Rehberiniz-Patronlar boş vakitlerinde neler yapar?

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Patronlar boş vakitlerinde neler yapar?” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Patronlar boş vakitlerinde neler yapar?

İş dünyasının önemli isimlerinin hiç bilinmeyen yönleri ‘101 İnsan 101 Hobi’ kitabında bir araya geldi. Ekonomist dergisinde çalışan Emrah Gürkan tarafından kaleme alınan kitap, Türk ekonomisine yön veren işadamlarının hiç bilinmeyen veya az bilinen uğraş alanlarını ve hobilerini keşfetmeyi amaçlıyor. Kitapta, kalem koleksiyonu yapan Anadolu Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan’dan, tenis ve yelken merakıyla öne çıkan Yapı Kredi İcra Kurulu Başkanı Faik Açıkalın’a, saksafon dersleri almaya başlayan P&G CEO’su Saffet Karpat’tan, puro ve şarap tutkuyla dikkat çeken Doğuş Otomotiv Yönetim Kurulu Başkanı Aclan Acar’a kadar 101 iş insanının farklı öyküleri yer alıyor. İşte kitapta yer alan yöneticilerden ve onların hobilerinden bazıları.

Tuncay Özilhan Bir oda dolusu kalemi var

ASLINDA birçok kişi Anadolu Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan’ın en büyük hobisinin basketbol olduğunu sanır. Halbuki Özilhan için kalemlerin çok ayrı bir yeri var. Hatta Özilhan, sahip olduğu kalemlerle Türkiye’nin en ciddi koleksiyonerlerinden biridir de. Tuncay Özilhan kalem biriktirmeye 13-14 yaşlarında başlamış. “Ortaokula giderken 10 lira haftalık alıyordum. Ailem bana bu parayı bütün bir hafta masraflarımı karşılamam için verirdi. Ben ise bu paranın 8 lirasıyla gidip kalem alırdım. Geri kalan 2 lirayla da bütün bir haftayı geçirirdim. Yani çocukluğumdan beri kalem benim için adeta bir hastalık olmuştur” diyen Özilhan, kalemde ayrım yapmadığını 1 liralık kalemi de binlerce dolarlık kalemi de eşit ölçüde sevdiğini söylüyor.

Çocukluğundan beri hiç kalem atmayan ve sürekli kalem biriktiren Özilhan, kaç tane kalemi olduğunu ise bilmiyor. Bu konuda tek söyleyebildiği, evinde bir odanın ağzına kadar kalemle dolu olduğu.

Özilhan, yurt dışına çıktığında mutlaka bir iki saat kendisine zaman ayırıp birkaç kalemciyi dolaştığını da söylüyor. Eğer daha önce gitmediği bir şehre gidecekse de mutlaka önceden internetten araştırma yaparak, gittiği yerde nerede kalem satan yerler varsa buluyor.

Ayhan Yavrucu En büyük tutkusu avcılık

ALARKO Holding CEO’su Ayhan Yavrucu’nun en büyük tutkusu ise avcılık. Kar kış demeden Türkiye’nin dört bir tarafında ava çıkan Yavrucu, avcılığa Kayseri’de babasıyla birlikte 11-12 yaşlarında başlamış.

Yavrucu yüzlerce kez ava çıkmış. Fakat iş yoğunluğundan ötürü yaklaşık 10 yıldır uzun avlara çıkamıyor. Daha önceleri cuma akşamından çıkıp pazar gecesi eve dönerken, bir süredir günübirlik av programları yapabiliyor. Üstelik sadece Türkiye’de değil, yurtdışında da birçok kez ava çıkmış. Macaristan, Kazakistan, Rusya, Bulgaristan’da avlanmış. Mesela Rusya’daki yakın dostu Profösör Davidov ile birlikte domuz, kurt ve geyik avına çıkmış. Yavrucu, büyük hayvanları avlamanın çok zevkli olduğunu söylüyor.

Erdal Karamercan 60’lı yılların Rock yıldızıydı

ECZACIBAŞI Grubu CEO’su Erdal Karamercan’ın 60’lı yıllarda bir Rock yıldızı olduğu fazla bilinmez. Rock yıldızı derken de kesinlikle herhangi bir abartı yok. 1968’de Milliyet’in Liselerarası Müzik Yarışması’nı kazanan, ardından da grubu Asiller ile birlikte Moğollar ve Cem Karaca gibi dönemin önemli isimleriyle aynı sahneyi paylaşan Karamercan, ‘Müzik mi? Üniversite mi?’ tercihi konusunda eğer o gün farklı bir karar verseydi-belki de bugün Türk Rock’ının önemli isimlerinden biri olarak bilinecekti.

Zira Karamercan’ın müziği bıraktığı günlerde vokalistliğini yaptığı Asiller, plağı olan, hatta TRT’nin deneme yayınlarında Fecri Ebcioğlu’nun programına konuk olacak kadar popüler bir gruptu.

Erdal Karamercan aradan geçen onca yıla karşın

müzikten hiç kopmamış. Okul arkadaşlarıyla zaman zaman bir araya gelip müzik yapmaya devam ediyor. Üstelik 1968’de Almanya’dan getirttiği elektro gitarını hala kullanmaya devam ediyor. Karamercan, sadece gitar da çalmıyor. Bir dönem ud da çalmış. Son gözdesi ise çocukluk hayali cümbüş olmuş.

Eşref Biryıldız Evinin her köşesinde yaptığı resimler var

2008’den bu yana Borusan Otomotiv İcra Kurulu Başkanı olarak profesyonel hayatına devam eden Eşref Biryıldız’ın en keyif aldığı konu resim yapmak. Bu işe bir dönem öylesine tutkuyla sarılmış ki neredeyse evinin her köşesinden yaptığı bir resim çıkıyor. Bu resimlerin büyük bir bölümü 1970-1977 döneminden. Çoğunun ya kenarları kıvrılmış ya da kopmuş. Her birinin Biryıldız için ayrı bir öyküsü ve anlamı var.

Biryıldız, kendisini bildi bileli resim çizdiğini söylüyor. Üstelik kimseden de ders almamış. Okulda bu yeteneğinin ortaya çıkmasından sonra Darüşşafaka Lisesi’nde sinema kulübünün her çarşamba günü gösterimini yaptığı sinema filmlerinin afişlerini de yapmaya başlayan Biryıldız, o afişleri yaklaşık 45 dakikada beyaz kartona çini mürekkebiyle yaptığını söylüyor. Farrebique, Açlık, Askerin Türküsü ve Potemkin Zırhlısı gibi filmlerin afişlerini yaptığını hatırlıyor. Biryıldız, tuval üzerine yağlıboya, parlak kuşe takvim kağıdı arkasına tükenmez kalem ve resim kağıdına karakalem gibi birçok tekniği kullanabiliyor. Üstelik bütün bu teknikleri kendi kendine öğrendiğinin de üstüne basarak vurguluyor.

Yılmaz Yıldız Harvard’a satranç kulübü kurmuş

ÇOCUKLUĞUNDAN bu yana satranç oynayan Groupama Türkiye CEO’su Yılmaz Yıldız, Harvard Business School’un ilk satranç kulübünü kurmuş ve başkanlığını yürütmüş. Eski dünya şampiyonu Rus Karpov ile maç yapmışlığı bile var. Tahtasız ve piyonsuz oynanan körleme satrançta da uzman. Yani 64 kare ve 32 taştan oluşan satrancı hafızasından oynayabiliyor.

Yıldız, satrancı 11 yaşında babasının yurtdışından getirdiği kitaplardan öğrenmiş. Yine babasının yurtdışından getirdiği ve o dönem çok az kişide olan ‘Chess Challenger’ isimli bir satranç bilgisayarıyla da bolca pratik yapmış. TED Ankara Koleji’nde okurken, girdiği turnuvalarda ise satrancını geliştirmiş. Ortaokulda ve lisede yer aldığı turnuvalarda her zaman ilk üçe giren Yıldız, hem Harvard’da, hem Boston’da okurken satranç kulüplerinde tecrübesini uluslararası boyuta taşımış.

Hakan Ateş Öğrenciyken seslendirme yapmış

TAM bir tiyatroya tutkunu olan DenizBank Finansal Hizmetler Grubu Başkanı Hakan Ateş, TED Ankara Koleji’nde ve ODTÜ İşletme Bölümü’nde okuduğu yıllarda Ankara Radyo Televizyon’da seslendirme yapmış. 1980 yılında ODTÜ’den mezun olana kadar ‘Arkası Yarın’, ‘Okul Radyosu’, ‘Beyaz Gölge’, ‘İsviçreli Robinsonlar’, ‘Şeker Çocuk Candy’ gibi çok beğenilen programların hem çevirisini hem de seslendirmesini yapan Ateş, ailesinden uzun yıllar hiç harçlık almamış.

“Beyaz Gölge’nin her bir başrol seslendirmesinden 1.745 lira para alıyorduk. Bir de yaz dönemi için stok yapılıyordu. Biz de üçer dörder hazırlıyorduk. Ben ODTÜ’de dersten çıkıp şehre gidip bir prova yapıp, sonra iki derse girip gelip tekrar kayda giriyordum. Ve tek bir cümle kullansanız 500 lira bir ücret vardı. Dolayısıyla hepsini topladığınızda 30-35 bin lira para alıyordum. Bu da benim için iyi bir gelir kaynağıydı” diyen Ateş, en son DenizBank Finansal Hizmetler’in “Sesli Edebiyat” serisinde seslendirme yapmış.

Serdar Uçar Tiyatroda dilsiz bir karakteri canlandırdı

HP Türkiye Genel Müdürü Serdar Urçar, 1999’da HP’de çalışan bir arkadaşının önerisiyle Şahika Tekand’ın stüdyosuna yazılarak tiyatroya başlamış. Yaklaşık iki yıl süren yoğun bir eğitimin ardından stüdyodan mezun olan arkadaşlarıyla birlikte ‘Oyunbozanlar’ adıyla bir grup kurmuş ve Barış Manço Kültür Merkezi’nde VaclavHavel’in Bildirim oyununu oynamış.

Pitidapça adıyla birden bire uygulamaya konan resmi bir dil yüzünden bütün işlemlerini bu dile çevirmek zorunda kalan bir örgütün bürokrasinin çıkmazlarında nasıl cebelleştiğini anlatan absürd komedide Urçar, dilsiz bir karakteri canlandırmış. 2005’te ise Jean Tardieu’nun Üç Adam ve Müzik isimli bir kısa oyununda daha rol almış.

Bir arkadaşının tavsiyesi ile kısa film yapımı ve oyunculuğa da merak salan Urçar, İstanbul Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği’ne yazılmış. İFSAK’ta Selim Evci’den ders alan Urçar, kursun sonunda da ‘Son Numara’ adıyla kendi kaleme aldığı bir senaryonun kısa film olarak çekilmesinde grup arkadaşları ile çalışmış. Urçar’ın bundan sonraki planları arasında kafasındaki kısa film senaryolarını önce yazıya, sonrada filme geçirmek var.

Kaynak: http://www.hurriyetkampus.com

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir