Rehberiniz-Sorun belki de bu kez sizdedir!

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Sorun belki de bu kez sizdedir!” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Sorun belki de bu kez sizdedir!

Sorun belki de sizdedir

Şirket çalışanlarının birbirleriyle olan ilişkilerinde zaman zaman sorunlar çıkabiliyor. Sürekli stresli olan bir üst düzey yönetici bir çalışanına, bir gruba ya da bir departmana karşı negatif hisler besleyebiliyor. Bu da zaman zaman şirket içinde tartışmalara neden oluyor. Uzman psikolog Şeniz Ünal danışanlarından üst düzey bir yöneticinin şirket değiştirmesine rağmen sürekli aynı problemleri yaşadığını söylüyor. Ünal bu olaydan yola çıkarak da “sorun belki karşınızdakinde değil kendinizdedir” sonucuna varmış. İşyerinde çalışanlar arası problemler varsa bunun o kişilerin içinden kaynaklandığını düşünen Ünal, bu durumun üst-alt ilişkisi olan çalışanlar için daha zor bir durum olduğunu söylüyor. Üst düzey bir yönetici, çalışanlarının birinden hoşlanmıyorsa onu ekarte etmeye çalışıyor. Bu da bir sonuç vermiyor. O kişi işten bile çıkarılsa, patron, yerine gelecek kişiyle sorunlar yaşayabiliyor. Biriyle belirli problem yaşayan kişilerin problemi kendi içlerinde tanımlamasını ve sonra da çözmesini öneren Ünal, bu yolla o kişiyle olan sorunun da otomatik olarak çözüleceğini söylüyor. “İnsanlara bu yaklaşım garip geliyor önce. Ama deneyimlemeye başladıkları zaman hayatlarında ve iş ortamlarında mucizeler görüyorlar.”

’Ayna ve Yansıtma’ teorisinde iş ortamında iletişim problemi yaşayanlara önce teori anlatılıyor. ’Karşımızdakiler aynamızdır’dan yola çıkılıyor ve kendilerinden tanımlama yapılması isteniyor. Şuna sinir oluyorum, bu davranış beni delirtiyor gibi… Sonra da dönüşmek istedikleri sıfatlar bulunuyor. Bu da tanımlandıktan sonra bir bilinçaltı çalışması yapılıyor ve değiştirmek istedikleri şeyler için neye ihtiyaçları olduğu bulunuyor. Ayna ve yansıtma teorisi eğitimini daha çok ilaç, iletişim sektörü çalışanları ve kendi işini kuranlar alıyor. Çalışan bir kadın veya erkeğin günün 10 saatini ofiste geçirdiğini belirten Ünal kişinin bir problemi olduğunda bunu yansıtacağı kişilerin de iş arkadaşları olduğunu söylüyor.

Erkeklerde migren kadınlardan üreme organları

Erkeklerde öfke kadınlara göre daha fazla. Erkekler çeşitli nedenlerden ötürü (ailevi, maddi, toplumsal) kendi istediklerini yapmayıp belirli bir işe mecbur bırakıldıklarında, bu durum iş hayatına olumsuz bir şekilde yansıyabiliyor. Hayatta istediklerini gerçekleştiremeyen erkekler bağırıp çağırıyor, öfkesini açığa çıkarıyor, diyen Ünal bu noktada öfkenin nedeninin bulunmasının faydalı olacağını söylüyor: “Sorunun ilk açığa çıkmasında bile öfke yüzde 50-60 diniyor ve daha sonra kişi onunla yaşamayı öğreniyor.” Bir insanda ciddi öfke varsa onu sıfırlamanız mümkün değil, diyen Ünal öfkeyi yüzde 20’lere çekip idare edilebilinir hale getirdiklerini söylüyor: “Öfkesiz insan da iş hayatında çok mantıklı da değil, insanın biraz öfkeye ihtiyacı var ki gerektiğinde kullanabilsin.”

Sinirlilik erkeklerde fiziksel olarak migren şeklinde ortaya çıkarken kadınlarda kadın hastalıklarına neden oluyor. Erkeğe göre daha pasif agresif olan kadın set çekiyor, kendini kapatıyor. Ünal, yaratıcılığını yüzde yüz ifade edemediği ya da üzerinde bir baskı olduğu zaman kadınların genellikle üreme organlarında rahatsızlık belirdiğini söylüyor. “Kadınlarda yumurtalık ve rahim, bir şey doğurma, bir şey açığa çıkarma engellendiğinde rahatsızlanıyor.”

Genelde üstlerle sorun yaşanıyor

Çalışanlar ağırlıklı olarak üstleriyle sorun yaşıyorlar. Patronlarına ses çıkaramadıkları için içlerine atıyorlar ve bu da ileride daha büyük problemlere neden oluyor. Hem kendilerine hem de iş arkadaşlarına zarar vermiş oluyorlar. Aynı statüdeki çalışanlarla daha açık bir iletişim olduğu için bu ilişkilerde daha az sorun yaşanıyor. En az sorunun yaşandığı durum ise üstün altındakiyle olan problemleri. Bu durumda patron uzlaşmaya gitmediği için ya çalışanı kovuyor, başka bir yere yolluyor ya da bir şekilde ekarte ediyor.

Öfke patlamasını yaşayan kişilerin siniri kontrol altına alındığında kişiye daha net görüş sağlıyor ve karşı tarafın ne düşündüğünü görebiliyor ve empati yapıyor. Empati ve kişinin içsel huzurunun çok önemli olduğunu belirten Ünal: “O öfke patlaması çok enerji alır. Taş taşımış gibi olur insan. Patlamanın ardından suçluluk duygusu pişmanlık ve kendine kızma gelir. Kötü bir kısır döngü yaratır insana. Özel hayatına, arkadaş çevresine ve ailesine yansır” diyor.

Anlaşmayı istemek önemli

Birbirleriyle anlaşamayan çalışanlara sorulması gereken ilk soru anlaşmak isteyip istemedikleri. Patronun bu durumda “Biz bir ekibiz, beraber çalışmamız, sizin bu iletişim sorununu halletmeniz gerekiyor” demeli. İçindeki öfkeden beslenen kişiler de olduğunu belirten Ünal: “Kendini kavga ve didişmeyle ifade ediyordur. Bir şey yaratan insanın kavgaya ihtiyacı yok. Hiçbir farklı özelliğini ortaya koyamayan, cadalozluğuyla ortaya koyuyor kendini. Gündelik hayatının çok büyük bir yüzdesini iş ortamında yaşıyoruz. Evde mutlu mesut bir insanken iş yerinde kurt adam oluyorsam bu bana hiçbir şey kazandırmaz” diyor.

Yazar: Zeynep Mengi

Kaynak: http://www.yenibiris.com/HuriiyetIK

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>