Rehberiniz-Steve jobs’un ünlü konuşması analiz ediliyor!

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest


iyimeslek.com ailesi olarak “Steve jobs’un ünlü konuşması analiz ediliyor!” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Steve jobs’un ünlü konuşması analiz ediliyor!

Stanford Üniversitesi’nde okusaydık

Apple’ın CEO’su Steve Jobs’un Stanford Üniversitesi mezuniyet töreninde okuduğu konuşma YouTube’da dolanıyor bir süredir. Herkes çok etkilenip birbirine yolluyor. Steve Jobs kendi hayatından üç basit hikaye anlatıyor.

1. Gerçek ailesi, bebek bakacak durumları olmadığı için doğar doğmaz aslında kız çocuğu evlat edinmek isteyen bir aileye evlatlık vermeye karar veriyorlar kendisini. Yeni anne babanın üniversite mezunu olmadıklarını öğrenince biyolojik anne son anda vermekten vazgeçiyor. Bunun üzerine yeni aile çocuklarını üniversiteye yollayacaklarına dair garanti verip anneyi ikna ediyorlar. Zamanı gelip de üniversiteye başladığında Steve Jobs mutsuz oluyor. Öğrendiklerinin ailesinin tüm birikmiş parasına değmediğini düşünüp okulu bırakıyor ama terk etmiyor. Arkadaşlarının yurt odasında yerde yatıyor, kilisede bedava yemek yiyor ve sadece sevdiği seçmeli derslere dışarıdan devam ediyor. En sevdiği ders de kaligrafi oluyor ve yazı karakterlerini öğrenmekten büyük keyif alıyor. Bugün Macintosh bilgisayarlarının en önemli özelliklerinden biri olan grafik alanındaki üstünlüğü Steve Jobs’un seçmeli ders hikayesine dayanıyor, hem markaya büyük bir rekabet üstünlüğü sağlıyor hem de milyonlarca insanın gündelik hayatını etkiliyor.

2. Apple’ı kurduklarında şirketin büyüme süresinde yönetim kurulu başkanıyla ters düşüyor, yaptıkları beğenilmiyor ve işini kaybediyor. Bir yandan büyük bir kaybediş yaşarken diğer yandan hayatının aşkıyla tanışıp bir aile kurmaya başlıyor. İlişkisinden de aldığı güçle yapmayı sevdiği işe yeniden başlıyor ve bugün biri toy story’yi de yaratan en başarılı animasyon stüdyolarından iki şirket kuruyor. Diğer şirketi ise kısa bir süre sonra Apple satın alıyor ve Jobs ilk aşkına geri dönmüş oluyor. “Başarılı olmak için sevdiğiniz iş yapmak şart, neyi sevdiğinizi bulamadıysanız eğer pes etmeyin, kalbinizin sesini dinlemenize engel olan gürültüye kulak vermeyin ve buluncaya kadar aramaya devam edin” diyor.

3. Geçen yıllarda Steve Jobs’ın bir doktor muayenesi sırasında pankreasında bir tümör bulunuyor. Yapılan ilk tetkikler sonucu tümörün ameliyat edilemeyecek cinsten olduğu ve hayatını toparlamaya başlaması gerektiği söyleniyor. Bir gün boyunca Jobs, bir yıldan az bir sürede öleceğini, ailesi için yapması gerekenleri, çocuklarına uzun yıllar içinde söylemek istediklerini nasıl toparlayacağını yani hayata veda etmeye başladığını düşünerek geçiriyor. Ertesi gün yapılan daha detaylı kontrolde tümörün çok az rastlanan ve ameliyatla tedavi edilebilen cinsten olduğu anlaşılıyor ve kabus bitiyor. O günden beri Jobs her gün aynaya bakıp bu son yılım olsaydı bugünü böyle geçirir miydim diye soruyor kendisine. Üst üste hayır cevabı veriyorsa hayatında değişiklikler yapması gerektiğini biliyor. Hayata, eşe, işe duyulan sevginin zaman ilerledikçe derinleştiğini, güzelleştiğini ve kopmanın da çok zor olduğunu tam da bu yüzden her günü çok az zaman kalmış gibi yaşamak gerektiğini söylüyor.

Hiç yeni bir şey yok. Üniversite bitiremediyseniz korkmayın, başarı için şart değil. İşinizi sevmeniz ve mutlu bir aile hayatınızın olması önemli gerisi gelir. Zaten hepimiz öleceğiz, her gün gerçekten ben böyle bir hayat mı istiyorum diye sormak gerek. Peki ya genlerimiz? Genetik olarak miras aldığımız zekamız, yeteneklerimiz bizi yeterli bir eğitimimiz olmadan da başarıya taşıyacak seviyede olmasa da başarılı olabilir miyiz? Dünyanın en büyük şirketlerinden birine CEO olamasak da iyi bir hayat yaşayabilecek kadar başarılı olabilir miyiz sadece kalbimizin sesini dinleyerek. Ya kalbimiz bize bir başarı sırrı veremezse o zaman ne yapacağız?

Peki ya içinde yaşadığımız ortam? İçine doğduğumuz ortam yeteneklerimiz olsa bile bize seçim şansı vermiyorsa, sadece babamız izin vermediği için ya da yamuk bir sistemimiz olduğu için istediğimiz okula gidemiyor, istediğimiz dersi alamıyorsak. Kalbimiz bize şahane şeyler söylese de kalbimizin sesinin peşinden gitmek için uygun ortamımız yoksa ve istediğimiz hayatı değil sadece hayatta kalabilmeyi başarmak için bile istemediğimiz bir şeyi okumak ve istemediğimiz bir işte çalışmak zorunda kalıyorsak ne yapacağız? Steve Jobs’un konuşmasından ben de çok etkilendim. Uygun genetik mirasa ve ortama sahip olamayanlar için sonu hayal kırıklığı olabilecek bir umut içerse de yeteneği, okuma imkanı ve okumama şansı olanlar için çok ilham verici olduğunu düşünüyorum.

Yani Stanford Üniversitesi’nde yapmak için gerçekten güzel bir konuşma. Diğer yandan keşke en azından kendi hayat hikayesini anlatırken yazdıklarını okumak yerine öğrencilere bakarak anlatabilecek ’toplum önünde konuşma yeteneği’ olsaydı çok daha etkili olurdu diye hissettim.

Kaynak: http://SABAH

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir