Rehberiniz-Soyadına değil, yeteneğine güvendi

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Soyadına değil, yeteneğine güvendi” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Soyadına değil, yeteneğine güvendi

Stephen King’in edebiyat hanedanından haberler

Gerilim kralının ailesinde dört yazar daha var: Oğlu Joe Hill, eşi Tabitha, gelini Kelly Braffet ve diğer oğlu Owen King. Ve bu yıl, aileden dört roman yayınndı.

Amerika’nın Maine şehri Stephen King‘in bir yetişkin olarak hayatının büyük bir kısmını geçirdiği yer. King’in üç çocuğu, gelini ve torunları ünlü yazarın Maine’de, göl kenarındaki yazlık evinde büyük bir aile buluşması gerçekleştirdi. Fakat sıradan bir aile değil onlarınki, bütün üyelerinin yazar olduğu bir edebiyat klanı…

King’in iki oğlundan büyük olan Joe Hill (41), küçüğüyse Owen King (36). Bir de ablaları var; Naomi (43). Kardeşler, sıradışı çocuklukları boyunca babalarının kitaplarını kasetlere okumuşlar. Ki, bu kitap-kasetler Amerika’da hâlâ çok popüler. Ayrıca uyku vakti geldiğinde ebeveynleri King Kardeşler’e masal anlatmak yerine, çocuklarından öyküler dinlemeyi tercih ediyormuş…

Stephen King’in sevgili zevcesi Tabitha, sekiz roman yazmış başarılı bir yazar. Oğullarından Joe’nun üç ve Owen’ınsa yayınlanmış iki kitabı var. Bir “Unitarian Universalist” rahibi olan kızı Naomi ise teoloji alanında yazıyor.

Joe’nun, fantezi ve korkuyu buluşturan yeni kitabı NOS4A2 nisanda yayınlanan bir bestseller. Owen’ın martta yayınlanan romanı Double Feature adını taşıyor. Owen’ın karısı, ailenin gelini Kelly Braffet’ın üçüncü kitabı Save Yourself adlı bir gerilim romanı. O da bu ay çıktı.

Ve son olarak Stephen King; o çok meşhur The Shining’in devamı niteliğindeki son kitabını yeni bitirdi: Doctor Sleep. Roman bu sonbaharda yayınlanacak.

Gelin gözüpek çıktı: Kelly

Kocası Owen ile 2001 yılında Columbia Üniversitesi’nin yazarlık programında tanıştı. 2004 yılında Brooklyn’daki dairelerine taşınana kadar, altı ay kocasıyla birlikte, King Ailesi’nin Maine’deki evinde içgüvey olarak yaşadılar. King Ailesi, Kelly’nin yazarlık becerilerini eleştirirken kibarlık yapmaya hiç kalkışmadı. Allahtan Kelly, öneri ve eleştirileri dikkate aldı. Tabitha’nın romanın yapısına dair, Stephen’ınsa dille ilgili eleştireleri işe yaradı. Sözünü sakınmayan King Ailesi, Kelly’yi yazmaya devam etmesi konusunda da teşvik etti. Genç kadın bütün bunlar olup biterken, sinirli ya da gergin değildi, çünkü: “Yazdıklarımı Owen’ın beğenmesi benim için çok daha önemli.”

Azimli büyük oğlan: Joe

Bayram, seyran demeden her gün düzenli olarak yazmaya başladığında 11 yaşındaydı. Lise sıralarında yazar olma konunda o kadar ciddiydi ki, tek derdi babasının gölgesinden kurtulmanın yollarını bulmaktı. Annesi bir takma isim edinmesini tavsiye ettiğinde Jay Stevenson’ı seçti. (Kelime oyununa dikkat: Stephen’ın oğlu J.) Prestijli Vassar College’ı bitirdikten sonra da, yazarlık sevdasından hiç vazgeçmedi.

Kimliğini saklayarak sekiz yıl boyunca deli gibi yazdı. Fakat yayınevleri tarafından geri çevrilen ilk romanı büyük bir hayal kırıklığı oldu. İkinci romanı da hiçbir yere varamayınca, iki çocuk sahibi olduğu o zamanki eşi artık daha fazla ısrar etmemesini söyledi. Ayrıldılar.

Joe, 2007 yılında şeytanın bacağını kırdığında 35 yaşındaydı. Bir hayalet öyküsü anlatan üçüncü kitabıHeart Shaped Box, çıkar çıkmaz bestseller oldu ve yazarını bir rock stara dönüştürdü. Hill, babasına inanılmaz derecede benzediğinden; imza ve okuma günlerinde kendisinin yerine geçmesi için bir aktör bile tuttu.

Sonunda, üçüncü kitabın başarısı karşısında rahatladı ve gerçek kimliğini açıkladı. Babasının hükmettiği bir alanda boy göstermekten korkmuyor artık. Hatta şu sıralar, Scrap ve The Bad Thing adlı iki öykü yazan 10 yaşındaki oğluyla böbürlenmekle meşgul…

Ailenin belkemiği: Tabby

Takvimler 2003’ü gösterdiğinde Stephen King, “Amerikan Edebiyatının Seçkin Kalemi” madalyasını almak üzere bir konuşma yaptı. Bu uzun konuşmanın neredeyse yarıdan fazlasında, sevgili hayat arkadaşından bahsediyordu. Karısının ona her zaman inandığından ve yüreklendirdiğinden dem vuruyordu. Konuşmanın en dokunaklı kısımlarıysa; iki çocuklarıyla bir karavanda yaşarken kendisinin çamaşırhanede karısının da Dunkin’ Donuts’ta çalışmak zorunda olduğu yıllara dairdi.

Editörlük becerileriyle de tanınan Tabitha King, iyi bir yazarı gözünden anlıyor. 1969’da ikisi de Maine Üniversitesi’nde okurken tanışmışlar. “Stephen okumam için bir kısa öyküsünü vermişti. Ne kadar yetenekli olduğunu anında görmüştüm.”

Şu sıralar dokuzuncu kitabı üzerinde çalışan Tabby, yayıncılık sektörünün bir yazara çektirebileceği çileler hakkında epey fikir sahibi. Zira, bu çilelerden kısmetine düşenlerle bir müddet boğuştuktan sonra, nihayet rüştünü ispatlamış bir yazar ne de olsa. Özellikle “çok meşhur” kocasının gölgesinde kalmamak için çok çaba harcamış bir kadın. Tabitha’nın kaleme aldığı Pearl, The Book of Reuben ve One on One adlarını taşıyan üçleme, hem okurların teveccühünü hem de eleştirmenlerin övgüsünü topladı.

Kocasının genç ve çaresiz zamanlarında bile hep yanında oldu ama Stephen King şöhrete kavuşup amansız bir alkolik ve kokainmana dönüşünce onu terk etme noktasına geldi. Sonrasında huzurlu bir dönem geçirdiler, ta ki 1999 yılına kadar… Yürüyüşe çıkan Stephen’a bir minibüs çarptı ve metrelerce öteye savurdu. Sonuç: Un ufak olmuş kemikler ve hemen arkasından gelen çok ağır bir zatürre…

Sürüden ayrılan kara kuzu: Alçakgönüllü Bay Owen

Henüz 10 yaşındayken, hemen hemen bütün ailesinin ekmek yediği korku-gerilim-fantastik edebiyattan pek de haz etmediğini beyan etmişti evin en küçüğü Owen. Bu nedenle, yazdığı Double Feature adlı romana gelen “Stephen King’ten ziyade Nick Hornby’nin tarzını andırıyor” yollu eleştirilerden hiç ama hiç gocunmadı.

Haliyle Owen’ın bir yazar olarak, babasıyla ağabeyine kıyasla daha gevşek bir işbirliği olması da kimseyi şaşırtmıyor. 2000 yılında ilk kitabını yazdığında, Stephen bir dergiye verdiği röportajda oğlunun kitabı hakkında pek hoş olmayan laflar etti. Baba özür diledi, oğlan yazmaya devam etti ve sonunda araları düzeldi. Bu arada Stephen özür dilemekle de yetinmedi, internet sitesinde oğulun kitabının reklamını bile yaptı.

Yine de: “Babamın ve ağabeyimin başarı iştahı benimkinden çok daha büyük” diyor Owen, “Benim için kitaplarımın çok satması o kadar da mühim değil. Yazmaya devam etmemi sağlayacak kadar satsam, yeter de artar bile…”

Kralların kralı: Stephen Dede

ÜNLÜ yazar henüz iki yaşındayken babası ailesini terk etmişti. King babasının “ucuz roman” zulasını patlattığındaysa sadece 10 yaşındaydı. Kapağında mezardan çıkan bir canavarın resmedildiği Lovecraft adlı kitap sayesinde korku edebiyatıyla tanıştı. King, bu türe duyduğu derin tutkunun kökeninde; herkesin kolayca aklına gelebileceği gibi, babasıyla bir bağ kurma çabasının yattığını düşünmüyor. Annesine göre, babası da öyküler yazıyordu. Üstelik iyi öykülerdi bunlar. Bazı dergi editörlerinin yüreklendirici yorumlarına rağmen, ne yazık ki yazmaya devam etmemişti vefasız baba. “Neden ürkütücü şeyler yazmayı seçtin, diye soruyorlar” diyor yazar. “Seçme hakkım olduğunu kim söyledi ki?”

Kaynak: http://www.taraf.com.tr

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>