Rehberiniz-Sözlü dövüş sanatı (tongue fu) kitabı

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Sözlü dövüş sanatı (tongue fu) kitabı” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Sözlü dövüş sanatı (tongue fu) kitabı

SÖZLÜ DÖVÜŞ SANATI (TONGUE FU) KİTABI

turkey90.com yorumu: Kesinlikle okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyoruz. Kitapçıda incelemeden, zevkimize güverek alabilirsiniz. Hiç reklamı olmadan 6 baskı yapması da, iyi olduğunun bir kriteri olsa gerek. Biz beğendik.

YAZAR : SAM HORN

YAYINEVİ: Boyner Yayınları

Özetleyen: Zehra Boyacı

Kung Fu; bir Çin dövüş sanatı amacı fiziksel bir saldırıyı etkisiz hale getirmek, silahsızlandırmak ya da caydırmaktır.

Tongue Fu; ise psikolojik bir saldırıyı etkisiz hale getirmek, silahsızlandırmak ya da caydırmaktır. Özsavunmanın sözlü biçimidir; acı sözler söylemek ya da susup kalmak yerine başvurulabilecek yapıcı bir seçenektir.

Sözlü dövüş sanatının asıl amacı, kendinizi sözlü saldırılara hedef olmaktan koruyacak şekilde nasıl güven içinde davranacağınızı öğrenmektir.

“Başkalarının yanlışlarından öğrenmeliyiz. Hepsini kendimiz yapacak kadar çok zamanımız yok.”

-Groucho Marx-

“Öfkeyle tehlike arasındaki mesafe kıldan incedir.”

-Anonim-

Hissettiklerinizi hiç düşünmeden dışa vurmak bir karşıtlık ortamı yaratır ve olumsuz duyguları tırmandırır.

İnsanların size davranış tarzından hoşlanmıyorsanız, tercih edebileceğiniz iki yol vardır. Ya hiç düşünmeden karşılık verirsiniz ve aklınızın bir parçası onlarda kalır, ya da bir saniye durup olayları onların açısından gözden geçirirsiniz ve aklınız huzur içinde kalır.

“Zayıflar hiçbir zaman affedemez. Affedebilmek güçlülere özgüdür.”

-Mahatma Gandi-

Zor insanlar dünyada her zaman olmuştur ve olacaktır.Başka insanların sınırlı algılamalarının bizi tanımlamasına izin vermemeliyiz.

Aynı şekilde kendi sınırlı algılamalarımızın da başka insanları tanımlamasına olanak tanımamalıyız.

Sabırsızlık çoğu zaman cehaletin bir yan ürünüdür.

Sabrınızı sınayan birisine aynıyla mukabele etmek üzereyseniz, onu hor görmenizin nedeninin içinde bulunduğu duruma ilişkin sınırlı bilginiz olabileceğini unutmayın.

Sizi rahatsız eden birisine bunun faturasını ödetirseniz, onunla birlikte siz de bir fatura ödersiniz.

“Bir hakareti görmezden gelmek çoğu zaman öcünü almaktan daha iyidir.”

-Seneca-

“İnsanlara olmaları gerektiği gibi davranın, böylece yeteneklerinin elverdiği kişi haline gelmelerine yardımcı olmuş olursunuz.”

-Goethe-

Hoşa gitmeyen insanlara kızgınlıktan çok empatiyle yaklaşmayı tercih ederek, çoğu zaman düşmanlığı uyuma dönüştürebilir, öfkenin çevresinden dolaşabilir ve süreç içinde kendinizi ve başkalarını mutlu kılabilirsiniz.

Kendinize hazır cevaplardan bir repertuvar oluşturun.

“Nasıl oluyor da annemle babam hala bamtellerime dokunabiliyorlar?” “Çok basit. Onları sana kendileri monte ettiler.”

-Bir duvar yazısı-

Bamtellerinizi saptayın. Kendinizi kaybetmenize ya da dengenizi yitirmenize neler sebep oluyor?

“Kahkaha hayatın darbelerini azaltan bir şok emicidir.”

-Yogi Berra-

O hiç de komik olmayan şakalara karşı nükteler toplamaya başlayın. Çoğumuz profesyonel bir espri yazarının yardımını alamayacağı için, kendi muşta cümlelerimizi kendimizin geliştirmesi gerekiyor.

Örnek1:

Sorun: Üniversiteye gitmeyen, başarılı bir işkadını kendisinden hangi yüksek öğrenim derecesine sahip olduğunun sorulmasından nefret etmesi üzerine

Kadın “SDÜ” olarak cevaplıyordu. “O da neresi” diye soranlara “Sert Darbeler Üniversitesi” diyordu içinden gülerek… Yakalandığı çengelden mizah yoluyla kurtulmayı başarmıştı.

Örnek2:

Birisi, “Üff… amma da kilo almışsın!” dediğinde

“Evet, rejime girince böyle oluyor!” ya da

“Şişman değilim, sadece ben enime uzarım” diyebilirsiniz.

“İnsanın, şoka uğramak yerine hafife almayı öğreninceye kadar belki de oldukça yaşlanması gerekiyor.”

-Pearl S. Buck-

Mutsuz bir insan size içini dökmeye başlarsa ne yaparsınız? Onu rahatlatmaya mı çalışırsınız?

İnsanların bir derdi olduğunda, aradıkları çözüm değil sempatidir.

“Hiç kimse akıl almak istemez, istedikleri sadece teyit edilmektir.”

John Steinbeck

Birisinin dediklerini kelime kelime tekrarlamak tavsiye edilmez, çünkü böyle konuşmak aşağılama ya da hükmetme izlenimi doğurur. Benzer cümlelerle tekrarlamaksa, birisinin söylediklerinin özünü kendi sözcüklerinizi kullanarak özetlemektir. Söyledikleri şeyin anlamını paylaşmak için böyle ciddi çaba gösterilmesi, insanları inciltmeyecek tersine hoşlarına gidecektir.

“İnsanların bizim için harekete geçmesinden çok duygularımızı paylaşmasını isteriz.”

George Eliot

Mutsuz insanların, ne yapmaları ya da ne hissetmeleri gerektiğine ilişkin söylevler dinlemek değil, göğüs kafeslerinin içindeki şeyi dışarı çıkartmak istediğini unutmayın. Anlattıklarını çürütmeye çalışmak yerine geri yansıtarak, kendilerine sıkıntı veren şeyi açığa vurmalarına yardımcı olabilirsiniz. Kendilerini daha iyi hissedecek ve nadir rastlanan insanlardan biri, empatik bir dinleyici olduğunuz için size teşekkür edeceklerdir.

“Açıklama yapmaktan daha büyük bir zaman israfı olamaz.”

Benjamin Disraeli

Açıklama yapmak fikir yürütmeyi genişletir, kabul etmek ise sona erdirir.

“Çoğu insan problemlerin çevresinden dolaşmaya, onları çözmeye çalışmaktan daha çok zaman ve enerji harcıyor.”

Henry Ford

Daha önce yapılması gereken ama yapılmamış olan şeyler yerine şimdi yapılması gerekenler üzerinde odaklanırsanız, çoğu zaman bir hatayı daha patlak vermeden gidermeniz mümkün olabilir.

Şikayetçi Oldukları İçin İnsanlara Teşekkür Edin.

Başarılı bir kuruluşun göstergesi, problemleri olup olmadığı değil, problemlerinin geçen seneninkilerin aynısı olup olmadığıdır.

ZORLUKLARI NÜKTEYLE KARŞILAMAK İÇİN EYLEM PLANI

İşsizsiniz ve iş arıyorsunuz. Birkaç ay iş ilanlarını takip edip terletici mülakatlardan geçtikten sonra, sonunda karşınıza iki ciddi olanak çıktı, ama ikisi de henüz resmileşmiş değil. Tam bu sırada gene birisi masumca, “Daha henüz bir iş bulamadın mı?” diye sorarsa, göstereceğiniz tepkinin sonuçlarından sorumlu tutulup tutulamayacağınızdan emin değilsiniz. Nasıl bir tepki gösterirdiniz?

“Şeyleri oldukları gibi görmeyiz, kendi olduğumuz gibi görürüz.”

Anais Nin

14.Bölüm

Problemsizleşin

Sorun yaratan bir başka sözcüğü daha öğrenmek ister misiniz? Bu problem ya da sorun sözcüğüdür. Bilimciler ve matematikçiler açısından bu sözcük sadece “araştırılması, üzerinde düşünülmesi ve yanıtlanması gereken bir soru” anlamına gelir ve olumsuz bir çağrışım yapmaz.

Çoğu insan için ise, problem sözcüğü dert anlamına gelir. Sözlükler problemi, “kafa karışıklığı, sıkıntı ya da rahatsızlık kaynağı” olarak tanımlamaktadır. Bu kelimeye günlük konuşmalarda kullandığınızda, diğer kişi, öyle olmasa bile, bir şeylerin yanlış gittiğini düşünecektir. Dinleyicinin kafası karışacak, canı sıkılacak, rahatsız olacak ve işiniz zorlaşacaktır.

Problem Yanlış Bir Şey Var Anlamına Gelir

“Eğer elinizdeki tek alet bir çekişse, her problemi bir çivi olarak görmeye başlarsınız.” Abraham Maslow

Bu Unutulacak Söz”den ilk bahsettiğimde butik sahibi bir katılımcı gülmeye başladı. Şunu anlattı: “Geçen ay bir girişimcilik kursuna katılmıştım ve dolaşarak yönetim anlayışı üzerine konuşuyorduk. Konuşmacı, eğer bütün gün masamızın üzerindeki yazı-çizi işlerinin ardına saklanırsak, ön cephedeki elemanlarımızla teması yitireceğimiz için yöneticilik görevimizi yerine getiremeyeceğimizi anlatıyordu.

“Bu benim açımdan da geçerliydi, gerçekten bütün gün bir kağıt yığını altında gömülü kalıyordum. O yüzden, kendi kendime, birkaç saatte bir odamdan dışarı çıkıp satış bölümüne inmeye ve elemanlarımla görüşmeye söz verdim. Yanlarına gittiğimde onları nasıl selamladığımı tahmin edebiliyor musunuz? “Bir problem var mı?” Bu durumda devamlı yakınmalarla karşılaşmamda şaşılacak bir şey yok. Bundan böyle iletişimi başlatabilmek ve bana sadece eksiklikleri değil, olan biten her şeyi anlatmalarını yüreklendirmek için şöyle diyeceğim: “Ne var, ne yok?” ya da “Gününüz nasıl geçiyor?”

Açık mı, Yoksa Baskıcı İletişim mi?

“Güçlü bir etken yerinde bir deyiştir. Böyle son derece yerinde deyişlerle karşılaştığımızda üzerimizde hem fiziki hem de manevi etkileri olur.”

Mark Twain

Ebeveynler için düzenlediğimiz bir seminerde bir adam pişmanlık içinde başını sallayarak şunları anlattı: “Keşke bunu dün gece biliyor olsaydım. Yetişkin oğlumla fazla bir şey konuşamaz olmuştuk. Telefon edip, “Baba, seninle konuşabilir miyiz?” diye sordu. Ne cevap verdim dersiniz? “Tabi, oğlum. Sorun ne?” Şimdi görüyorum ki, bu yanıttan benim yaşlı babasını ancak bir şey yanlış gittiğinde aradığını düşündüğümü sanmış olsa gerektir.”

Twain”in de gözlediği gibi, sözcüklerin fiziksel olduğu kadar manevi etkileri de vardır. Problem sözcüğünü aşırı kullanmanız insanların şevkini kırabilir ve sizden uzak durmaya başlamalarına yol açabilir. En iyisi bu kelimeyi idareli olarak ve sağduyulu kullanmaktır.

Hem Kelimelerinizi, Hem de

Dış Görünüşünüzü Değiştirin

“Hayatımız düşüncelerimizin eseridir.”

Marcus Aurelıus

Dış görünüşümüz de kelimelerimizin eseridir. Bir perakende satış uzmanı şunları anlattı: “Bizim mağazada bu fikrin değişik bir biçimi çok başarılı bir şekilde kullanıldı. Şikayet Bölümümüzün adını değiştirdik ve Kalite Güvencesi adını taktık. Bu ad değişikliği bu bölümde çalışan insanların hem moralini hem de performansını yükseltti. Önceden bütün işleri problem saptamak ve çözmekle ilgili olduğu için yıpratıcı geliyordu, şimdi ise işlerini mükemmeliyeti sağlamak olarak görüyorlar. Aldıkları her yorum hizmet ve ürünlerimizin kalitesini arttırmak için bir fırsat oluyor. Çabalarını artık şirketimizin saygınlığına olumlu bir katkı olarak gördükleri için, yaptıkları işten onur duyuyorlar.”

Problem sözcüğünü olumlu cümlelerle ikame ederek herhangi bir görüşmeyi olumlu bir yöne kanalize edebilirsiniz. Bunu başarabilirsiniz.

“Tutumumuz dünyamızı renklendiren tebeşirlerdir.”

Allen Klein

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>