Rehberiniz-Rüya meslekler gerçekten rüya mı ?

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest


iyimeslek.com ailesi olarak “Rüya meslekler gerçekten rüya mı ?” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Rüya meslekler gerçekten rüya mı ?

Can Dündar (Gazeteci)

“Birkaç satır, büyük bir düşü gerçekleştirebilir”

“Gazetecilikten önce yazıyı seçtim. Daha ilkokulda harflere, rakamlardan daha yakındım. Yazacağınız birkaç satır, bir insanın büyük düşünü gerçeğe çevirebilir; bir yaşanmışlıktan düş öyküleri çıkarabilir, toplumsal bir düşün gerçek olmasına yardımcı olabilir, rüya görenleri derin uykudan uyandırabilir. Bambaşka dünyaların hayalini kurdurabilir. Tabii ‘rüya mesleği’ seçerken, bunun sıkça bir kâbusa dönüşebildiğini ve -hemen her zaman olduğu gibi- bugünlerde de meslektaşlarımızın başına gelen türden kapı önüne konmaların ‘rüyaya’ dâhil olduğunu göz önüne almak lazım. Gazeteciliği seçtiğim için hiç pişman olmadım. Önemli olan, para ve şöhret ikilisiyle, meslek onurundan taviz vermeden buluşabilmek… Bunu yapabilenler, listeye bir üçüncü kazanım ekleyebilirler: İtibar…”

Hande Yener (Şarkıcı)

“İyi ki hayal kurmuşum”

“Ben de birçok kişi gibi, çocukken saç fırçasıyla ayna karşısında şarkı söylerdim. Hayallerinin bir kısmını gerçekleştirmiş biri olarak, ‘İyi ki hayal kurmuşum’ diyorum. Ve hayal kurmaya devam ediyorum.”

Abdullah Oğuz (Yönetmen)

“Göründüğü gibi kolay değil”

“Klişe ama yeniden hayata gelsem, yine yönetmen olurdum. Hep, son nefesime kadar setlerde olmak için dua ederim. Fiziksel olarak film çekemiyorsam, yine sinemanın içinde olayım. Karşı değilim ama çok insan bu işe hevesleniyor. Yönetmenlik çok zor, yaratıcılığın dışında, iyi bir yönetici olmanız da gerekiyor. Sette 80 kişiyi yönetiyorsunuz. Setin hâkimi sizsiniz. Dolayısıyla, dışarıdan göründüğü gibi kolay değil. Ama yönetmenliğin rüya mesleklerden biri olduğu kesin tabii.”

Özge Özberk (Oyuncu)

“Siz inanırsanız, herkes inanır”

“Bize bir masal verilir ve biz, o masalın kahramanı oluveririz. Bazen hayatta olamayacağımız kadar kötü, bazen iyi bir insana bürünürüz. Bazen hiç ses çıkarmadan saatlerce kuyu başında sevdiğini bekleyen mutlu bir köylü kızı, bazen pırlantalar içinde bir prenses oluruz. 1920’lerde, sırtınızda silahla at binersiniz ya da 1980’lerde sağ sol çatışmalarının içinde olursunuz. Oyunculuğun en sevdiğim yanı da bu. Sürekli eğitiliyorsunuz ve öğrenmek zorunda kalıyorsunuz. Bundan zevk alıyor ve alkışlanıyorsanız, siz gerçekten bir masal kahramanısınız. Güzellikleri bir kenara, çok çalışmak, sabır ve özverili olmak oyunculuğun ilk basamakları sanırım. Ama altın kural: Siz inanırsanız, herkes inanır.”

Cem Öğretir (CNN Türk Haber Spikeri)

“Stresten hasta olabilirsiniz”

“Adrenalin bağımlısıyım. Canlı yayın, adrenalin kaynağı. Konuğuma soru sormak bile bende büyük heyecan yaratıyor. Doğru soru sormak, doğru cevap almak, konuğu zorlamak çok önemli. Herkes spiker olmak istiyor ama herkes olamaz. Çünkü eskiden, sadece haber okunurdu, bu değişti; artık gazeteci de olmak zorundasınız. Haberin kokusunu alabilmelisiniz. Bu mesleği yapmak isteyenler, böyle bir donanıma sahipse yapsın. İlla ekrana çıkmak gerekmiyor. Ekran renkli bir dünya olabilir ama ekranın arkasında da çok güzel işler var. Ekran önü çok stresli. Bu stres altında hasta olabilirsiniz.”

Ece Sükan (Manken)

“Para ve şöhretin garantisi yok”

“Çekimlerde ve defilelerde değişik ruhlara ve stillere bürünmek, podyumda kendini müziğin ritmine kaptırıp yürümek, kulisteki son anlar ve seyahatleri seviyorum. Neden rüya? Pırıltılı gözüktüğü için. Ama 45 derece sıcakta, saatlerce süren provalar yapıyorsunuz, aç ve susuz kalıyorsunuz. Herkese ‘manken’ sıfatının verilmesiyle, mesleğin yozlaşması ve saygınlığını yitirmesi en büyük problem. Mankenlikten öyle çok para kazanılmıyor, sonuçta defileler genelde hep küçük bütçeli. Gençler mesleği, şöhret ve para ikilisine çok kolay ulaşılabilecek bir yol olarak görüyor. Oysa öyle değil. Mankenliği kurtuluş olarak görenler hiç başlamasın. Hayal kırıklıkları ve pişmanlıklar yaşayabilirler. Para ve şöhretin garantisi yok.”

Emre Yurdakul (Rallici)

“Heyecanı seviyorum”

“Küçüklüğümden beri otomobil ve motor sporlarını seviyorum. En güzel tarafı, otomobilin içinde uyumu sağladığınızda, kendinizi, dans eder gibi hissediyorsunuz. Fiziksel olarak kendinizi zorluyorsunuz. Limitlerinizi bilmeniz lazım. Heyecanı seviyorum. Birçok genç erkek hızlı otomobil kullanmak ister. Belki kahraman olma isteği de vardır içimde.”

Seran Göçer (Medikal Estetik Hekim)

“Ruhları da güzelleştiriyorum ”

“Mutlaka doktor olmalıydım, hep öyle düşündüm. Doktorluk, çok seviyorsanız yapılabilecek bir meslek; fedakârlık istiyor, hiç kolay değil. Hep güzelliğe, estetiğe, sağlığa, iyi görünmeye önem verdim. Bu nedenle medikal estetiği seçtim. Nasıl göründüğünüz, ruhunuzu da başarınızı da mutlaka etkiler. Hastalarımı sadece güzelleştirmiyorum. Hastalarım güzelleştikçe, sağlık kazandıkça; ruh sağlıkları, evliliğindeki ilişkisi, diyalogları, çalışma hayatı değişiyor. Acil riski taşımayan hastalarımı mutlu edebildiğim tek tıp dalı bu. Ben de mutlu oluyorum.”

Sebati Karakurt (Foto Muhabiri)

“Yakışıklı olsaydım fotoğrafçı olmazdım”

“Fotoğrafçılık dünyanın en beleş mesleği. 1.85 metre boyunda, yakışıklı biri olamadığım için fotoğrafçı oldum. Herkes mesleği zor diye yutturmaya çalışıyor. Yalan. Sizi beş dakikada dünyanın en iyi fotoğrafçısı yaparım. Doktor, mühendis olmak zordur; bizimki kolay iştir, rüya gibi meslektir. Hikâye budur. Savaş muhabiri olan şunu diyor: ‘Ben erkeğim.’ Ben de savaşa, egomu pohpohlamak için gittim. Manita dünyasında da bu işten büyük ekmek yersin. Ama kız, fotoğraf makinesini eline alıp fotoğraf çekebildiğini fark ederse, bütün karizman gider. Fotoğraf makinesini kızdan uzak tut ki, o bunu insanüstü bir meslek zannetsin.”

Deniz Ketenci (Avukat)

“Avukat savaşçıdır”

“Sorumluluk duygusu olan, matematik zekâya, savaşçı ruha sahip ve hırslı herkes avukat olabilir. Kişi sana kullanmadığı hakkını devrediyor. Bu, ciddi bir şey. Yapacağınız en ufak yanlış, müvekkilin özgürlüğünü alabilir. Ama ona özgürlüğünü de verebilirsiniz. Kifayetsiz muhteris değil, iyi bilgiye sahip olmanız gerekiyor. Yıpratıcı bir meslek, çok fazla özveride bulunmanız gerekiyor. İsteyerek bu mesleği seçmedim ama yapmaya başladıktan sonra çok sevdim; tekrar dünyaya gelsem, yine avukat olurum. Çevremde kim varsa hukuk okumaya zorluyorum. Herkes avukat olmalı.”

Özgür Aras (Menajer)

“Çağın en gözde mesleklerinden”

“Profesyonel meslek hayatıma, 1993’te Zerrin Özer’e menajerlik yaparak başladım. O gün bugündür severek devam ediyorum. Hayatımın sonuna kadar bu mesleği yapacağım. Adımlarımı bu doğrultuda attım ve birçok riske girdim. Bu riskler, beni her zaman ileriye doğru götürdü. İşime yatırım yaptım ve kendimi günden güne eğittim. Bu işten sıkıldığım, bunaldığım ve bırakmak istediğim anlar oldu. Ama sevdiğim için bu işten besleniyorum. Çağın en gözde mesleklerinden birini yaptığımı biliyorum. Bu işi yaparak zirveye çıkan çok insan var. Ben Erkan Özerman, Liza Tuna, Ahmet San ve Stelyo Pipis’i örnek alıyorum.”

Hüseyin Karadayı (DJ)

“İnsan psikolojisini çözmek gerekiyor”

“DJ’lik ve müzik yapmak benim için bir bütün. İkisi eşit derecede ve hayatımla paralel olmalı. Ruhumu, düşüncelerimi yaptığım müzikle ifade ediyorum. Bunları sahnede insanlarla paylaşıyorum. Böylece dünyamın nüfusu arttı. Uykusuz gecelerim oluyor. Gelişen teknolojinin hızına yetişmek, insan psikolojisini incelemek ve çözmek gerekiyor. Hayatında her ne olursa olsun hep pozitif olabilmek de… Çok iyi teknik ve müzikal bilgi sahibi olmanın dışında, hayatının sonuna kadar, yaptıklarınla kendini ifade etmek, işin zor tarafı.”

Yazar: Semra Pelek

Kaynak: http://TEMPO

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir