Rehberiniz-Sosyal ağlar hayatınızı değiştirebilir

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest


iyimeslek.com ailesi olarak “Sosyal ağlar hayatınızı değiştirebilir” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Sosyal ağlar hayatınızı değiştirebilir

Sosyal ağlarda medyada tüketicilerin diline düşmekten çekinen şirketler, özel stratejiler geliştirirken, sosyal medya yöneticileri istihdam eden bazı şirketlerde işin takibi özel yazılımlarla yapılıyor

Kanadalı müzisyen Dave Carroll Amerikan havayolu şirketi “United Airlines” ile yaptığı uçuşta kırılan gitarının ve tazmin edilmeyen zararının öcünü oldukça acı bir yöntemle aldı. Başına gelenleri eğlenceli olduğu kadar iğneleyici bir kliple anlatan ve sosyal medyada milyonlarca kişiyle paylaşan müzisyenin tek kişilik eylemi, intikamın soğuk yenen bir yemek olduğunu ispatlar nitelikte.

Havayolu şirketini suçlayan ve ti’ye alan klibin İnternet’e bulaşmasıyla havayolu şirketinin yalnızca dört günlük kaybı hisse senedi değerinde yüzde 10 düşüş ve 200 milyon dolara yakın zarar oldu!

Uzak coğrafyada yaşanan bu olumsuz durum, sosyal medyanın şirketler ve iş dünyası üzerindeki etkisine dair ne ilk ne de son örnek aslında. Dünyanın en büyük haber kanallarından CNN International’ın, bir Amerikalı kullanıcı tarafından açılan ‘cnnbrk’ adlı “twitter” hesabını satın almak için –her ne kadar kabul etmeseler de – milyonlarca doları gözden çıkarması ya da yürüttüğü “10 arkadaşını sil bedava hamburgeri kap” kampanyasının Burger King ile Facebook arasında soğuk rüzgârlar yaşanmasına neden olması da ilginç örnekler arasında.

Sosyal medyanın patlama yaşadığı son iki yılda yalnızca Facebook, Twitter ya da FriendFeed gibi sitelerin terlikle toplantıya giren uçarı sahipleri değil kullanıcıları da kazandı. 140 karaktere sığdırdıkları görüşleri ya da yalnızca kötü deneyimlerini paylaşmak için açtıkları Facebook sayfalarıyla artık tüketiciler hiç olmadığı kadar güçlü. Tabii bir o kadar da agresif…

Beklenen performansı veremeyen bir dizüstü bilgisayar, hizmetinden memnun kalınmayan İnternet sağlayıcısı ya da servisi beğenilmeyen bir restoran hakkındaki “acımasız gerçekler” anbean önce bilgisayar ekranına ardından da binlerce kişinin diline düşüyor.

Tüketicilerin dara düştükçe sığındığı bu yeni nesil süper kahramanlara karşılık ise şirketler yalnızca sosyal medyaya yönelik özel stratejiler geliştirmeye, dijital ajanslarla çalışmaya hatta bu mecrayı yönetecek kişiler istihdam etmeye mecbur kalıyor. Mobil pazarlama ajansı Aerodeon Genel Müdür Yardımcısı İsmail Özdemir’in “Sosyal ağ ve blog’larda dile getirilen şikâyetlere cevap vermek zorunlu oldu. Artık hiçbir şirket bu şikâyetleri yazanlara ‘İnternet’teki üç-beş konuşan çocuk’ muamelesi yapamıyor” sözü aslında gelinen noktayı özetler nitelikte.

Dijital PR ve sosyal medya alanında hizmet veren Youth Media’nın bağlı olduğu Youth Holding’in başındaki isim Emrah Kaya ise konuya farklı bir açıdan yaklaşıyor. Sosyal ağlarla birlikte şirketlerin haklarında konuşulanlardan ilk kez gerçek anlamda haberdar olduğunu belirtiyor Kaya. Ancak birçok marka yöneticisinin ya da şirket sahibinin Facebook ya da Twitter gibi sitelerde kendileri hakkında yapılan yorumları ‘acımasız’ bulduklarını da ekliyor: “Ellerinde bir güç olsa şirketler bu sosyal ağları susturmayı tercih ederdi. Ancak bunu yapamadıkları için o mecralarda aktif olmak, yazılanlara yanıt vermek zorunda kalıyorlar.”

Özel yazılımlar kullanılıyor

Milyonlarca kullanıcıyı ve potansiyel müşteriyi anında etkileme gücüne sahip bu yeni medyanın sahip olduğu gücü markaların yaşadığı sıra dışı deneyimlerin yanı sıra rakamlar da ortaya koyuyor. Tüm dünyada 400 milyon, Türkiye’de 20 milyondan fazla kullanıcısı olan Facebook, bu mecranın en güçlülerinden. Çeşitli markalarla işbirliği içinde olan, kimi zaman ortak kampanyalar yürüten sitede kahve zinciri Starbucks’ın altı milyon, spor markası Adidas’ın üç milyon kişi tarafından anlık takip edilmesi de bir diğer çarpıcı veri. Şirketlerin de tercihi ünlü sosyal paylaşım sitesi Facebook’tan yana. Youth Republic Digital’in medya yöneticisi Cihan Ergur ağırlıklı olarak hızlı tüketim ve teknoloji şirketlerinin sosyal ağlarda etkin olarak yer aldığını söylüyor. Hatta büyük markaların içeride sosyal medya yöneticileri istihdam ettiğine ve ajanslarla işbirliği içinde olduklarına dikkat çekiyor. Coca-Cola, Microsoft, IBM, Best Buy, Starbuck’s, Burger King, Dell gibi dünya devleri geleneksel mecraya olan ilgisini sosyal mecraya çeviren tüketicinin yarattığı potansiyel nedeniyle bu mecraya yatırım yapanların başında. Türkiye’den ise Türk Hava Yolları, Onur Air, Pegasus, Turkcell, Avea, Vodafone, Mavi Jeans, gittigidiyor.com, hepsiburada.com gibi şirketler sosyal ağların tüm alanlarını etkin bir şekilde kullanan şirketlerden birkaçı.

Gözü kulağı sosyal ağlarda olan şirketler bu alanda uzman kişi ve yazılımların da peşinde. Youth Media Genel Müdürü Aslı Caner, şirketlerin sosyal mecralarda haklarında çıkan bir eleştiriyi anında öğrenebilmek için özel yazılımlar kullandıklarının bilgisini veriyor. Kimi firmalar yeni kampanya duyurularını kimileri de çağrı merkezi gibi kullanarak şikâyetleri yanıtlamak için kullanıyor sosyal ağları. Amaç ise hep aynı: Tüketicinin gönlünü ‘samimi’ görünerek fethetmek.

Çalışanlar eğitiliyor

Geçmişi yalnızca 10 yıla dayanan Facebook, Twitter, FriendFeed, YouTube, MySpace ve blog’ların iş yaşamına etkisi yalnızca tüketim alışkanlıkları üzerine değil elbette. Artık bu yeni medyanın güçlü liderleri iş anlaşmalarının, toplantıların, bağlantıların hatta iş görüşmelerinin de gündeminde. Örneğin Wanda Digital ajansın yönetici ortağı Burçak Erbatuk Günsev, ajansa alınacak kişilere “Facebook’ta hesabın var mı?” sorusunu yönelttiklerini belirtiyor. Sonuç mu? Aktif bir hesabı olmayan adaylar daha ilk mülakatta eleniyor. Dekatlon Buzz Sosyal Medya Ajansı’nın kurucusu Samet Ensar Sarı ise tersi bir örneğe sahip. Ajansa bir hediye kutusu içinde gelen CV’de yer alan kuş materyalinin Twitter’a yaptığı gönderme nedeniyle adayı işe aldıklarını söylüyor.

Sosyal ağların iş yaşamı üzerindeki doğrudan etkisi işe alımlarla sınırlı değil üstelik. İletişim ajansı Marjinal Porter Novelli’nin sosyal medya direktörü Umut Ersoy ise birçok yöneticinin toplantı yapacağı ya da mülakata alacağı kişileri önceden İnternet’te araştırdığına, sosyal profillerini incelediğine değiniyor. Ersoy’un dikkat çektiği bir diğer nokta da şirketlerin tutumuna ilişkin. Yurtdışında pek çok şirketin kendi adına sosyal medyada paylaşımda bulunan çalışanlarını özel eğitimlerden geçirdiği ve bir takım kurallar koyduğu bilgisini veriyor.

Emin misiniz?

Şirketlerin sosyal ağlarla olan ilişkisini anlatan ilginç örnekler şimdiden üniversitelerde “case” olarak yerini aldı. Bunlardan en ilginci Burger King’in Facebook üzerinden Amerika’da yürüttüğü bir kampanya. “Whopper Sacrifice” adı verilen uygulama, Facebook listenizdeki 10 arkadaşınızı silmeniz karşılığında bedava bir Whopper hamburger vaat ediyordu. Piyasa değeri 3.69 dolar olan bir hamburger için sildiğiniz her arkadaşınıza ise “Arkadaşın seni bir Whopper’ın 36.9 sent’lik parçası için listesinden sildi” mesajı gönderiliyordu. Üç ay boyunca aktif olan kampanyada silinen arkadaş sayısı 200 binin üzerine çıktığında ise olaya müdahale eden Facebook, kampanyayı sansürledi ve Burger King ile karşı karşıya geldi.

Türkiye’den ilginç örnek ise bir İnternet servis sağlayıcısına ait. Müşterilerinin sorunlarına yanıt vermek amacıyla sosyal ağlardan birinde aktif olan ve bunu da “Bundan sonra tüm istek ve şikayetlerinizi buradan yanıtlayacağız” şeklinde duyuran şirketin aldığı ilk mesaj ise “Emin misiniz?” oldu. Bu da sosyal ağlarda sinirli müşterilerle karşı karşıya gelmenin biraz “cesaret” gerektirdiğine dair önemli bir deneyim olarak yerini aldı.

Hakan Gönenli / XING Türkiye Ülke Müdürü

“Sosyal çevren genişse işe alınırsın”

Şirketlerin sosyal ağları genellikle pazarlama departmanları tarafından yönetiliyor. İşi ciddiye alan şirketler ise ajanslardan hizmet alıyor. Bazı şirketler işe alımlarda yeni mezunların not ortalamasına değil sosyal çevresinin genişliğine bakıyor. Zira sosyal medyayı doğru kullanan bir çalışan, şirketinin veya kariyerinin tanıtımına da katkıda bulunmuş oluyor.

Ozan Tatar / Gittigidiyor Marka Yöneticisi

“Tüketiciler sözünü esirgemiyor”

Sosyal ağlar pazarlama stratejilerimizin arasında yerini aldı. Özellikle viral projelerimizde bu mecraları kullanıyoruz. Facebook, Twitter, FriendFeed ya da YouTube gibi sosyal mecraları iletişim kanalımız olarak görüyoruz. Ancak bu iletişimin samimi ve şeffaf olması şart. Çünkü burada kullanıcılar gerçekten sözünü esirgemiyor.

Filiz Karagül Tüzün / Turkcell Kurumsal İletişim Bölüm Başkanı

“Çeşitlilik arttıkça kitle de farklılaşıyor”

Günümüzde sosyal ağların kaçınılmaz bir yeri var. Facebook tüketicilere ulaşmak için çok önemli bir kanal. FriendFeed ve Twitter da yüksek potansiyel taşıyor. Her üç ağda da müşterilerin isteklerini yanıtlandırmaya çalışıyoruz. Sosyal ağların yapısı çeşitlendikçe bu ağlar üzerinden iletişime geçtiğimiz kitle de farklılaşıyor.

Tuğçe Cengiz / Youth Media Digital PR Yöneticisi

“His analizi yapan programlar kullanılıyor”

Markalar sosyal ağlar aracılığıyla kişiselleşmeye çalışırken, kullanıcılarda kişisel marka olma çabasında. Her sosyal medyanın dili ve dinamiği de farklı. Şirketler bu mecraların güçlü kullanıcılarını tavlamak için onları hediye yağmuruna da tutuyor. Bazı şirketler ise yapılan yorumların iyi mi kötü mü olduğunu anlayacak his analizi yapan yazılımlar kullanıyor.

Yazar: Onur Uysal

Kaynak: http://www.isteinsan.com.tr

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir