Rehberiniz-Rampaların ustasıyım, psikiyatrların hastasıyım!

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Rampaların ustasıyım, psikiyatrların hastasıyım!” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Rampaların ustasıyım, psikiyatrların hastasıyım!

Cellatlar ve psikiyatrlar eve iş götüremezler

AYŞE ARMAN

HÜRRİYET

Arkanıza dayanın, bir bilmece geliyor…

Bana sorulduğunda bilemedim.

Sazan gibi atladım, cevabı yanlış verdim.

Siz daha ağırbaşlı olun, saksıyı çalıştırın.

Hazır mısınız?

Bir meslek tarif edeceğim size, kuralları şöyle:

1) İki kişi arasında geçer.

2) Son derece mahremdir.

3) Viziteyle peşin para kazanılır.

4) Muameleniz iyiyse, müşteri memnun kalır, tekrar tekrar gelir; hatta başka müşteriler gönderir.

5) Ama dışarıda sizi gördüğünde asla tanımaz ve selam vermez.

6) Yani gazetede teşekkür filan almazsınız. Avucunuzu yalarsınız.

Hadi bulun, nedir bu mesleğin adı?

*

Yoksa siz de aynı gaflete mi düşeceksiniz?

Yoooo, hayır.

Lütfen düşmeyin…

Sakın ola fahişelik demeyin!

Madem zorlanıyorsunuz, ben de o zaman cevabı söyleyeyim:

Psikiyatrlık!

*

Psikiyatri profesörü Kerem Doksat, farklı ve renkli bir kişilik.

Kendisiyle ve mesleğiyle dalga geçebiliyor.

Sıkışık profesörlerden değil yani!

Her an insanı şaşırtan bu tür eğlenceli şeyler anlatıyor.

Bir de ‘içeriden’ şeyler söylüyor.

Çok da açık sözlü.

‘Biz psikiyatrlar, bir yere gittiğimiz zaman, tamamen oradaki insanların tavrına göre davranırız’ diyor. ‘Şöyle ki, beni tanımıyorsa ben de tanımam. Bana bakmıyorsa asla bakmam! Dün gece bir arkadaşımla bir yerde yemek yedim mesela. O da ne? Tam 4 hastamla karşılaştım. Bir tanesi hiç tanımadı, ben de onu tanımadım! Diğeri, şöyle göz ucuyla selam verdi, ben de aynısını yaptım. Öteki yanımdan geçerken çaktırmadan gülümsedi, ben de gülümsedim. Dördüncüsü ise, ‘Ooo Kerem Bey, nasılsınız?’ dedi. Geldi sarıldı, öptü, ben de öptüm. Halbuki kadın doğumcunla, kardiyoloğunla ya da dişçinle dost olursun, yemeğe çıkarsın. Bizde neredeeee?’

HAMİŞ: Kerem Doksat’la erotomani üzerine yaptığım röportaj, bu gazetenin bir yerlerinde yer alıyor. Evet anladınız, artanlar da sizi burada kucaklıyor!

Psikiyatrların çoğu kendi içlerindeki bir takım problemleri aşmak için bu mesleğe girerler

‘Başarılı ilişki’ neye denir? Bir ilişkinin başarısı neyle ölçülür? Yılların uzunluğuyla mı, o ilişkinin yoğunluğuyla mı?

O ne demek?

– Anlayışın, empatinin ve sinerjinin gerçekleştirildiği bir ilişki başarılı bir ilişkidir. Aşk olsun, evlilik olsun, dostluk olsun, enerjiyi aynı yönde akıtmak gerekir. Bu sağlanmadığı halde ilişki yine de yürüyorsa -ki ben bunlara ‘rağmen ilişkiler’ diyo

Bütün bunları bilmek, bir psikiyatrın özel hayatında işine yarıyor mu? Türkçesi terzi kendi söküğünü dikebiliyor mu?

Hayır…

İnsanın eşinin ya da sevgilisinin psikiyatr olmasının hava atacak tarafları kesin vardır. Ama çok can sıkıcı tarafları da olmalı…

Reiki, yoga, NLP, feng shui, bunların hepsi yeni din

Bir şeylere inanma ihtiyacı hepimizde var. Ne var ki, klasik dini öğretiler artık kentlileri kesmiyor. Ben Müslüman’ım, Allah’a inanırım, Kuran’ın da Allah’ın kelamı olduğuna inanırım. Ama ben de camiye gitmiyorum. Orada bir imamı dinlemek yerine, inanç sistemlerine de meraklı olduğum için, evde hababam okuyorum. E peki başka insanlar ne yapıyor? Çatık kaşlı bir papazı ya da sığ bir imamı dinlemek yerine, kendini reikiye, NLP’ye veriyor. Reiki, feng shui, NLP, yoga, Prizma… Hepsi benim gözümde yeni dinler. O kadar çok bunlara kafayı takan hastam oluyor ki, günden güne de artıyor. Çünkü camilerdeki öğretiler insanları kesmiyor. Bizler bu büyük dinleri entelektüel kesime sempatik hale getirmek için bir yol bulamazsak manevi değerlerimizi günün birinde tamamen kaybedeceğiz…

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir