Rehberiniz-‘şirket içi evlilik’ ın, aşk evliliği out!

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “‘şirket içi evlilik’ ın, aşk evliliği out!” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
şirket içi evlilik’ ın, aşk evliliği out!

Dedelerimiz daha kundakta iken beşik kertmelerine söz keserken; babalarımıza zevceleri ince kulplu fincanlardan çevrilerek bakılan kahve fallarından görünürmüş.

Üç vakte kadar kısmetleri gözükmüşse şayet, çöpçatan teyzeleri çeyiz bohçalarını koltuk altlarına alıp komşu yollarına düşer, kenarları kaneviçeli mendillerin içinden çıkarılan siyah beyaz fotoğraf karelerinde, askılı uzun dantelli elbiseleriyle, aynı hasır sandalyenin sağ ucuna hafif sola seyrilerek oturup mahçubiyet içinde gülümseyen annelerimizi bir heyecan ilk o an görür, eğer beğenmişlerse dudakları tebessüm içerisinde kendilerini ele verir, haftasına görücü gidilirmiş.

Kızların elleri titrer, kahveyi tepsiye az biraz dökerlerse, kız da oğlanı beğendi, tamam fal çıktı sayılır, annelerimiz babalarımız daha yirmilerine basmadan, önce baş göz edilir, sonra tanışıp severlermiş birbirlerini.

Birbirlerini o ilk görüş anlarındaki ürkek kalp atışlarında mıdır sihir, sevgileri bir ömür boyu sürer giderdi.

Bizim kuşak birbirimize genellikle yaz tatillerinde vurulduk. Çoğumuzun arasını ikimizi de tanıyıp bilen bir arkadaşımız yaptı. Uzun süreli flörtler sonrasında evlendik. Adı “çıkma”ydı ama aslında okuldan eve bırakmaca, sonra konu komşu ne der, birlikte izin alıp bir akşam bir sinemaya bile gidemezdik.

Koluna kız takmak kolay, önce mesleğimizi elimize almalıydık. Okulu bitirene, askerden terhis olana dek, şarkılar bizi söyler, baharı bekleyen kumrular gibi bekler dururduk.

O vakitler ne bilgisayar ne cep telefonu var, sevgilimize bir çift güzel söz söylemek için şehirlerarası telefonlara yazılır, saatlerce sıra beklerdik.

İstatistiksel olarak kısaltsak da babalarımızın ömür boyu aşklarını, kırk yaş bunalımını atlatabilenlerimiz hâlâ sürdürmekte evliliklerini.

Bizden sonra gelen nesil, kaybolan yıllara yakalandı. Şehirler büyüdü, dünya kabuk değiştirdi. Parkanın yerini marka, bakkalın yerini market aldı. Nüfus çoğaldı, çıta yükseldi, kariyer telaşları okul yıllarından başladı.

Bu yeni nesil sınavlara tabi tutulup, kübiklere yerleştirildiler. Servislerde uyuyup, mesailere kaldılar. Makine kahvelerinden fal bakılmaz, plaza tepelerinden kısmet gözükmez ki… “Belki bir kuş da geçmez üstlerinden, kanadından bir tüy düşmez, döne döne inmez ki…” Eskiden evde kalmak vardı, bunlar işte kaldılar!

Aynı işyerinden evlilikler bizler iş hayatına başladığımızda pek olağan görülmez, istisna sayılırdı. Bugün iş yoğunluğundan ofis dışına zaman kalmayınca, şimdi çoğunluk şirket içlerinden evlenir oldular. Son derece normal. Çöpçatan teyzelerin yerinde artık bölüm müdürleri var. Onlar görücü gidiyorlar:

Çeyiz olarak dizüstü bilgisayarlar, masaüstü dijital çerçeveler konuşuluyor. Balayılar iş seyahatleri ile denkleştiriliyor.

Fert başına düşen milli gelir artsa da, kişi başına düşen sevda sayısı gittikçe azalıyor. “Teenage” desen birbirine MSN’den bağlanıyor: “Slm cnm, döncm bn sna!” Sonra çıkıp Facebook’tan yeni arkadaşlar arıyor!

Adı üstünde: “Facebook”: Eskinin yüz görümlüğü! Zamane aşkları artık chat kapı internetten yükleniyor.

Daha neler göreceğiz. Dedelerimiz beşik kertmeleriyle sallanırdı, torunlarımız fiber optikler üzerinden sanallanacak.

Şirket içi evlilik danışmanları, iş ve aşk dengesi uzmanları geleceğin İK yetkinlikleri olacak.

Yazar: Adnan Erdoğmuş

Kaynak: http://www.yenibiris.com

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir