Rehberiniz-Sevgililer günü korkusunu yenmenin yolları

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Sevgililer günü korkusunu yenmenin yolları” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Sevgililer günü korkusunu yenmenin yolları

Aynada Kendinize Bakın ve Eski Sevgililerle Hemen Vedalaşın

Farz edin ki bugün doğum gününüz. Sadece yaşadığınız aşklarla anılacak bir doğum günü. Bugüne kadarki aşklarınızı, çocukluktan başlayarak bir bir anımsayın. Bugün unutmanın değil, hatırlamanın günü. Onları bu kez size yükledikleri acılar, ıstıraplarla, dertlerle değil de keyifler ve sizin hayatınıza kattıkları ile anın. Aynada kendinize bakın ve yansımanızda bu aşkların (ya da tek bir aşkın) sizde bıraktığı güzel izleri görmeye çalışın. Belki ailesiz ilk tatilinize onunla çıktınız ya da belki öpüşmenin heyecanını ilk kez onunla yaşadınız. İlişkiniz (ya da ilişkileriniz) ne kadar vahim bir şekilde bitmiş olursa olsun onlara içinizden teşekkür edin. Şu an aynada gördüğünüz kişide onların da emekleri var. Bugünkü bizi yaratan, geçmişimizdeki kişilerdir. Emin olun, sizin de o hayatlara büyük katkılarınız olmuştur. Hayat o kadar tuhaf bir adalet ve matematik duygusuna sahiptir ki bir daha asla yaşamak istemeyeceğiniz en olumsuz duyguların zamanla en büyük hediyeye ve güce dönüştüğünü fark edebilirsiniz. Geçmişinize bir de bu gözle bakın. Şimdi tek tek tüm eski sevgililerinize; kin, nefret, hasret, kıskançlık duymadan veda edin. Eğer tekrar bir araya gelmeniz gerekiyorsa, elbet olacaktır. Ayrıldıysanız; bu, yolda sizi bekleyen sürprizler olduğuna işaret. İşte şimdi arındınız. Aynada kendinize bir daha bakın. Aşkla büyüyen bir kadın görene kadar…

Eski Sevgilinizi Arayın

En büyük zayıflıklardan, tabulardan biri de Sevgililer Günü’nde, unutamadığınız eski sevgilinizi aramaktır. Telefondaki sesinizden ne kadar perişan durumda olduğunuzu anladığı için sonraki günleri pişmanlık ve gözyaşı ile geçirebilirsiniz. Bazen alkolün ya da mutsuzluğun etkisiyle elinizin numaraya basmasına ramak kalmış bile olabilir. Eski güzel günler sizi rahat bırakmaz ve o anları yeniden yaşamak için yanıp tutuşursunuz. Bu tabudan ve onun yarattığı baskıdan kurtulmanın yolu belki de telefon etmektir. Eğer yukarıdaki adımı layıkıyla yerine getirdiyseniz, bir beklentiniz olmayacağından ve salya sümük konuşmayacağınızdan emin olarak onu arayabilirsiniz. Bu kez içinizden değil, onunla açıkça konuşarak vedalaşın. Barışçıl bir ses tonunuz olduğunda mutlaka bunu hissedecek ve uygun karşılıklar verecektir.

Eğlence ve Yalan Zamanı

Yukarıdakiler gibi kişisel gelişim direktifleri size fazla, yorucu ve sıkıcı geliyorsa, biraz eğlenmeyi de deneyebilirsiniz. Örneğin eski sevgilinizi (ya da sevgililerinizi) aradığınızda, şu an hayatınızda mükemmel bir erkek olduğunu, aşkta aradığınızı bulduğunuzu ve eğer çok hınçlıysanız bu kadar kötü bir sevgili olarak size çok şey öğrettiğini dile getirebilirsiniz. Eğer böylesi zararlı yalanlar mizacınıza uygun değilse, yalan dolu bölümleri kaldırarak, gerçek duygularınızı ifade edebilirsiniz. Belki de bugüne kadar ona söyleyemedikleriniz vardı. Zamanı gelmiş olabilir. Burada temel dürtünüz, içinizde kilitli kalmış duyguları açığa çıkararak, kendinizi özgür hissetmek olmalı. Bir konuşma yapmadan önce, kendinizi bir gün sonrasında hayal edin. Ne durumdasınız? Pişman mısınız? Kendinize gelecekten bakın, eğer hâlâ onunla konuşmak istiyorsanız her çeşit yaratıcı konuya, öfkeye, itirafa ve yalana yönelebilirsiniz. Yeter ki, her ne yaparsanız yapın, uzun sürecek, gerçek bir “oh!” duygusu yaratsın bu ve hem bu günü hem de önünüzdeki yılları rahatlamış bir şekilde tamamlayın.

Çiftlerin Yanına Oturun

Yalnızlar, Sevgililer Günü’nde kıskançlık krizlerine girmemek için normal günlerde kolayca yaptıkları eylemlerden sakınır ve sokakları aşık çiftlere terk ederler. Bu ayrımcılığa el birliği ile son verelim. Evet belki bu, çiftlerin günü olabilir ama dünya nüfusunda boşanmış, terk edilmiş, bekar kalmış, ayrılmış insanların sayısı da elbet azımsanmayacak düzeyde. Bu kez farklı bir rota izleyin. Sevgilinizle buluşacak gibi güzelce giyinip süslenerek dışarı çıkın. Tek kural var, arkadaş gruplarının, ailelerin, yalnızların olduğu mekanlardan uzak durmak.

Çiftlerin olduğu yerleri tercih edin. Tek başınıza evde yemek yiyebiliyorsunuz da dışarıda neden yapamıyorsunuz bunu? Sosyal baskıları yenin. Sevdiğiniz bir yemek ısmarlayın. Sizi izleyen, “vah vah” diyen hiçbir göz olmadığına ikna olun. Şimdi keyifle, sadece yemeğin damağınızda bıraktığı tada konsantre olarak yemeğinizi yiyin. Sağlıkla yemek yiyebilmek kadar basit bir eylemin güzelliğine, değerine ancak hastalanınca varabiliyoruz. Bugün kendinizi sevmenin ve takdir etmenin, hayattan keyif almanın günü… O çiftler de bırakın, birbirlerine aşklarını ifade edip, sarmaş dolaş otursunlar. Bu onları daha üstün ve daha mutlu, sizi daha zavallı bir konuma sokuyorsa o halde hayattaki tüm mutlulukları kaçırıyorsunuz demektir. Bugünkü büyük mutluluk ise şu önünüzdeki tabakta. Yaşadığınız anın ve huzurun hakkını verin. Mutluluk, bir başka kişiyle olmanıza bağlı ise maalesef hayatınızın çoğunu mutsuz geçirmeye kendinizi mahkum etmişsiniz demektir.

Çapkınlık Yapın

Klasik geyiklerden biridir: Yalnızlar, Sevgililer Günü’nde diğer yalnızları bulur. Peki bunu bir ihtimalden öteye götürerek, çapkınlık yapmaya, hatta kötü kadını oynayarak yanında sevgilisi olan birine kur yapmaya ne dersiniz? Bu belki biraz ağır gelebilir çoğumuza. O halde önce, çapkınlık sınırınızı belirleyin. Misal, bugüne kadar hiçbir erkekle ilk konuşmayı siz başlatmadınız mı? Misal, bu durumlarda hep hayır yanıtını mı verdiniz? Sınırınız her ne ise bugün onu bir adım öteye taşıyın. Bugünü seçmemizin sebebi ise hem biraz daha cüretkar olmanız için verimli ortam sağlanmış olması hem de ne kadar çapkın davranırsanız davranın Sevgililer Günü’nün yoğun baskılarına alışkın kişilerin sizi daha kolay mazur görebilmesi…

Kendinize Hediye Alın

Bu da “zavallı” yalnızların en klasik nefsini kandırma ve kendilerini mutlu etmeye çalışma yöntemlerinden biridir… Evet kabul ediyoruz, “Bana hediye alacak sevgilim yoksa ben de kendime hediye alırım. Kendimi herkesten çok severim” motivasyonu çoğu zaman işe yarayabilir ya da içinizde son derece sahte ve geçici olduğunu bildiğiniz bir rahatlama sağlayabilir. Aslında bu, sizin duygularınıza ve tutumunuza bağlıdır… Ancak hediye meselesinin çeperini biraz daha genişletebilirsiniz. Bir kız arkadaşınıza, ailenizden birine sürprizler yapmak, hoşlandığınız ama bunu ifade edemediğiniz bir erkeğe küçük bir hediye almak gibi güzel çeşitlemelerle birine hediye almanın keyfini anımsayabilirsiniz. Hem de Sevgililer Günü’nde… Böylece belki de romantik bir ilişkinin ilk adımlarını atmanız da mümkün olabilir. Neden olmasın?

Yazar: Eda Başar

Kaynak: http://Cosmopolitan

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>