Rehberiniz-Şirketteki baş belalarıyla nasıl baş edilir?

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Şirketteki baş belalarıyla nasıl baş edilir?” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Şirketteki baş belalarıyla nasıl baş edilir?

“Şirketten bana ne, ben daha öğrenciyim” demeyin. Öğrencilik 3-4 sene sonra biter. Ve 30-40 sene sürecek çalışma hayatınız boyunca ‘bunlarla’ yaşamak zorunda kalacaksınız. Bu türü şimdiden tanımanızda yarar var. Bu yazıyı bir yere kaydedin!

İyi niyetli olsun, kötü niyetli olsun, her şirkette ‘bunlardan’ mutlaka bir iki örnek vardır. Patronunuz olabilir, iş arkadaşınız da, bir astınız da. Kimi kendiyle kavgalıdır, kimi etrafıyla, kimi sürekli ağlar, kimi olay çıkarır. Baş belalarıyla başa çıkmak bir sanattır.

ÇALIŞMA hayatını zehir eden ‘ayaklı belalar’ çoktur. Kimi iyi niyetli, kimi kötü niyetli, ama baş belası baş belasıdır. Yapışkan, can sıkıcı, kafa ütüleyici, depresif, ayak bağı, paranoyak, asabi, geveze, kendini bir halt zanneden, kendine hayran, takıntılı, kompleksli… anladınız işte ne demek istediğimizi. Kısaca kendileriyle barışık olmayan, çalıştıkları ortama ve iş hayatının kurallarına ayak uyduramayan; hem havayı bozan, hem çalışma arkadaşlarının ve şirketin performansını düşüren; astlarının, eşitlerinin ve üstlerinin ‘idare etmek’ için akılalmaz bir enerji ve zaman harcadığı ‘ayaklı belalar’. Yok mu bunun bir çaresi? Var, var ama kolay değil…

BAŞ BELASI BİR ASTINIZ

Baş belası astın çeşidi bol maşallah. Bir iki örnek verelim yine de.

> Kendi depresif, herkesi depresyona sokan cinsten ise

Tarif: Her daim kurban, herkes onun kötülüğünü istiyor, sürekli hasta, mızmız, her şeyden şikayetçi… depresif bir çalışan kadar işyerinde ambiyansı bozan yoktur.

Teşhis: İşinden niye bu kadar şikayetçi, çözmek gerekir. Fizik veya mental bir sorunu varsa, bir uzmana gitmesi tavsiye edilir. Çalışanlarının sağlık sorunlarını, kişisel dertlerini çözmek şirketin işi değildir.

Tedbir: Meselenin üstüne üstüne gidin. Depresif’le açık ve yüzyüze konuşmak yahut ona çıkış yolları göstermek sorunun farkına varmasına ve halle çalışmasına yardımcı olabilir. Motive etmek için biraz ‘gaz vermek’ de faydalı olur.

> Gözü sizin koltuğunuzda ise

Tarif: Bir şirketin genel müdür yardımcısı. Çok iyi bir Amerikan üniversitesinden mezun. Genç ve benzer bir okuldan mezun, son derece hırslı bir astıyla başı belada. Astı sürekli laf sokuşturuyor, talimatlarını tartışıyor, arkadan eleştiriyor… hasılı üst, koltuğuna göz diken ve yıpratma politikası güden astıyla başa çıkamıyor.

Teşhis: Üstleriyle yarışan çalışan çok. (Belki de yükselmek için şart!) Hiyerarşide ne kadar yükselirseniz, kavga o kadar sertleşiyor. İyi yetişmiş, parlak… rakibiniz sinsi ve hesaplı olduğu için daha da tehlikeli.

Tedbir: Rakibin, ekibe söz geçirmesini engellemenin tek çaresi, ekibi tek tek çok iyi tanımak ve… müttefiklerine güvenmektir. Ayrıca, onu izole etmek için, tek başına çalışması gereken ve meşgul edecek projeler koyun önüne.

> Size bağımlı ve yapışkan ise

Tarif: İkide bir kapıdan bir kafa uzanıyor: ‘İki dakikanız var mı?’ Cevabı beklemeden içeri dalıyor. En küçük bir kararı bile size danışmadan veremiyor. Artık ‘hoş görünmek’ için mi, yoksa gerçekten kararsız mı, sürekli size bir şeyler danışmak için fırsat (yolunuzu) kolluyor. Devamlı ruh halini, en küçük detayına kadar yaptığı işleri anlatıyor. Günde yüz kere ‘Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?’ diye soruyor. Sizi annesi yahut babası sanıyor. Yani ba-yı-yor!

Teşhis: Kişiliği gelişmemiş, gelişmesi tamamlanmamış, karar vermekten korkan biri karşınızdaki. Ya aşağılık kompleksi yahut kendine güven eksikliği ya da ‘beğenilmeme’ (eleştirilme) korkusu. Sonuç: Cevap bulacağına sürekli soru soruyor. Zamanınızı ve sabrınızı tüketen tipik bir ayak bağı.

Tedbir: Ammaan oyununa gelmeyin, sıkı durun, yüz vermeyin. Konuyu hep işe getirin, sorumluluklarını hatırlatın, cevabı ve sonucu ondan beklediğinizi belli edin. Ve mesafeyi koruyun. Yoksa bütün stresi ve sorunları size de bulaşır. ‘Kapım herkese açık’ dediyseniz, her aklına estikçe içeri dal demek değil bu!

BAŞ BELASI BİR MÜDÜRÜNÜZ

> Otorite manyağı ise

Tarif: Yönetici sadece astlarını yönetmez, işinin en zoru ‘boss management’ kısmıdır. Hele hele patronu kendi tayin ettiği yöneticiden çekiniyor, ona sürekli ‘kimin patron olduğunu göstermek’ ihtiyacı duyuyorsa.

Teşhis: Yönetici kendini gösterebilmek, sözünü dinletebilmek yani var olabilmek için, patronla çatışmak zorunda. Böyle olunca da patronu daha da korkup hırçınlaşıyor. Bir koçun tavsiyesine uyarak ‘suyuna gitmeye’ karar veriyor ve patronuna (amirine) danışıyor, yardım istiyor. Bu sayede patron ‘patron olduğunu’ fark edip rahatlarken, bir yandan da yöneticisinden gelen taleplere yetişemez oluyor ve ona ‘sorumluluğunu almasını, kararlarını kendi vermesini’ söylüyor.

Tedavi: Patron otorite meraklısıysa, diplomak davranmak, yanlış isteklerine bile direnmemek daha iyidir. Hemen hayır demeyin, zaman kazanın. İstediklerinin, talimatlarını artısını eksisini bir rapor haline getirin ve ona sunun. ‘Ortaya şöyle bir tablo çıkıyor, tabii son karar sizin…’ Genelde önemli bir hatadan kurtardığınız için size müteşekkir olacaktır. Ama bırakın son sözü hep o söylesin.

> Kendine hayran ise

Tarif: Kendini beğenmişin biri. Genelde bu tiplere şirket hiyerarşisinin üst basamaklarında rastlanır.

Teşhis: Mesleki açıdan hırslı, hakkında ne düşünüldüğü konusunda endişeli, her zaman aldığından fazlasını hak ettiğine kani. Herkesten de böyle muamele bekliyor. Hedefe varmak için herkesi kullanıyor ama yaralı parmağa şey yapmıyor.

Tedavi: Arkasını getiremeyeceğini bir ayrıcalık vermemeye özen gösterin. Dikkat edin sizi kendisine rakip görmesin. Genelde muhteris ve kıskanç olurlar. Şekil düşkünüdür, aman unutmayın. Asla şükran duygusu ve minnettarlık beklemeyin.

> Paranoyak ise

Tarif: İktidarı yüzde 1.000 elde tutmak için her şeye razı, günde 25 saat çalışmaya da. Ona bir öneri götürdüğünüzde, ‘bu işin içinde bir iş olmasın’ diye korkuyor.

Teşhis: Katı, şüpheci, parano her an tetiktedir. Gözü her şeyin ve herkesin üstündedir. Haklarına aşırı düşkün, en küçük bir eleştiriye tahammülsüz. Her şeyi ‘şahsına yapılmış saldırı / tehdit’ olarak alıyor. Soğuk ve mesafeli.

Tedavi: Ona neyi, niye ve nasıl yaptığınızı açık açık söyleyin. Bilgilendirilince sakinleşebilir. Çok nazik olun, şekilci ve kırılgan olduğunu unutmayın. Mesafeli de olsa düzenli temasta kalın. Bilgilendirmez, teması ihmal ederseniz, mesafe / tavır koyduğunuzu düşünür. Aman şaka yapmaya filan da kalkmayan, neye ne zaman bozulacağını bilemezsiniz. Bu arada en küçük bir ‘yanlış anlaşılma’ olursa hemen düzeltin. Yoksa kafayı takar alimallah!..

BAŞ BELASI BİR İŞ ARKADAŞINIZ

> Ayak bağı bir bunalım ise

Tarif: Hani ‘seni bana parayla mı verdiler’ derler ya, sürekli ensenizde, siz olmadan hiçbir şey yapamıyor, korkak, her şeyi danışıyor, bunalım yani bunalım! Stresli ‘başarabilirim’ derken, kaygılı ‘yapabilir miyim’ derken, kronik bunaltı ‘hayatta yapamam’ diyen tiptir.

Teşhis: Bunalım, son derece bağımlıdır. Sürekli destek ister. Karar veremez, herkese uyar, en küçük bir kararlılık ve direnç gösteremez, hemen yelkenleri suya indirir. Her şeye ‘peki’ der ve en küçük bir eleştiride – en az bir hafta boyunca – kendine gelemez.

Tedbir: Korkutmayın, onu ilgilendirmiyorsa kötü haber vermeyin. Kırıcı olmayın ama şahsi sorunlarına ayıracak vaktiniz olmadığını belli edin. Ona uyup siz de bunalıma girmeyin sakın. Alay etmeyin ama ‘Bir şey olmaaz, dert etme kendine’ diye savuşturun.

Bartleby, (Moby Dick’in yazarı) Herman Melville’in bir karakteridir. Wall Street’te bir avukat bürosunda çalışan, ofiste yatıp kalkan, verilen işi yapmayan, kovunca bile gitmeyen, patronunun ‘kâbusu’ haline gelen bir kâtiptir.

> Eleştiri hastası ise

Tarif: Eğer günah keçisi olarak sizi seçtiyse, yandınız, sürekli ve herkesin içinde sizi eleştirecektir. Sizi arkadaşlarınızın ve üstlerinizin gözünde işe yaramaz göstermek için elinden geleni yapacaktır. Durum kötü!

Teşhis: Bunlar, herkesi kendine rakip gören, herkesle yarışa tutuşan ve kendisi yükselemiyorsa sizi aşağı çekmeye çalışan tiplerdir. Zararlıdır. Kötü niyetlidir. Altınızı oymak için, sizi yıpratmak için her şey mubahtır.

Tedbir: Bir defa sürekli uyanık olun ve kendinizi kollayın. Size ‘pislik’ yaptığını icabında ispat edebilmek için, marifetlerini not edin, belgeleri saklayın. Başkalarından da yardım isteyin, sorunu (güveniyorsanız) patronunuzla, İK yöneticilerinizle paylaşın. Sonuç almasını beklemeyin, başkalarını ‘önceden’ haberdar edin.

> Bir histerik ise

Tarif: Histerik, dikkati sürekli üstüne çekmek ister, sözü başkasına bırakmaz, toplantılarda etten önce çömleğe düşer. Genelde, tuhaftır ama, sonuçta bıktırır ve yalnız kalır.

Teşhis: Herşeyi büyütür, ruh hali çok inişli çıkışlıdır, sevinince aşırı sevinir, üzülünce aşırı üzülür, artı eksi tepkilerini aşırı (görsel) yansıtır, aynı hızla aşırı iyimserlikten aşırı kötümserliğe geçer.

Tedbir: Sakın alay etmeyin! Sizi tavlama girişimlerini yemeyin. Yumuşamayın. Her an dikkati çekmeye çalışır, yöntemi budur, unutmayın. ‘Normal’ davranışlarını övün. (‘Raporunu çok beğendim, kısa ve özdü’ Yahut ‘Patronun eleştirisi karşısında çok sağukkanlıydın.’) Histerik davranışları, yargılamadan, onaylamadığınız havasını estirin. Ona hoş davranın, ilgi gösterin – hak etmesi kaydıyla. Hatalarını düzeltme gayretlerine destek olun.

Kaynak: http://www.hurriyetkampus.com

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>