Rehberiniz-Tükenmişlik !

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Tükenmişlik !” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Tükenmişlik !

Küçük Ağa romanı, 1984 yılında Yücel Çakmaklı’nın yönetiminde dizi film haline de getirilmişti. Filmde bu yıkım psikolojisi çok güzel anlatılıyordu. Kasabadaki evlerin duvarları yıkılıp gitmektedir ama kimsenin dökülen taşları alıp yerine koyma, duvarı ayakta tutma gücü yoktur. Fiziki bir yetersizlik değildir bu, maruz kalınan büyük yıkımın her şeyi anlamsızlaştırmasıdır. Ruhsal enerjinin yok oluşu, genel bir tükenmişlik hali. Romanda tükenmişliği temsil eden asıl karakter Çolak Salih’tir. Fikret Hakan’ın büyük bir başarıyla canlandırdığı Çolak Salih, yiğit bir delikanlı olarak beş yıl önce Irak Cephesinde savaşmaya gitmiş, Kütülammare’de sağ kolunu kaybetmiş, yüzü ve kulağı parçalanmış, bozguna uğramış bir ordunun askeri olarak tek kolla geriye dönmüştür. Bu eksik haliyle Salih kendisini neredeyse kerih bir varlık olarak görür, hiçbir işin ucundan tutmak kudretini bulamaz. Hoş toplumun da ondan bir beklentisi yoktur. Kendisine sürekli “eksik insan” muamelesi yapılmaktadır. Çocukluk arkadaşı Niko ile beraberlikleri, onun yardımlarını kabul etmesi, tarlasını kasabadaki bir Rum’a satması dolayısıyla toplumdan iyice dışlanır. Artık kimsenin ciddiye almadığı hatta hakaret ettiği işe yaramaz “pis bir çolak”tır o. Bir gece Rumların toplandığı meyhaneye geldiğinde, istemeden, Niko ve arkadaşlarının Pontus Rum Devletini kurmak için savaşmaya karar verdiklerine tanık olur. Niko, bu amaç uğruna savaşmak için Trabzon’a gitmeye karar vermiştir. Velinimeti, çocukluk arkadaşı Niko’nun bu davranışı, Çolak Salih’te derin bir intikam hissi uyandırır ve her şeyi yeni baştan değerlendirmesine yol açar. Diğer yandan, şehrin ileri gelenleri, Yunan işgaline karşı bir takım oluşumların içine girmekte, biraz da kendileri dışında gelişen direnişe destek vermektedirler. Salih, bu yarım insan haliyle kimsenin kendisini ciddiye almayacağının farkındadır.”Ah sağ kolum” diye hayıflanır çaresizlikle. Ne var ki bu değiştiremeyeceği bir gerçektir. Bir sabah sanki bir ilhamla, “Ne dırlayıp duruyorsun ülen Salih, sağ kolun olmayacak, olmayacak işte. Sen bu halinle yapabileceğini yapmaya bak” deyiverir kendisine. Bu kabullenme ve kararlılık Salih’in hayatında yeni bir dönemin başlangıcıdır. Eksikliğine değil, yapabileceklerine odaklanır. Kendi kararıyla yapabileceği şeylerdir bunlar: Rumlar tarafından kendisine sağlanan dükkanı devreder önce, onlarla ilişkisini keser. Rakıyı bırakır. Ama asıl kararı, kaybettiği fiziki gücünü yeniden kazanma yönündeki çabasıdır: Gizlice talimler yaparak sol kolunun yeteneğini geliştirir. Keskin bir nişancı haline gelir. Salih atıcılık yeteneğini geliştirdikten sonra Küçük Ağa’yla birlikte çetelere katılır. Kuvay-ı Milliyeciler adına kurye hizmetleri yürütür. Sorumluluk üstlenme, bir iş görme özgüvenini yeniden kazandırır kendisine. Sağ kolu sanki yeniden uzamış, aslan gibi Salih onbaşı geri gelmiştir. Bedeninin eksik yanları sadece estetik bir hayıflanmadır artık. Bu gelişmeler sonucunda toplum nezdinde de saygınlığı artar, kritik görevler için aranılan, güvenilen kişi olur. Gün gelir, düzenli ordu duruma hakim olur ve doğal olarak çetelerin dağıtılmasına karar verilir. Çolak Salih için ikircikli bir durumdur bu. Bir yandan zafere ulaşıldığı, yeni bir düzen kurulacağı için sevinçlidir, diğer yandan çetelerin ortadan kalkması onun yeteneğini kullanma zeminini de yok etmektedir. Eleman alımında ve performans değerlendirmesinde iş yapmayı ve bağlılığı esas alan çete ortamı, ona yeteneğini ortaya koyma fırsatı vermiştir. Oysa düzenli orduda onun için bir şans yoktur. Bu yönüyle Çolak Salih için yeni bir yıkımdır bu, eksikliğinin hatırlatılmasıdır.

***

Tükenmişlik olgusu; duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarı noksanlığı olarak üç alt katmanda ele alınır. Bu alt katmanlar bir bakıma sebep-sonuç ilişkisi içinde zincirleme bir bağlantıya sahiptir. Çevreye karşı duyarsızlaşma ve kişisel başarı noksanlığı biçimindeki sonuçlar, temelde duygusal tükenmenin tezahürleridir. Takımlarımızda, çalışanlarımız arasında, farkında olduğumuz veya olmadığımız çok sayıda Çolak Salih’ler vardır. Genel eğilim, “performans yetersizliği” gerekçesiyle onları sistem dışına itmektir. Çünkü dikkatimiz kişilerin eksikleri, yapamadıkları üzerine odaklanmaktadır. Oysa herkesin etrafında birleşeceği ortak bir amaç ortaya koyduğumuzda, o eksik gördüğümüz insanların nasıl canlandığına, kendilerinin bile daha önce farkına varmadıkları bir takım yetenekler sergilediklerine hayretle tanıklık ederiz.

Yazar: Osman Bayraktar

Kaynak: http://Sabah

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>