Rehberiniz-Renk yönetimi neden önemli?

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Renk yönetimi neden önemli?” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Renk yönetimi neden önemli?

Renklerin ruh hali üzerindeki etkisi renk yönetimini de beraberinde getiriyor. Peki renklerin gücü en doğru şekilde nasıl kullanılabilir? Hangi renkler insan ruhunun derinliklerine ulaşır? İşte size renk yönetimi üzerine renkli bir yazı…

Marka Rengi Ne Kadar Önemli?

Müzik gibi, renkler de insanın ruh halini değiştirir. Nasıl bir müzik bizi hüzünlendirip neşelendiriyorsa, renklerin de insanı sakinleştirip heyecanlandırma gücü vardır. Renkler, tıpkı müzik gibi, insan duygularının derinliğine ulaşan bir etkiye sahiptir.

İnsan gözü milyonlarca farklı rengi ayırt edebilir. Her renk, insanı farklı etkiler ve insanda farklı bir duygu uyandırır. Bu etki, çoğu zaman biz farkına varmadan gerçekleşir. Renklerin insan psikolojisi üzerindeki etkisi, çok eskiden beri biliniyor. Eski Mısır’da hastalara renklerle şife veren tedavi merkezleri vardı.

Renklerin anlamları kültürden kültüre değişir. Aynı renk Batı kültüründe farklı, Doğu kültüründe farklı bir anlam ifade edebilir. Ama bugün dünyayı etkisi altına alan Batı kültürü, renklerin anlamını bütün dünyaya ihraç etmektedir.

Beyaz, Batı toplumlarında temizliğin, saflığın rengidir. Gelinlerin beyaz giymesi, doktor ve laborant önlüklerinin, masa örtülerinin beyaz olması bu sebepledir. Beyaz, temizliği vaat eder. Ama Çin’de ve Japonya’da ölümün, cenazenin rengidir. Hindistan’da ise beyaz, mutsuzluk demektir.

Siyah, renksizliktir. Batı kültürlerinde ölümün ve cenazenin rengidir. Asya’da ise paranın ve servetin simgesidir. Amerikan kültüründe siyah, başarı ve zafer simgesidir. Siyah “ağırlık” ifade eder. Gece elbiselerinin, pahalı arabaların siyah olması bu nedenledir.

Kırmızı, kendini hemen fark ettiren bir renktir. Nerdeyse bütün paketli ürünlerin üzerinde, kırmızı renkli bir yazı vardır. Kırmızı aynı zamanda kızgınlığın rengidir; kan basıncını ve testosteron seviyesini yükseltir. Kırmızı enerjik bir renktir; spor arabaların kırmızı renkte olması bundandır. Batı kültüründe kırmızı, aşkın rengidir. Doğu kültüründe ise gelinlik, uzun hayat ve şans rengidir.

Mavi, zihni canlandıran renktir; yaratıcılığı temsil eder. Mavi güven verir. Lacivert otoritenin, disiplinin rengidir. Birçok ülkede polislerin, pilotların lacivert üniforması olması bu nedenledir. Mavi renk, Avrupa’da gelenek demektir; Amerika’da bilgeliği temsil eder. İran, Kore gibi ülkelerde matem rengidir.

Yeşil, bütün toplumlarda doğayı temsil eder. Güvenilir ve doğal gıdayı çağrıştırır. Yeşil huzur verir. Amerikan kültüründe parayı temsil eder. Avrupa kültüründe şansın rengidir.

Turuncu Batı kültürlerinde rahatlama ve zevkin rengidir; iştahı temsil eder. Doğu Asya’da turuncu mutluluğun rengidir; kutsaldır. Dalai Lama’nın giysisi turuncudur.

Sarı, insandaki endokrin seviyesini yükseltir; insanın duygusal tepki vermesini sağlar. Sarı güneşin ve umudun rengidir. Gülen suratların (emoji) sarı olması bu nedenledir. Doğu kültüründe sarı, cesaretin ve bilgeliğin rengidir.

Mor, Avrupa’da kraliyet rengidir; asaleti ve lüksü simgeler. Amerika’da güç anlamına gelir. Tayland, Kore, Çin gibi ülkelerde matem ve şanssızlık demektir.

Picasso’nun daha çok mavi ağırlıklı resimler yaptığı “Mavi Döneminde”, tablolarında hüzün hakimdir. Aşık olduğu dönemlerde ise, ağırlıklı olarak neşe ve umut vaat eden pembeyi kullanmıştır.

Renkler insanın ruh, zihin, beden dengesini etkiler.

Renkler, sıcak ve soğuk renkler olarak ikiye ayrılır. Ateşi hatırlatan, canlı, dikkat çekici, enerji veren sıcak renkler (sarı, kırmızı, turuncu) daha çabuk algılanır ve yakınlık hissi uyandırır. Soğuk renkler (Yeşil, mavi, mor) ise insanda mesafe ama aynı zamanda da sakinlik hissi uyandırır. Sıcak renkler, enerjiyi, dinamizmi arttırıp insan metabolizmasını hızlandırırken; soğuk renkler insanı yatıştırır, güven ve huzur verir. Soğuk renkler düzen duygusunu iletir; büyük kurumların mavi, lacivert renkleri kullanmasının bu nedenledir.

Renk psikoloğu Jill Morton’a göre, renklerin kişisel zevklerle değil, oluşturdukları psikolojik etkilere göre kullanılması gerekir. İnsanın çok sevdiği bir renk, bazı durumlarda hiç kullanmaması gereken bir renk olabilir. Her insanın tenine uyan birkaç renk vardır, kişinin bunları bilmesi ve giysilerini kendisine uyan renklerden seçmesi gerekir. Kendine uymayan renkleri giyenler, hem kendi enerjilerini düşürürler hem de kendileri hakkında olumsuz mesaj verirler.

Renkler sadece görme duyusunu değil, insanın koku ve tat duyularını da tetikler. Sarı ve açık yeşil (limon, can erik) ekşi algılanır. Martin Lindstrom, araştırmalarda katılımcılara şeffaf bardaklarda, limon, vişne, üzüm ve portakal suları sunduğunda, büyük çoğunluğun, meyve sularını tatmadan, onarın hangi meyvelere ait olduğu bildiğini söyler. Ama aynı meyve sularının renklerini değiştirip, tatları aynı kaldığında, insanlar bu meyve sularının hangi meyveye ait olduğunu anlamakta zorlanmıştır. (Brand Sense) Gerçekten de, tat alma duyumuz, görme duyumuzun yardımına o kadar çok alışmıştır ki, rengini görmediğimiz bir şeyi tattığımızda çoğumuz, yediğimiz ya da içtiğimiz ne olduğunu anlamakta zorluk çekeriz.

Renkler ruh halimizi etkiledikleri için kararlarımızı da etkiler. Aynı tasarım iki farklı renkte, farklı algılanır: Soğuk bir renkle sert görünürken, sıcak bir renkle yumuşak algılanır. Bir eşya soğuk renklerle daha küçük, sıcak renklerle daha büyük görünür. Nesneler soğuk renkli ise daha uzakta, sıcak renkli ise daha yakında hissedilir.

Mekânların algısında da renk, bütün algıyı değiştiren bir etkiye sahiptir. Aynı mekân doğru renk kullanıldığında çekici, sıcak; insanların vakit geçirmek için can attıkları ya da tam tersi soğuk, kimsenin uğramak istemediği; ziyaretçilerin kısa zamanda kendilerini huzursuz hissedip hızla uzaklaşmak isteyecekleri bir havaya bürünebilir. Mağazacılıkta, kafe, otel, lokanta dekorasyonunda ya da ofis tasarımında renk seçimi, insan ruhunu ve davranışını etkileyen en önemli etmenlerin başında gelir.

Sıcak renkler abartılı kullanıldığında, konsantrasyon güçlüğü, yorgunluk ve saldırganlık hissi yaratabilir. Soğuk renkler abartıldığında ise kasvetli bir etki yaratıp, depresyonu tetikleyebilir.

Renkler hayatın her yerinde olduğu gibi tüketim ve markalar dünyasında da çok etkili. İsmini görmeden bile, tanınmış bir markayı renginden ayırt etmek mümkündür. Sadece çok aşina olduğumuz markalar için değil, hiç tanımadığımız markalar için de renk, çok önemli bir rehberdir. İnsan, hiç tanımadığı bir marka hakkında, sadece rengine bakarak bir yargıda bulunabilir.

Renk seçimi marka yönetimi açısından stratejik önem taşır. Renk, marka yönetiminde patronun ya da CEO’nun zevkine göre değil, daha işin en başında markanın ait olduğu ürün ya da hizmet kategorisine ve rekabet dikkate alınarak kararlaştırılması gereken hayati bir konudur.

Marka alanında renk yönetimi, sadece tasarım değil, aynı zamanda anlam yönetimimin de bir parçasıdır. Doğru renk seçimi, müşterilerin marka dünyasıyla bağ kurmalarını kolaylaştırırken; yanlış renk seçimi marka algısından satın alma tercihine kadar, bütün aşamalarda insanların markayla aynı dalga boyuna gelmesine engel olur. Bir markanın rengine karar verirken, seçilecek renk veya renlerin,

Fark edilir olmasını,

Rakiplerinden ayrışmasını,

Arzu edilen duygusal etkiyi yaratmasını,

Marka vaadine uygun çağrışımları desteklemesine dikkat etmek gerekir.

Marka rengi sadece ürün değil, hizmet pazarlamasında da önemli bir unsurdur. Ayrıca marka sadece müşteriler için değil, çalışanlar için de önemli bir unsurdur. Şirketlerin kurumsal kimliklerinin bir parçası da, şirketlerin ofislerini, çalışma ve üretim mekanlarını nasıl ve hangi renklerle döşedikleridir.

Renk yönetimi bu yüzden bir ayrıntı değil, bir marka oluştururken ya da markanın günlük uygulamalarında hayati bir konudur. Bu sebeple, marka yöneticilerinin, bu konuya önem vermeleri ve bu konunun uzmanlarından destek almaları gerekir.

Bir markanın renk konusunda vereceği kararlar, sadece logo ve amblemin renklerine karar vermekten ibaret değildir. Markalar sürekli olarak, renkle ilgili bir karar verirler. Ambalajlarında, kutularında, torbalarında, ofislerinde, mağazalarının alınlıklarında ve daha birçok alanda her gün renkle ilgili kararlar verirler. Bütün bu kararların markanın oluşturmak istediği anlama hizmet etmesini sağlamak gerekir.

Markaların, dikkat çekmek, fark edilmek, belli bir duygu ve algı yaratmak, bir anlam oluşturmak ve akılda kalmak için, renk konusunu hakkını vererek yönetmeleri gerekir.

Yazar: Temel Aksoy

Kaynak: http://www.temelaksoy.com

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>