Rehberiniz-“paradoksal paradigmana bir çakarım, panteisti görürsün!”

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “”paradoksal paradigmana bir çakarım, panteisti görürsün!”” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
paradoksal paradigmana bir çakarım, panteisti görürsün!

SELAHATTİN DUMAN

vatan

Yayıncılara sesleniyorum.. Bana “Paradoksal paradigmalı..” kitaplar göndermeyin arkadaşlar..

Anlıyorum.. Kitaplarınızın adı medyada yer alsın, bu sayede satış artsın, bu sektörden ekmek yiyenler sebeplensin istiyorsunuz ama bunun da bir yolu yöntemi var..

Gönderin macera kitabı, reklamını yapalım..

Önümüze “Camoka Avrupa Birliği”ne karşı..” türünden hem heyecanlı hem bilimsel bir kitap geldi de hakkını vermedik mi? Varsa yoksa psikolojik mevzular.. Varsa yoksa psikolojik çözümler..

***

Bir dadandınız pir dadandınız.. Masamın üzeri “Sonbahardı ve âşıktım ama sen pizzacıya gelmedin..” türünden kitaplarla doldu.. Bu mudur Türk erkeğinin aşkı? Böyle midir hissiyat hayatı?

Bizim delikanlılanmız, bunalım takılan bir kız karşısına dikilip de cır cır konuştuğunda ona laf mı yetiştirir?

Beş kardeşi durduk yerde kızın suratına oturtan, en kötü ihtimalde kızı omuzlayıp dağa kaldıran yiğitler eski Yeşilçam filmlerinde mi kaldı?

Kaçınılmaz son..

Eeee! Romancısıyla, hikâyecisiyle eli kalem tutanlar aşkı böyle tarif ederse, yiğitlerimizi bu formatlara sokarsa işin sonu böyle olur..

O koç gibi yiğitler saç da uzatır, kulağına küpe de takar, pembe kumaştan pantolon da giyer, diline çok afedersiniz “piercing” de yaptırır..

***

Gözümle görmedim ama poposuna kelebek dövmesi yaptırıp mal beyanında bulunan yiğitler dahi varmış.. Acırım onların anasına babasına..

Bunlar belli ki “erkek cinini bozmaya çalışanların” ilk hava saldırışıydı.. Ağır bombardıman arkadan geldi.. İşte “Paradoksal paradigmalı..” kitaplar tepemize ayılan bombalardan biri..

***

İlk kurbanı da yakın silah arkadaşım Kemal Yıldırım.. Dün işe biraz geç geldi.. Neredeydin, dedim.. “Paradoksal paradigmayı kaçırdım..” cevabını yedim..

Lafı anlamadığımızdan sustuk.. Biraz sonra odaya Okay girdi.. Suratı asılmış..

Bu Haşmet neden kendi katındaki tuvalete gitmiyor da ikide bir bizim katın tuvaletini kulanıyor? diye söylendi..

Ne bileyim? Belki de gazetemizin münazara kolu başkanı ile karşılaşmak istemiyordur. Ben cevap hazırlarken Kemal zıpladı:

Paradoksal paradigma yüzündendir..

Şimdi inanmayacaksınız ama Okay “Haaa! O zaman başka..” der gibi kafa sallayıp çıktı..

Olayı çözdüm..

Demek ki bu “Paradoksal paradigma..” gazete sırrı değil. Kemal biliyor, Okay da biliyor.. Allah bilir Tuğçe Baran ile İclâl Aydın da biliyordur..

Bir benden saklıyorlar.. İhtimal, alıştıra alıştıra söylemeyi düşündüler.. Bilmediğim kelime tek olsa neyse de “İkisi üst üste gelirse kafada yarık yapar..” diye tedbir aldılar zahir..

Necati”ye soracağım.. Bugün o da yok.. “Kalemim keskin olsun..” deyip yazısını yazmış, odasını kan gölüne çevirip gitmiş..

Kemal”den arka arkaya “Paradoksal paradigmalı..” yedi sekiz cümle yiyip, yeterince şoklandıktan sonra işin sırrını çözdüm..

***

Bu laflar entellerin “şifre kitabının” kapağında yazılı.. Kitap da benim masanın üzerinde duruyor..

Kitap Ali Ergin Güran ve Osman Z. Çetinkaya ikilisi tarafından hazırlanmış.. İkili diyorum, çünkü kapağa bir üçüncü yazar ismi daha koysalarmış durumları DGM”lik olurmuş.. (Çete oluşturmaktan..)

Kitabı okudum.. Daha doğrusu ön ve arka kapaklarını okudum.. İyi bir isim bulamadıklarından kapağın ortasına “Aristo mantalitesi veya Akademik zihniyet üzerine..” yazmışlar..

Bence “Gizli Sır..” ismi daha iyi bir satış sebebi olurdu..

Tövbe de tövbe!

Ön kapakta yer alan bu cümle beni dağıttı.. Yoksa böyle bir hata yapıp arka kapaktaki cümleyi okumazdım.. Fakat Şeytan dürttü bir kere..

Akacak fikir beyinde durmazmış.. Arka kapaktaki üç paragraftan birinde şöyle yazıyordu:

Buradan da her işin başının ölçü vaz edilen insanların seçilimi (seleksionu) meselesinde düğümlendiği ve bunun da şartları iyi hazırlanmış bir (panteist oyun) alanında -inisiyasyon seçilimi şeklinde- çözülebileceği sonucuna varılmaktadır..

Aslında kurnazlık yapıp birinci paragrafı doğrudan atlamıştım.. Benimkisi okur sezgisi işte..

Evrensel sabitelere dayalı bilim tarifi tespit edilmekte, ölçüye gelmez metaforik (mecazi, müteşâbih) kavramlarla yapılan eleştiri yönteminin, skolastisizme ait bir demogoji usulü olduğu vurgulanmakta .. laflarını görünce ikinci paragrafa kaçmıştım.. Ne bileyim asıl darbeyi buradan yiyeceğimi..

***

Tövbe diyeyim yukarıda verdiğim ikinci örnek cümlenin tamamı bile değil.

Ortasından dört beş satırı rastgele çekip aldım.. Üstte üç, altta iki satır arttı.. Onu da yazsam bu sefer benim okur dağılacak..

Şahsen kitabın içine geçmemem de bu yüzden.. Önce kapağı sindireyim, kısmetse içine de bakarız diye düşündüm..

İhmal öldürür..

Kemal kardeşim tabii benim kadar tedbirli çıkmamış.. Sen git sormadan etmeden kitabı al, kendi başına bir güzel oku.. Kafa dayanmamış tabii..

Bu tür kitapların birinci yan etkisi kafatasında bulunan iki beyin lobundan sağdakinin üzerinedir.. Sindirilemeyen bilgi beyne yerleşip kaçak yapar..

Ya beynin “kablosu sayılan” sinir bağlantılardan bir ikisi yanar, şahsın kafası “kısa devre” yapar..

Veya şanzıman yatağında yağ biriktirir gibi lopların arasında fikir biriktirir, sigortayı attırır..

Kurban “Bakma böyle olduğumuza.. Benim dedemin on iki sürü koyunu varmış..” gibi manasız cümleler kurar.. Durup dururken “Türkiye benimle gurur duyuyor..” türünden sloganlar atar..

Bilmediğin kitabı okumanın sonu budur.. Beyin sağlığımızı ihmâl etmeyelim.. Fenerbahçe oley!

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir