Rehberiniz-Pazar sendromu herkesi vurmuyor

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest


iyimeslek.com ailesi olarak “Pazar sendromu herkesi vurmuyor” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Pazar sendromu herkesi vurmuyor

Genellikle çalışan kesimde görülen, “Pazartesi işe gitmek istemiyorum” şeklinde ortaya çıkan, okul çağı çocuklarında da “Pazartesi okula gitmek istemiyorum” olarak kendini gösteren bir ruh hali olarak tanımlayabileceğimiz bu “Pazartesi sendromu”nu her nasılsa ben pek hissetmiyorum.

Bende Pazartesi günleri daha çok “Hadi bakalım, işli işine, okullu okuluna, okulu olmayan da evde kafa dinlemeye!” şeklinde bir his yaratıyor.

Çocuklu hayata geçişle birlikte hafta sonlarının “tatil” anlamına geldiği günleri geride bıraktık. Pazar günlerinin biraz geç kalkma, yatakta keyif yapma, karı-koca sırnaşma, geç kahvaltı etme, belki sinemaya gitme, ya da bütün gün pijamalarınla kalıp evde gazete okuyup TV seyretme günü olduğu günler eskidendi. Şimdi Pazar günleri çocukların “Anneeaaah! nidalarıyla uyanmak, daha gözündeki çapağı temizleyemeden birinin altını değiştirip diğerinin oyuncağını bulmak, henüz tuvalete giremeden kahvaltıyı hazırlamak anlamına geliyor benim için.

Ve bu işin sadece başlangıç kısmı. İlerleyen saatlerde hava güzelse dışarı çıkmak tamam, ama eğer değilse evin içinde iki çocuğu oyalamak, kardeş kavgasında hakemlik yapmak, günde iki öğün yemek düşünmek (ya da kocaya düşündürtmek), bu sırada bastıran uyku isteğiyle mücadele etmek zorunda kalmak, koskoca Pazar gününü Pazar gazetesi okuyamadan (hatta gazeteyi bile alamadan) bitirmek kafamdaki “ideal” Pazar günü tablosuna pek de uymuyor.

Cumartesi gününün de pek bir farkı yok. Günün çoğunda çalışan bir koca, aradaki yaş farkı yüzünden bağ bahçe çayır gezmek dışında çocuklarını ortak bir paydada buluşturamayan, birini tiyatroya götürse diğerini ne yapacağını bilemeyen bir anneden ibaret Cumartesi günlerimiz.

Bunların üzerine bir de hafta içi çocuklarla vakit geçiremediği için hafta sonunun onlarla oynayarak, daha doğrusu oynadığını zannederek, ama onları kudurtarak, düzenlerini bozarak, evi dağıtarak, bana yardımcı olduğunu zannederken aslında üçüncü bir çocuk haline gelerek bir yük daha olan bir koca ekleyince ben Pazartesi gününü iple çekiyorum.

Pazartesi sabahı olup da, çocuklar (ya da en azından biri) okula, koca işe gidince, hele bir de öğlen olup diğeri de uykuya dalınca ben kendime acılısından bir Türk kahvesi yapıyorum.

Ondan sonra internetin başına geçip insanların Pazartesi gününe verip veriştirmelerini okuyorum.

Ve benim caaanım Pazartesi günümden ne istiyorlar, anlamıyorum.

Yazar: Blogcu Anne

Kaynak: http://www.mahmure.com

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir