardan birkaç tane var zaten ülkemizde. Kıymetlerini bilelim, saygıda kusur etmeyelim. Murathan Mungan, sonraki yıllarda baskısı tekrarlanmayacak bir 2005 kitabıyla karşımızda: 50 Parça.

n Yüksek Topuklar’dan sonra röportaj vermediniz. Taktiğin altındaki mantık ne? Şimdi niye veriyorsunuz?

– Seçkiler, derlemeleri de katacak olursak hemen her yıl kitap yayınlayan biriyim. Her seferinde kendini ortalara atmanın bir anlamı yok. Aşırı doz kurbanı olmak istemem. Medyada bu çeşit buluşmalar kitaba yalnızca el feneri tutmak demektir. Yoksa kitap b

n Yaş ilerledikçe aşık olmak kolaylaşıyor mu, zorlaşıyor mu?



n Kaç çeşit aşk olduğuna inanıyorsunuz?



n Son olarak aşık olmakla kitap yazmak arasında bir benzerlik var mı?



TÜRKİYE BÜYÜK YETENEKLER MEZARLIĞIDIR

Sen kendini korumazsan kimse seni korumaz! Türkiye’deki kültür ve sanat dünyası, estetik adaletten ve entelektüel dürüstlükten yoksun, erkek egemen kasaba delikanlılarıyla doludur. Herkesin birbirinin başarısızlığıyla beslendiği bir ortamda yeteneklerimi, ahlakımı, değerlerimi, kalbimi ve tutarlılığımı korumak az şey değildi. Bu bakımdan kendimle gurur duyuyorum. Zeki ve dışlanmış insanların kötü olması kolaydır çünkü.

Bir tiyatro oyuncusu, bir konser piyanisti, bir şarkıcı heyecanını yaşadığı şimdiki zamanı seyircisiyle birebir paylaşır. Oysa bir yazar için durum farklıdır. Yazar heyecanını tek başına yaşar. Her kitap bittiğinde bir sevgiliyi daha evimden uğurlamış gibi hissederim. Oysa okurun işi o zaman başlar. Onun şimdiki heyecanı, sizin çoktan bitmiş aşkınızın kalıntılarıdır. Bu kitapla belki de bu zaman tutmazlığının üzerine gitmek, şimdi içinde yaşadığım zamanı paylaşmak istedim. Ölümden değil ama, ölümün benden çalacağı zamandan korkuyorum. Kendime yetişmeye çalışıyorum.

50 YILIMIN BİLANÇOSU: 50 yaşına kadar NELER ÖĞRENDİM?

Sabrı öğrendim en başta. Sınırlarımı. Affetmeyi. Öfkemi denetlemeyi. Yetinmeyi. Gerektiğinde vazgeçmeyi. Hayatın vermediklerinin hesabını, insanlardan sormamayı. Dostluklarımı yıpratmadan eskitmeyi. Vahşi bir hayvanı evcilleştirir gibi sanatçı doğamı besleyen narsizmimi dizginlemeyi. Olaylara yaklaşmada hassas terazi kullanmayı, ince ayar yapmayı, normal biri olmaya çalışmadan makul olmayı. Her durumda kendi gücüne yaslanmayı öğrendim. İlk yıllarda bir yazımın altında yer alan adım ve soyadım benim için her şey demekken, giderek yazının kendisi en değerli şey haline geldi. Yüklerimden kurtuldum. Ödülden, övgüden, şöhretten, her şeyden. Bu yıllarla kazanılır. Doygunluk ve erkinleşmeyle kazanılır. Ve hep son sözü söyleyen olmak isterken, son sözü, hep hayatın söylediğini öğrendim…

DAHA SORUNLU BİR DELİKANLIYKEN, DAHA HOŞ BİR ADAM OLDUM

n 50, sayı olarak ne ifade ediyor?



n 50, yaş olarak ne ifade ediyor?



n 50’de ağırlaşıyor mu insan, hafifliyor mu?



n Yaş almanın insana en çok koyan şeyi ne?

– Daha yeni başlamıştık ya, bu da nereden çıktı duygusu. Bizim gibi kapalı toplumlarda insanın kendini bulması ancak 30’unu buluyor. Üstelik o bulduğuna da her zaman ‘Aa bu benim,’ demek pek mümkün değil.

n İnsan 50 olunca korkuyor mu? Ya da sizin girmekten ürktüğünüz, sıkıntı duyduğunuz bir yaşınız oldu mu?

– İnsan otuzda da, kırkta da, ellide de korkar; çünkü kronolojik zamana tutsak olmuş bir kültürde yaşıyoruz. Bir sporcu, bir balerin için emeklilik yaşı, bir yazar için bahar başlangıcı olabilir. Yazarlıkta yaş bir kayıp değil hatta çoğu kez kazançtır.

n Herkes 50 olunca özel bir numara çekiyor. Şahane partiler veriyor mesela. Neden? Nedir 50’nin önemi? 35, 50 mi oldu? ‘Yolun yarısı’, 100’ün yarısı mı oldu?

– Doğum günümde kimselere haber vermeden, yanıma telefonlarımı bile almadan Mardin’e kaçtım. Elli yaşıma çocukluğumla girmek istedim. Büyüdüğüm evin karşısındaki çay bahçesine oturup saatlerce evimizi, odamın penceresini, balkonumuzu seyrettim. Ben 50 yıl

Yazar: Ayşe ARMAN

Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>