Rehberiniz-Pozitif düşünmek yaşlandırmıyor!

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Pozitif düşünmek yaşlandırmıyor!” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Pozitif düşünmek yaşlandırmıyor!

Mardin… Yalnızca iş hayatındaki başarısıyla değil, düzgün fiziği, duruşu, her zaman bakımlı görünümü ve tarzı ile 80 yaşında genç kalmayı başaranlardan. Tabii Mardin’in dinamizminin altında birtakım özel yöntemler var. Bu yazı dizisinde o yöntemler konusunda son derece açık davrandı. O yaşa Betül Mardin gibi gelmek isteyenler için sırlarını anlattı:

* 80, nasıl bir yaş?

İnsan çok zamanı kalmadığını biliyor. Ancak her yaşın farklı bir özelliği var, o nedenle 80 yaşında mutluyum. Hayatımda hep 10 yıllık periyodlarla ilerledim. 20 ve 30 yaş arası insanın flört çağlarıdır; flört ettim. 30-40 yaş arasında artık iş hayatında başarı yıllarıdır, tutunursunuz, temel atarsınız. 37 yaş benim için önemli bir dönem oldu, içimdeki bu patlamayı hissettim. 40-50 yaş arası artık yükseliş dönemi olması lazım. 50’den sonra artık ’başarısız oldum başka bir şey denemeliyim’ diyemezsiniz. 60’ımda millet ’yaş bitmiş’ derken de ortaklarımla beraber IMAGE Halkla İlişkiler’i kurdum ve şimdi 20’nci yılını kutluyoruz.

BOTOKSSUZUM

* Anti-aging’e inanır mısınız?

Botoks’a falan inanmıyorum. Ben bunları yaptırmamaya, kaşımı falan kaldırmamaya 40 yaşında karar verdim. İnsanlar yaptırıyorlar belki biraz mutlu oluyorlar, yaşlarını geri sayıyorlar ama geçen yıllardan kaçamazsınız. Ben dişlerim de dahil hiçbir estetik müdahale yaptırmadım.

* Kırışıklıktan nasıl korundunuz?

Her sabah 15-20 dakika jimnastik yaparım. Yataktan kalkmadan ayak hareketleri ile güne başlarım, sonra boyun ve baş hareketleri yaparım. Bu sayede ağrılarımdan kurtuldum. Ben hiç ağrı çekmem. Yüzümün kırışmasını engellemek için de yüz jimnastiği yaparım. Her hareketi on kere tekrarlarım. 40 yaşımdan beri her sabah bunu alışkanlık haline getirdim. Ağız çevremde çok fazla kırışıklık olmamasının nedeni budur. Dilimi dışarı çıkartırım ve ona kadar sayarım. Ağzımı büzüp bırakırım bunu da on kere tekrarlarım. Sonra bir sağ gözümü bir sol gözümü kırparım ve bu sırada yüzümü hareket ettiririm. Bu hareketler beni daha fazla kırışmaktan korudu. Size de tavsiye ederim; ama yalnızken yapın çünkü dışardan bakınca çok da şık görünmüyor!

HASTALIK TECRÜBEDİR

* Hastalıklarla karşılaştığınızda neler yaparsınız?

Güçlenirim. Ben beş yaşına kadar konuşamamışım, sonra da çocukluğum kekeme konuşarak geçmiş. Bakın bugün konuşmamda en ufak bir sorun yok. 41 yaşında bir kaza geçirdim, kalçam kırıldı. Ameliyatta elektrikler kesildi, jeneratör çalışmadı, röntgen gelmedi ve ben topal kaldım. Doktorlar söylemeye çekindikleri için çok sonra farkına varabildim. 60 yaşına kadar bunlarla uğraştım. Topallamak bir tarafa, ağrılarla savaşmayı öğrendim. Bakın ben ağrı çekmem, nedeni çok ağrı çekmemdir. Bastonum 40 yıldır elimdedir. Bırakamam; tekrar düşme tehlikesine karşı o benim sigortamdır. Geçen gün yine bir kanser tehlikesi atlattım. Bunların yaşanması gerektiğini düşünüyorum. Halloluyor.

* Her zaman çok dik yürüyorsunuz; yaşlanmanın getirdiği eğilmekten nasıl korunuyorsunuz?

Ders aldım. Bana yürümeyi tiyatrocu dostlarım Tunç Yalman ve Ayla Algan öğretti. Hastanede yatıyordum, topal olacağım belli. Tunç Yalman yatağımın etrafında bana dersler verdi, “Ben Rus kontesiyim diyeceksin. Dimdik yürüyeceksin, içinden ben topal değilim diye tekrarlayacaksın” diye saatlerce yürüdü. Ayla Algan “Bak eline bir eşarp al ve bir tarafında salla böylece insanların dikkati bu yöne kayar” dedi. Böylesi yürümeyi 40 yaşımdan sonra öğrendim. Kaza nedeniyle hiç etek giymedim. O yüzden stilim oluştu. Ameliyat sırasında 40 yaşımda saçlarımı kısacık kesmişlerdi; o nedenle hiç saçımı kesmem, boyamam, böyle toplarım.

* Kendinize yasak koyar mısınız?

Koyarım; bana ’onbirella’ derler çünkü gece saat 11’den sonra dışarıda kalmam. Çok sinirlenince uyur, sorunu sonra çözerim. Bazen sayı sayarım. Ama bazen bunlar işe yaramaz ve öyle bir bağırırım ki, herkes duyar. Fakat kin tutmam.

* Sizce insanı ne yaşlandırıyor?

Bence kafalarını inzivaya çeken insanlar yaşlanıyor. Hayata katılmayan, üretken olmayan ve kötümser insanlar çabuk yaşlanmaya mahkum. İnsan çalışmasa bile bir hobi edinebilir, bir şeyler üretebilir, etrafına fayda sağlayabilir. Mutluluğun en önemli sırlarından biri meşguliyet olduğuna göre; insanın vaktini faydalı şeylerle değerlendirmesi de genç kalmasını sağlar bence.

* Sizin yaşınıza sizin gibi gelmek isteyenlere öneriniz var mı?

Olumlu ve ılımlı olmak bence çok önemli. Hayata pozitif bakarak yaşamak gerek. Babamın bana yazdığı bir şiir vardır. Orada şöyle der: “Neşeli ol, gül eğlen; hayat güler, sen gülersen…” Çalışma hayatından kopmamak ve yaşam temposunu kaybetmemek de son derece önemli. Tecrübelerinizi ve bildiklerinizi sizden genç nesillere aktarmak, insana yaşam enerjisi veren bir başka kuvvet. Bu yüzden Bilgi Üniversitesi’nde verdiğim dersleri çok önemsiyorum. İnsanın yaşı kaç olursa olsun, her zaman öğreneceği yeni bir şeyler oluyor. Beni hayatta dinamik tutan en önemli şeylerden birinin sürekli öğrenme isteği ve yenilikleri takip etmek olduğuna inanıyorum. Örneğin ben şimdi nanoteknolojiye merak sardım. Ama öte yandan da örneğin e-mail kullanmıyorum. Yüz yüze görüşmeyi ya da şık bir kağıda güzel bir dolma kalemle yazılmış bir mektubu e-mail’e tabii ki tercih ederim. Vizyona giren filmleri genellikle kaçırmam, geceleri çıkmamama rağmen şehirdeki sosyal aktiviteleri takip ederim. Sergileri ve müzayedeleri mutlaka izlerim. Aileme ve sevdiğim dostlarıma vakit ayırırım. Sevgi ile yaşamak ve etrafınızdaki insanların sizi sevdiklerini hissetmek müthiş bir enerji verir. Bir de ben ’eskiden şöyleydi, eskiden böyleydi ah, vah’ diyenlerden değilimdir. Geçmişe takılı kalmam, geleceğe bakarım.

* Özel bir gençlik mönünüz var mı?

Greyfurt suyu ile güne başlarım. Gün içinde yeşil çayı ihmal etmem. Artık kahveyi azalttım. Öğle yemeğinde çok fazla bir şey yemem. Akşamları sebze ağırlıklı beslenirim ve ne olursa olsun saat 20.00’de benim sofram hazırdır. Bugünkü mönüm kabak graten ve pilav. Meyve eksik olmaz. Ben de çok iyi yemek yaparım. Yaşlanmaya başlayınca kilo sorunu büyüyor, kilolardan uzak durmak lazım. Benim bu konudaki en büyük yaramazlığım tatlı alışkanlığımdır. Gün boyunca hiçbir şekilde ağzıma şeker sürmem. Akşamları ise yemekten sonra tatlıdan vazgeçmem; dondurmaymış, tatlıymış yerim. Ama gün içinde kendimi koruyorum.

Yazar: Esra tüzün röportajından

Kaynak: http://sabah

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>