Rehberiniz-Şikayet etmek yerine moralleri yüksek tutmak…

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Şikayet etmek yerine moralleri yüksek tutmak…” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Şikayet etmek yerine moralleri yüksek tutmak…

W. Frasier, Amerikalılar””dan çok şey öğrenmiş: ””Şikayet etmek yerine yaşadıkları maceraları eğlenceli hikayeler olarak anlatıp depresyonun üstesinden gelmişler.””

Durmak bilmeyen adam

Los Angeles””tayken, tüm hayatını Batı””nın kazanılması üzerine yazmaya adamış olan W. Frasier ile tanıştırıldım. En büyük gurur kaynağı çalışmaları arasına başrolünü Gary Cooper””ın oynadığı bir filmin senaryosunu eklemiş olmak.

””Hiçbir şey beni kolay kolay rahatsız edemez çünkü Amerika””ya ilk gelenlerden çok şey öğrendim”” diyor. ””Kızılderililerle savaştılar, çölleri aştılar, ıssız bölgelerde su ve yiyecek aradılar. Buna rağmen o günlere dair tutulan tüm kayıtlar aynı karakteristik özelliği paylaşıyor: Öncüler sadece iyi şeyler hakkında konuşmuş ve yazmış.””

””Şikayet etmek yerine yaşadıkları maceralar hakkında eğlenceli hikayeler anlatıp, eğlenceli şarkılar yazmışlar; ve bu sayede acı ve depresyonun üstesinden gelmeyi başarmışlar. Bugün, 88 yaşında biri olarak ben de aynı şekilde davranıyorum ve kendimi çok canlı hissediyorum.””

Kitap yiyen çocuk

Minneapolis””te kitaplarımı imzalarken okuyucularımdan biri kitabı 16 aylık oğlu için imzalamamı rica etti.

””Onun için biraz erken değil mi”” diye sordum nazikçe.

””Hayır”” diye cevap verdi genç adam. ””Oğlum kitapları çok seviyor, genellikle de onları yiyor.””

Daha sonra bunu birkaç arkadaşıma anlatıp üzerinde tartışırken genç adamın şaka yapmadığını öğrendim. ABD””deki ebeveynler çocuklarını kitapların varlığıyla çok erken yaşta tanıştırıyor. Yatma saatinde yanlarında o meşhur oyuncak ayıyla beraber mutlaka bir de kitap oluyor. Banyo yaparken ise küvette plastik kitaplar yüzen ördeklere eşlik ediyor.

Yavaş yavaş küçük çocuklar bu tuhaf nesneye alışıyor ve daha sonra kitapları hayatlarının önemli bir parçası olarak benimsiyor.

Tek bir gece kazanmak

Milton Ericksson 12 yaşında çocuk felcine yakalandı. Hastalığın baş göstermesinden on ay sonra bir gün, doktorunun anne ve babasına şu sözleri söylediğini duydu: ””Sanırım oğlunuz bu geceyi çıkaramayacak.””

Ericksson annesinin ağladığını duyunca ””Belki bu geceyi atlatmayı başarırsam annem bu kadar acı çekmez”” diye düşündü. Böylece güneş doğana kadar uyumayaya karar verdi.

Ertesi sabah evin içinde sesi yankılandı: ””Hey anne, ben hala hayattayım!””

Evdeki mutluluk o kadar büyüktü ki, Ericksson ondan sonraki her gün anne ve babasının üzülmesini engellemek üzere bir gece daha dayanmak için direndi.

Milton Ericsson 1990 yılında, 75 yaşındayken öldü ve ardında insanların kendi sınırlarını aşmak konusunda ne denli büyük bir kapasiteye sahip olduğunu anlatan pek çok kitap bıraktı.

Ağı tamir etmek

New York””ta çok sıradışı bir sanatçıyla birlikte akşamüstü çayı içiyorum. Bir Wall Street bankasında çalışıyor. Ama bu genç kadın bir gün şöyle bir hayal kurmuş: Bir resim ya da heykel yapmak için dünyanın 12 farklı yerine gidecek ve eserlerini buralardan topladığı doğal malzemeleri kullanarak tam da orada hayata geçirecekmiş.

Şimdiye kadar bu çalışmaların dördünü de gerçekleştirmiş. Bana bu çalışmalardan birinin fotoğraflarını gösteriyor; California””da bir mağaranın içinde yer alan bir Kızılderili heykeli. Hayalini bütünüyle gerçekleştirmek için işaretleri beklerken bir yandan da bankada çalışmayı sürdürüyor, zaten seyahat etmek ve planını hayata geçirmek için gereken parayı da bu iş sayesinde kazanıyor.

Bunu neden yaptığını soruyorum.

””Dünyayı dengede tutmak için”” diye cevap veriyor. ””Aptalca gelebilir ama hepimizi birleştiren ince bir şey vardır ve biz hareketlerimizle bunu iyiye ya da kötüye götürürüz. Tamamen gereksizmiş gibi görünen basit bir jestle bunu sağlamlaştırabilir ya da koparabiliriz.””

””Belki benim hayallerim saçmadır ama onları kovalamama riskini almak istemiyorum. Bana göre insanlar arasındaki ilişkiler tıpkı son derece narin bir örümcek ağına benziyor. Yaptığım çalışmayla bunun ağır bir bölümünü tamir etmeye çalışıyorum.””

Yazar: Paulo Coelho

Kaynak: http://www.aksam.com.tr

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>