Rehberiniz-Sinema görmeden büyüdü, oyuncu oldu

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Sinema görmeden büyüdü, oyuncu oldu” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Sinema görmeden büyüdü, oyuncu oldu

Sofra restoranlarının sahibi Hüseyin Özer her pazar Euro D’de “Son Durak” isimli bir yemek programı yapıyor. Ancak artık o, sadece yaptığı özel yemeklerle değil, Avrupa ülkelerinde yayımlanan “Londra Londra Olalı” adlı yeni dizideki oyunculuğuyla da adından söz ettiriyor

Tokat’ın küçük bir köyünde doğdu Hüseyin Özer. Çok küçüktü anne ve babası boşandığında. İlkokula bile gidemedi. Ailesi yollamadı çünkü. Herkes okuldan kaçtığı için, Özer ise okula gittiği için dayak yerdi. “Her yerimden kanlar fışkırırdı. Okulun önünden geçtim diye dayım döverdi” şeklinde anlatıyor yaşadıklarını. Küçük yaşta yaşadığı bu travmalar 11 yaşında köyden kaçmasına yol açtı. Ankara, daha sonra da İstanbul’a gitti. Lokantalarda, pastanelerde çalıştı. Sokaklarda, hatta tuvaletlerde geceyi geçirdi. 22 yaşında ise sınırları aşmaya, Londra’ya gitmeye karar verdi ve otobüse atlayıp, cebinde 60 poundla terk etti ülkesini…

Şimdi ise merkezi Londra’da olan toplam 15 restoranın sahibi. Sunduğu yemekler dillere destan ancak şu sıralar bir de oyunculuğu konuşuluyor. Hatta geçtiğimiz günlerde Avrupa ekranlarında yayımlanmaya başlanan, Umut Ulaş Er’in yapımcılığını ve senaristliğini üstlendiği “Londra Londra Olalı” adlı dizide başrol oyuncuları arasında yer alıyor. Gurbetteki Türkleri anlatan bu dizideki rolü ise kendisi. “Hüseyin Özer”i, yani kendini oynuyor…

Dizide oynamanız nasıl oldu?

Her pazar Euro D’de bir yemek programı yapıyorum. Aşçı yemekleri değil, “romantik erkek” yemekleri hazırlıyorum. Bu programın metin yazarlığını ve seslendirmesini Umut Ulaş Er yapıyor. Kamera arkasında yaptığım esprileri çok beğenmiş. Oyunculuk yeteneğim olduğunu düşünerek bana rol teklif etti. “Ben aktör değilim, beceremem, oyunculara da saygısızlık olur” dedim. “O zaman kendini oyna” dedi. Dizide “Şerefli Türk”ü oynuyorum. “Şerefli olun, üçkağıtçı olmayın, çalışkan olun, kral olun” diyorum Türklere. Memleketi çok iyi temsil eden bir restoran sahibini oynuyorum. Maalesef bizi rezil edenler de var. Ülkeyi dolandırıyor, belediyelerden geçiniyor, vergi vermiyorlar falan filan.

Çekimler nasıl geçiyor?

Çok keyifli. Sofra’da çekiliyor benimle ilgili sahneler. Köyde film, sinema seyretmeden büyüdüm ben. Ezberim yoktur. Rolümü bile “Bırakın beni, ben istediğim gibi konuşurum” diyerek oynuyorum.

Siz hiç dışlandınız mı İngiltere’de?

Hayır. Şerefli bir adam olursanız hiçbir yerde dışlanmazsınız. Bir sürü İngiliz arkadaşım var. Türk lokantaları kapanırken benim mekanımın önünde kuyruk oluyor. Paralı değil şerefli, dürüst olmayı öneriyorum yurtdışındaki Türklere. Parasız yaşanır ama şerefsiz yaşanmaz. Bu mesajı vermek istiyorum dizide.

Türkiye’ye temelli dönmeyi düşünüyor musunuz?

Türkiye’yi anne-baba, Londra’yı sevgili gibi seviyorum. Bu yüzden Türkiye’ye temelli dönemiyorum. İnsan sevgilisini bırakır mı hiç?

İngilizceyi nasıl öğrendiniz?

13-14 yaşında çalışıp kazandığım parayla İngilizce öğrenmeye karar verdim. Günün birinde hocam beni bir sınıfa soktu. Shakespeare anlatılıyordu. Adını bile duymamıştım. “Shakespeare ne demek? Çatal mı, bıçak mı?” diye sormuştum. Herkes donup kalmıştı. Hoca anlattı, yine anlamamıştım. Her şeyi özel hoca tutarak öğrendim. Başka türlü olamadı.

Yazar: Bade Gürleyen

Kaynak: http://www.milliyet.com.tr

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>