Rehberiniz-Tek kuralım var; öpüşmeden sevişmem!

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Tek kuralım var; öpüşmeden sevişmem!” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Tek kuralım var; öpüşmeden sevişmem!

TEK KURALIM VAR; ÖPÜŞMEDEN SEVİŞMEM!

Çağnur HATİPOĞLU/MİLLİYET

Köşe yazıları ve yeni çıkardığı kitabıyla okuyucu kitlesinin dışında bir çok kesimin dikkatini çeken Ayşe Arman ile farklı bir röportaj gerçekleştirdik.

Her zaman sorularıyla insanları köşeye sıkıştıran ünlü gazeteciyi bu sefer biz sorularımızla terlettik. Söyleşi sırasında hayatının tüm evrelerini samimiyetle anlatmaktan çekinmeyen Ayşe Arman, sevgilisi uğruna kariyerinden vazgeçecek kadar cesur bir kadın.

Dışa dönük görüntüsünün ve rahatlığının abartıldığını söyleyen Arman, şu günlerde Kimse Okumazsa Ben Okurum adlı yeni kitabının heyecanını yoğun bir şekilde hissediyor. Vitrin için gardırobundan seçtiği kıyafetlerle yaramaz çocuklar gibi poz veren gazeteciyle kedisinden aşkına, kariyerinden özel yaşantısına kadar herşeyi konuştuk.

Takıntısı jean

Modayı takip ediyor musunuz?

Bilmiyorum bu sorunun cevabını. Herkes kadar galiba. Ama modayı ya da trendleri takip etmek, bütün kadınların birbirine benzemesi ise ben almayayım. Bir Pradam olsun diye ölmedim hiç ama düzgün ve bakımlı görünmeye çalışırım.

Giyimde hangi markaları tercih edersiniz?

Sevgilim Armaniden bir pantalon alsa hayır demem. Ama çok da kıymetini bilmem. Bir Diesel jeane çektiğim muameleyi çekerim.

Sürekli aldığınız, sizde takıntı haline gelen bir şey var mı?

Jean. Bazen ayakkabı, bot. İnce askılı elbise; çünkü zayıf görünme takıntım var. Onlarla boyum uzun duruyor, yırtıyorum. Ve her türlü bileklik, deri, ip, gümüş; tuhaf, eski görünümlü şeylere bayılırım. Sonra orta parmağa takılan yüzük. Mümkünse Osmanlı ve Selçuklu motifleri olsun.

Günlük hayatınızın her anını yazılarınızda anlatıyorsunuz. Bir an durup, Ben bunları neden yazıyorum? Bir şeyler de gizli kalsın dediğiniz olmuyor mu?

Yazdıklarım ne devlet sırrı ne de milletin abarttığı kadar mahrem şeyler. Üç beş arkadaş bir araya geldiğimizde hayata dair bin türlü şey konuşmaz mıyız? Bir kısmı da incir çekirdeğini doldurmayan şeylerdir. Duygulardır, ayrıntılardır, kafamıza o an takılanlardır. İnsanlık halleridir yani. Cırt diye çıkar ağzımızdan.

Hiç pişmanlık duymuyorsunuz yani.

Duyduğum oluyor. Ama yazmış bulunuyorum. Bugün de geçer diyorum. O yazıların en azından benim için bir karşılığı var. Kendime yalan söylemiyorum yani. Bazen depresif oluyorum karamsarlığımı yansıtıyorum, bazen hiperaktif oluyorum. Aşkımı, coşkumu yansıtıyorum, bazen de her insan gibi saçmalıyorum. Allah ne verdiyse yazıyorum.

Öykü, roman, polisiye ya da bilim kurgu yazmak varken, neden kalktınız da bir derleme kitap yaptınız?

Artık bir kitap yapmanın zamanıdır diye çıkmadım ki ortalığa. Birileri böyle bir teklif getirdi ve ben de Tamam dedim. Hayır mı deseydim? Yeteneğim varsa, e halim de olursa, o söylediğiniz şeylerin bir kısmını yapmaya çalışırım. Edebiyata bulaşmadan tabii.

Ayşe Armanı bir romancı olarak görmeyeceğiz yani.

Ne yazık ki hayır. İnsanın haddini bilmesi iyi birşeydir!

Hayatınızın dönüm noktası olarak kabul ettiğiniz bir anınız var mı?

Pek çok. Tarsus Amerikan Lisesinde okumam. İstanbula yerleşmem. Ercan Arıklıyla, Mehmet Yılmazla, Muhittin Sirerle, Ertuğrul Özkökle tanışmam. Kedimle aynı evde yaşamaya karar vermem. Sevgili seçimlerim. Evlenmem. Boşanmam. Ve tabii son sevgilim. Onunla bir promosyon gezisinde tanışmıştım. ilişkimiz çok sonra başladı. Ama o geziye gitmiş olmam bile benim için bir dönüm noktasıdır. Onun gibi bir erkeğin yeryüzünde yaşadığını bilmeden hayatımı sürdürebilirdim.

Fatih Altaylı hakkında ne düşünüyorsunuz?

İyi şeyler. Çok çalışkan mesela. Ama kendini yıprattığını da düşünüyorum. Gözümüzün önünde yaşlanıyor. Oysa hayat sadece bu uğraştığımız saçma sapan işler değil. Ama yine de en doğrusunu o bilir, ben şimdi adamın işine karışmış olmayayım. Beni şaşırtan biri değil Fatih Altaylı, onu söyleyebilirim. Bir olay olduğunda onun ne yazacağını az çok tahmin edebiliyorum.

O sizin yazılarınızı okuyor mudur?

Hiç zannetmiyorum. O çok meşgul. Niye okusun? Ama eşi Hande okuyor olabilir.

Vahşice seviliyorum

Erkeksiz bir hayat düşünebilir misiniz?

Allah kimseye vermesin. Hayır!

Nasıl sevilmekten hoşlanırsınız?

Son sevgilimin beni sevme hali Bunları hakedecek ne yaptım dedirtiyor bana. Saf, bazen vahşi. Kan kardeş olmuş küçük çocuklar gibiyiz.

Birşey ya da biri için kariyerinden taviz verebilir misiniz?

Tabii ki. Mutlu olmak istiyorum ben. Bu işi de o yüzden yapıyorum. Ama beni daha çok mutlu edecek şeyler olabilir hayatta. Ömer için gözümü bile kırpmam.

İleride çocuk doğurup evde kocanızı beklemek gibi bir hayaliniz var mı?

Her an herşey olabilir. Birilerini beklemek güzeldir. Sanırım çocuk yapmak da öyle. Ama çalışmak da. Hepsi bir arada olmuyor mu?

Hep Fenerbahçe sempatizanı olan erkeklerle birlikte olmuşsunuz…

Sempatizanı mı? Yok, onlar koyu taraftar.

Fenerbahçenin aldığı yenilgiler ilişkinizi etkiliyor mu?

Hem nasıl. Cıt çıkmıyor evde. Espri bile yapılamıyor. Tanrıdan tek dileğim şu 6-0lık gibi zaferleri daha çok yaşatması. Kendim için bir şey istiyorsam namerdim!

Gögüslerimi ve ayağımın üçüncü parmağını seviyorum

Kendi bedeninizden söz ederken, poponuzu beğenmediğinizi söylüyorsunuz.

Evet. Brezilyalı kadınları kalçalarıyla kıyasladığımda, benimki düz ve tepsi gibi kalıyor.

Peki nerenizi beğeniyorsunuz?

Sağ ayağımın üçüncü parmağını. Çünkü tırnak yok. Ete benziyor, inanılmaz sevimli görünüyor. Bir de memelerim güzel.

Köşenizde yüzünüzün yarısını kaplayan, o demode gözlüklü fotoğrafınızı ne zaman değiştirmeyi düşünüyorsunuz?

Galiba hiç.

Saklamak istediğiniz ne?

Gözlerimin şehla olması! Bilmiyorum belki de değiştiririm Ama Fena da değilmişsiniz, o fotoğraftaki halinizden daha incesiniz denmesi hoşuma gidiyor.

Dışa dönük, rahat, kuralları olmayan kadın imajı çiziyorsunuz.

İmaj çizmiyorum. Her zaman dışa dönük falan da değilim, son derece çekingen, rahatsız, güvensiz olduğum zamanlar da var. Hem kurallarım olmadığını kim söyledi? Öpüşmeden sevişmem mesela!

Bu kişilik özellikleriniz Adananın suyundan toprağından kaynaklanıyor olabilir mi?

Kesinlikle! Yazları damda yatardık. Bir iki kere düştüm de. Şaka yapıyorum. Ne yazık ki damda hiç yatmadım, ama çok isterim. Romantik geliyor. Yalnız yatmasam olur mu? Ama tepemizde bir cibinlik de olsun.

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir