Rehberiniz-Sıradanların zaferi mümkün mü?

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Sıradanların zaferi mümkün mü?” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Sıradanların zaferi mümkün mü?

Çıplaklık o kadar belirgin ki, zaten herkes görüyordur diye “Kral çıplak” diyemiyoruz. Belki de söylediğimizde dinlenmiyoruz. Bu konuda çaresizliği öğrenip, sessiz kalmayı tercih ediyoruz.

Bu sıradan ama hırslı insanların içinde kötülük tohumları olanlar da aslında kendilerinden daha iyi olan diğerlerini, ince ince uğraşarak nasıl da yok ediyor. İyileri, bazen koalisyonlar kurarak ya da bireysel olarak duygusal tacizle (mobbing) yıldırıyor, onları oyun sahasının dışına atıyorlar.

Bazen de hiç güçlü meslektaşları veya rakipleriyle uğraşmadan, doğrudan kendilerini allayıp pullayıp yukarıya oynuyorlar. Tepe yönetimle arkadaşlık kuruyor, gösterişli faaliyetlere imza atıyor, başarılı işlerden ustaca sebepleniyorlar.

MEYDANI BOŞ BIRAKANLAR

Kabul edilmesi gereken bir gerçek var; işyerinde bile çoğumuz yaptığımız işin benimsenmesini ve uygulanmasını sağlayacak olan sürece, yani iç-pazarlama ya da iç-iletişime, yeterince önem vermiyoruz. Ne yapıldığı kadar nasıl sunulduğu da önemlidir. Sadece işe ya da sadece sunuşa odaklanmak, sonuçta aynı derecede yanlışı doğuruyor. Belki iş yapanlar, üretenler katkılarını sürdürüyor, şovmenler şirkete, topluma uzun vadede daha çok zarar veriyor. Ancak bu kişilere meydanı boş bırakanlar da kabahatli, onların şovunu bıkmadan izleyenler de.

YENİDEN ŞİBUMİ

Geçen sene yaşamını kaybeden Dr. Rodney William Whitaker, namı diğer Trevanian’ın Şibumi’sine bugüne kadar ne kadar çok yazıda işaret edilmiştir kim bilir. Yönetim bilimcileri, yaşam koçları, biblioterapistler v.b. tarafından son yıllarda yeniden keşfedilen bu romanda Trevanian, sıradan insanların tehdidi üzerine yazılabileceklerin en güzelini yazmış.

Şibumi, olağan görünümlerin altında yatan gizli üstünlükleri anlatır. Bilgiden çok anlayıştır. İnsan onu elde etmez, keşfeder. Bilgiden geçip basitliğe varır. Şibumi’ye ulaşmış yaşlı adam, bilge Otake-San, öğrencilerinden Nicholai’a şöyle öğüt veriyor: “Orta düzeydeki insan sıkıcı, renksiz, aptal gibi görünür, fakat ölümsüz tekdüzeliğine devam eder, hiç bıkmaz. Amipler her zaman kaplanlardan daha çok yaşar. Kalabalıklar zorbaların en sonuncusu olacaktır. Çıkarttığı gürültü mantıksızdır ama kulağı sağır edecek kadar güçlüdür. Onlar, senin gibileri çeşitli yemler kullanarak öfke ve saldırıya iter… Bunlara kanmamalısın.”

“Senin en büyük kusurun tecrübesizliğin değil, kayıtsızlığın. Yenilgilerini senden daha zeki veya yetenekli olanların elinden tatmayacaksın. Seni yenenler, sabırlı, sinsi, orta düzeyde insanlar olacak. Sen kendi parlaklığının orta yerinde dururken gözlerin öylesine kamaşıyor ki, odanın kuytu, karanlık köşelerini göremiyorsun. Oralardaki kalabalıkların, beyinsiz insan kalabalığının ne tehlikeler hazırladığını görecek şekilde kendimizi ayarlayamıyoruz.”

Üreten, çalışan, aydınlatan insanlar geri planda kalırlarsa öbürleri yayılıyor. Oscar Wilde da, Cenap Şahabettin de, meşhur Çinli bilgeler de görmüş onları. “Yerinde sayanlar, yürüyenlerden daha çok ses çıkartır”, demişler. “Güneş batarken de küçük insanların gölgeleri uzar”, demişler. Ama belki onlar da sadece söylemiş, harekete geçmemiş.

Yazar: İdil Akidil Türkmenoğlu

Kaynak: http://www.insankaynaklari.com

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir