Rehberiniz-Sizin aileniz 6 tipten hangisi?

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Sizin aileniz 6 tipten hangisi?” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Sizin aileniz 6 tipten hangisi?

6 tip aile var

Türkiye’nin ilk psikolojik danışmanlık merkezlerinden biri olan AŞAM Çocuk ve Aile Gelişim Merkezi’ni kuran uzman psikolog Fatma Torun Reid, lisans ve uzmanlık eğitimini psikoloji ve felsefe dallarında ABD Kuzey Carolina Üniversitesi’nde tamamladıktan sonra Londra ve New York’ta çocuk ve ergen terapisi, kişilik bozuklukları konusunda eğitim gördü.

30 yılı aşan meslek hayatında öğretmenlik dışında, hep aile ve çift terapisi üzerine çalıştı. Ortadoğu ülkelerinde Birleşmiş Milletler’in çocuk ve eğitimle ilgili kuruluşu UNICEF’in danışmanlığını da yaptı. Fatma Torun Reid, klinik deneyimlerine dayanarak altı tip aile bulunduğunu söylüyor.

BASKICI AİLE

Kentlerde sayıları gittikçe azalıyor

Bu ailede çocuklar ya saldırgan, ya da çekingen ve içe dönüktür. Ceza ve ödül sistemi çok sert biçimde uygulanır. Ancak, son yıllarda bu aile tipinde azalma görüyorum. Eskiden çocuk değil, çocuklar diye grup vardı. Her konuda çocuk, büyüğe uyum sağlamak zorundaydı. İşte birçok anne-baba, geçmişte böyle baskıcı bir ailede büyümüş olduğundan, şimdi aynısı olmamak için öbür uca gidiyor. Tabii bu değişim, Türkiye’nin her yeri için geçerli değil. Hálá bazı bölgelerde, örneğin tarlalarda çocuğun adı yok.

AŞIRI HOŞGÖRÜLÜ AİLE

Üniversiteye giden çocuğunu hálá sabahları uyandıran anneler var

Kendi doymak bilmeyen ihtiyaçlarını çocuklarla gidermek isteyen aile. Bu ailede kural ya yoktur ya da çok az vardır. Çocuklar bencildir, sosyal yaşamda dengesizdir, kendilerine hizmet edilmesini bekler, grubun onayını kazanmak için ilgi çekmek ister. Çocuk büyütürken, anne baba neyin ihtiyaç, neyin istek olduğunu ayırt etmeli. İhtiyaçlar giderilmeli, istekler ertelenebilmeli. Bazı anne babalar çocuğun sevgisini kaybetmemek için her isteğini yerine getirmeye çalışıyor. Oysa bu çocuklar ilerde inisiyatif sahibi olmayan, pasif kişiliklere bürünebilir. Elma soyulmuş önüne konulmuş, 7-8 yaşına kadar ağzına kaşıkla yemek yedirilmiş bir çocuk büyüyünce de bilginin ağzına kaşıkla verilmesini ister. Hálá sabahları anne babasının uyandırdığı üniversite çağında gençler var. Bu çocuklar mal kıymeti bilmeyen, dürtü kontrolü zayıf yetişkinlere dönüşebilir. Oysa çocuklar, dürtü kontrolünün gelişmesi için sabretmeyi, beklemeyi ve “hayır”ı öğrenmeli.

AŞIRI KORUYUCU AİLE

Mücadele antrenmanı olmayan insanlar yetiştiriyorlar

Çocuğu olabilecek tehlikelerden korumaya çalışan, ona güvenmeyen, felaket bekleyen, sorumluluk vermeyen, çocukla aşırı beraberlik yaşayan aile. Bu ailelerde genellikle bağımlı, zayıf sorumluluk duygusu olan, kendine güvensiz, toplumsallaşmada zorluk çeken çocuklar yetişir. Aşırı koruyucu aile bence Türkiye’de çok önde. Oysa aşırı koruyuculuk, insanın yetkinlik duygusunu elinden almaktır. Bunu yaptığımız zaman çocuklar mücadele konusunda antrenmanlı olmuyor. İlerde, zorluklar karşısında pes eden veya morali çok çabuk bozulan yetişkinler olmaya adaylar.

TUTARSIZ AİLE

Bazı ritüelleri korumak çocuğu hayata hazırlar

Belli bir davranış kalıbı olmayan aile. Kimi zaman hoşgörü, kimi zaman ceza vardır. Bu ailelerde çocuklar dengesiz, kararsız olur. Ne zaman, nerede ne yapılacağını kestiremez. Çocukların büyürken çevrelerinde tutarlı yetişkinlere ihtiyacı var, güvenebilecekleri, sevecen ve yerine göre kararlı kişler olmalı. Aile olarak bazı ritüelleri korumanın çocukları toplumsal yaşama hazırladığı muhakkak. Hep birlikte yemek yemek, sofra sohbeti, yatmadan önce “iyi geceler” dilemek gibi ufak şeyler yapılmalı.

MÜKEMMELİYETÇİ AİLE

Çocuğu dört dörtlük insan projesi olarak görüyorlar

Anne-baba kendi gerçekleştiremediklerini çocukların gerçekleştirmesini ister. Çocuğu “dört dörtlük insan” projesi olarak görür. Özellikle son zamanlarda gençler bana bu konuda çok şikayet ediyor. Evet, çocuklarımız için en iyisini istiyoruz, onlar için yapamayacağımız fedakarlık da yok. Ama, bazen çocuk kendini bir proje gibi hissediyor. Aileler görüyorum, çocuklarını oradan oraya taşıyorlar. Oysa her çocuk farklı yeteneklerle donatılmıştır; kimisi okulda, kimisi hayatta başarılı olabilir. Ve en önemlisi, çocuk anne babasından da farklıdır. Çocuğun yeteneklerini hesaba katmadan onun için beklentiler oluşturursak o potansiyelini gerçekleştiremez.

DEMOKRATİK AİLE

En ideal olanı

Eşitlik ve karşılıklı saygının olduğu aile. Teşvik ve hoşgörü ağırlıktadır. Bu ailede çocuklar kendilerine ve çevrelerine saygılı, girişken ve yaratıcı, hoşgörülü ve açık fikirlidir.

DOĞRUDAN MUTLULUK TEK HEDEF OLAMAZ

Çocukların mutluluğu, bazen her şeyin önüne geçiyor. Ancak, doğrudan mutluluk hedef olmamalı. Çocuğumuz sağlıklı, kendi ayakları üzerinde durabilen, paylaşımcı ve üretken biri olursa zaten mutlu olacaktır. Biz çocukların sadece mutlu olmalarını hedeflersek gereğinden fazla verici oluruz. Bazen anne baba çocuğu mutsuz olmasın, sıkıntı çekmesin diye bütün isteklerini karşılamaya çalışıyor. Ama doğru değil bu. Çünkü hayat bu değil.

TEK ÇOCUK ARTIK PROBLEM DEĞİL

Eğer aile kendi içine dönükse, çocuğa yeterince sosyalleşme imkanı vermiyorsa, çocuk anne babayı arkadaş örneği olarak görür. Okulda kendi yaş grubundan arkadaş edinmekte zorlanabilir. Olgunlaşması gecikir. Ama bugün, böyle bir durum sorun olmaktan çıktı. Küçük yaşta başlayan oyun grupları, yuva ve anaokulu deneyimi, tek çocukların da yaş düzeyinde sosyalleşmesine bol bol fırsat veriyor. Okul öncesi yuva deneyimi sadece tek çocuklar için değil bütün çocuklar için ben merkezcilikten paylaşımcı kişiliğe geçişin en kıymetli aracı.

Yazar: Nuran ÇAKMAKÇI

Kaynak: http://Hürriyet

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>