Rehberiniz-Panik atak hırslı kadın seviyor!

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Panik atak hırslı kadın seviyor!” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Panik atak hırslı kadın seviyor!

Çalışma hayatının stresi en çok kadınları vuruyor. Araştırmalar ve uzmanlar panik atak ve benzeri rahatsızlıkların en çok, iş dünyasında var olma savaşı veren başarılı, hırslı, güzel kadınları yakaladığına işaret ediyor

Araştırmalar özellikle kadın çalışanlarda panik atak, migren, anksiyete bozuklukları, kalp yetmezliği gibi rahatsızlıkların arttığını gösteriyor. Bu ve benzeri şikayetlerle psikologlara, psikiyatristlere ve ruh sağlığı alanında çalışan kliniklere başvuran kadınların sayısındaki artış, uzmanların da dikkatini çekiyor.

“Kadınların hayat standartlarını belirlemedeki rolünün artması sebebiyle kaybetme korkusunu daha ağır bir şekilde yaşadığını” ifade eden Psikiyatri Uzmanı Dr. Özlem Mestçioğlu’na göre kadınlar, saygınlıklarını ve sosyal ortamlarını kaybetme endişesi taşıdıklarından daha fazla stres altındalar.

Erkekte fiziksel hasar

Strese neden olan faktörler kişiden kişiye değişirken araştırmalar, çalışan kadın ve erkeklerin stres karşısında verdikleri tepkilerde ciddi farklar olduğunu ortaya koyuyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz bu farklılıkları şöyle açıklıyor: “Erkekler iş stresinden kaynaklanan sebeplerin varlığı karşısında agresif bir yapıya giriyor, daha saldırgan tepkiler verebiliyor. Kadınlar ise stres karşısında kaygı ve çökkünlük gösteriyor.”

Kadınların stres karşısında psikolojik, erkeklerinse fizyolojik tepki verdiğini ifade eden Dr. Mehmet Yavuz’a göre kadınlarda stresin meydana getirdiği fizyolojik aşınma, nispeten düşük olsa da psikolojik bilanço, oldukça ağır oluyor. Bu nedenle ortalama ömür süresi kadınlarda daha yüksek çıkıyor. Buna karşılık erkekler de, karşı cinse göre depresyon gibi ruhsal bozukluklarla daha az oranda savaşıyor.

Hırslı kadın risk altında

Günümüzde çalışan kadının yükü şüphesiz ki çok ağır… Evinde, sosyal yaşamında ve iş hayatında dengeleri kurmak zorunda kalan, özellikle de işte başarma hırsı yüksek kadınlar psikolojik olarak çok daha olumsuz sonuçlarla karşı karşıya kalabiliyor. “Mükemmeliyetçi, hassas, titiz ve başarılı olma konusunda hırslı olanların panik atak hastalığına yakalanma konusunda ciddi risk taşıdığını söyleyen Dr. Mehmet Yavuz, zeki ve güzel kadınlarda hastalığın daha sık görüldüğünü, vurdumduymaz, gamsız kişilerin ise daha az risk taşıdığını vurguluyor.

Ev kadınları stresten uzak

Depresyon ve panik atak hastalıklarıyla anksiyete bozukluklarının en çok çalışan kadınlarda görüldüğünü vurgulayan Dr. Mehmet Yavuz’a göre bu hastalıklar, çalışan kadınlarda, ev kadınlarına göre beş kat daha fazla görülüyor. Dr. Yavuz bu nedenle yöneticilerin ve işverenlerin, kadın çalışanlarıyla ilgili herhangi bir ayrıcalık hissettirmeden bu hassasiyeti dikkate almaları gerektiğini savunuyor. Kadın erkek arasındaki bu farklılıkla kadının zayıf olduğu yargısına varılmasının yanlış olacağını, yalnızca kadının farklı yapısının dikkate alınarak davranılması gerektiğinin altını çiziyor Dr. Mehmet Yavuz.

Çalışma hayatında depresyona neden olan sebeplerin başında başarma hırsı geliyor. “ Başarısız olduğumuzda canımızı yakmayan türde bir hırs, en iyi hırstır” diyen Psikiyatrist Dr. Alp Karaosmanoğlu, pek çok kişinin başarısızlığı ‘dünyanın sonu’ gibi gördüğünü vurguluyor.

Bu kişilerin ellerinden gelenin en iyisini yapmadıklarını düşündüklerinde kendilerini veya ilişkili kişileri cezalandırma eğiliminde olduklarına dikkat çeken Dr. Karaosmanoğlu, bu tipolojideki insanların tipik davranış modellerini ise söyle sıralıyor: “ Kolay öfkelenirler. İhmal ve özensizlik onların düşmanıdır ve pek çok kişiyi bu şekilde davranmakla suçlayabilirler. İşlerin ve kişilerin hatasız olamayacağını kabul etmekte zorlanırlar. Bu düşünce yapısı özellikle kaygıya bağlı depresyonla sık olarak kendini gösterir.”

İş bağlılığı depresyonu azaltıyor

Gerek kişinin işinden beklentileri gerekse yöneticilerin kendisine yüklediği sorumluluklar, çalışanların iç dünyalarında gerilimlere yol açıyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, söz konusu bir işverense şirketinin geleceği, çalışanların uyumsuzluğu ve problemleri, yöneticilerin sorunları, finans ve yatırım planlamalarının strese neden olduğunu belirtiyor ve ekliyor: “İşverenlerin yüklendiği stres, genelde çalışanlardan daha fazla. Ama çoğunlukla patron ve çalışanlar birbirini anlamaz, kendi yüklendikleri stresi önemser, diğerininkini yok sayarlar.”

Yavuz’a göre stres oluşturan faktörler aslında insanın başa çıkabileceği ya da üstesinden gelebileceğini düşündüğü konular. Zira insanın kendi gücünü aşan problemler kesin bir teslimiyetle kabul ediliyor ve belirgin bir stres nedeni oluşturmuyor.

İş dünyasında yaşanan streslerin kaynağı oldukça fazla… Davranış Bilimleri Enstitüsü Başkanı ve İŞTE İNSAN yazarı Psikolog Emre Konuk’a göre bu faktörlerin başında, işe yabancılaşma geliyor. Araştırmalar, çalışan bağlılığının mutluluk düzeyini ve genel olarak sağlığı, ciddi biçimde etkilediğini ortaya koyuyor.

Konuk’a göre işine daha az bağlı olanların depresyona girme riski, yüksek olanlara göre iki misli fazla. Konuk, yönetici ve ekibi arasındaki ilişkinin de çalışan bağlılığını dolayısıyla da çalışan mutluluğunu ve sağlığını etkilediğini belirtiyor. Öyle ki İsveç’te yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre yöneticilerini yetersiz bulan çalışanların kalp hastalığı riski yüzde 24 daha fazla. O yöneticiyle dört yıl ya da daha fazla çalışanlarda bu risk yüzde 39’a çıkıyor.

İşyerinde stres yaratan faktörler aslında kişiden kişiye değişiyor. Kişilik özelliklerimizin, strese vereceğimiz tepkilerde etkili olduğunu vurgulayan Psikiyatrist Dr. Alp Karaosmanoğlu da zarar etmekte olan bir iş yerinde, kötüye giden bir proje sonrası gelecek kaygısı yoğun olan çalışanların daha çok sorun yaşadığını, bu kaygıdan çok sosyal izolasyon şemasıyla ilgili sıkıntısı olan çalışanların da -örneğin arkadaşları onu yemeğe çağırmadığı için- stres yaşayıp üzüldüğünü söylüyor ve ekliyor: “ Eğer sevgi ve aidiyet konularında yaralarımız varsa şirketteki sosyal değişkenler bizi daha çok yaralar. Kişi kendi yeterliliğiyle ilgili sıkıntı çekiyorsa, iş yerindeki rekabet onu, bu konuda sıkıntısı olmayan bir kişiye göre çok daha fazla etkiler. Kendini yeterli hisseden bir kişi, önemsiz bir başarısızlığı aklına takmadan rahat bir gece geçirebilirken, kendini yetersiz hisseden birisi için küçük bir başarısızlık, yıllardır beklenen felaketin ilk habercisi olabiliyor.”

İş stresinin çalışan verimliliğini doğrudan etkilediği bilincinde olan kurumlar da bu konuda çalışmalar yapıyor. Emre Konuk, kurumların çalışan verimliliğiyle ilgili çalışmalarında iki tür müdahalenin etkili olduğunu söylüyor. Birincisi, kurumların yönetici – ekip ilişkisini geliştirmeye ve çalışan bağlılığına odaklanmaları, diğeri de kurumda ‘çalışan destek programı’ oluşturmak. Konuk, böyle bir programın, çalışanların yaşadığı psikolojik sorunlara odaklandığı kadar, çalışan bağlılığını ve işten alınan keyfi artırdığına dikkat çekiyor.

Uzmanlardan sağlıklı iş hayatı önerileri:

Yapmaktan zevk aldığınız ve anlamlı bulduğunuz bir işte çalışın.

İş ararken ya da iş seçerken yöneticinizin kim olacağını iyice araştırın. Çünkü bu faktör, mutluluğunuzu ve sağlığınızı maaş, unvan ve şirketin itibarından daha çok etkiliyor.

Uzun vadeli planların hayal kırıklığıyla sonuçlanabilir. Plansız yaşamayın ama planlar içinde boğulmayın.

Yapabileceğinizden daha fazlası için söz vermeyin, “hayır” demeyi öğrenin.

Stresli işlerin organizasyonunu bir araya sıkıştırmayın. İhtiyaç duyduğunuzda ailenizden ve arkadaşlarınızdan yardım isteyin.

Yöneticilerinizi çok fazla sıkmadan, danışman profiline sokarak onları onore edin. Bu hem yöneticilerinizle diyalogunuzun gelişmesini sağlar hem de yaptığınız işteki stres yoğunluğunu hafifletir.

Araştırmalar, güzel kokuların insan hayatındaki motivasyon gücünü sanılandan daha fazla artırdığını, stres düzeyini düşürdüğünü gösteriyor. Bu nedenle limon, zambak, lavanta ve mango kokularını çalışma ortamında bulundurun. Bu hem bağışıklık sistemini güçlendiriyor hem de stresin fizyolojik ve psikolojik etkilerini azaltıyor.

İşyerinde stres belirtileri



– Sigara ve içki içme eğiliminin artması,

– İşe odaklanamama ve görevlere gerektiğinde yoğunlaşamama,

– Uyku bozukluğu,

– Gelecek üzerine kaygıların artması,

– İşyerinde tartışma, öfke, düşmanlık ve kızgınlık dalgaları,

– Dayanışma eksikliği,

– Değersizlik, yetersizlik duyguları, güvensizlik “düşüncem bu” diyememe,

– Arkadaşlık ve dostluk ilişkilerinde aksamalar,

– Alışılmıştan daha titiz veya işin gerektirdiğinden daha fazla kontrolsüz bir şekilde çalışmak,

– O zamana kadar hiç önemsemediği birtakım sağlık sorunlarına birden yoğunlaşmak ve onları abartma eğilimi,



İş stresini tetikleyen faktörler

– Çok fazla sorumluluk altında olmak,

– Fiziki görüntü ile ilgili endişeleri olmak,

– Mesleki ilerleme ile ilgili endişeleri olmak,

– İş tatminsizliği içinde olmak,

– Görev dağılımında adaletsizlik olduğunu düşünmek,

– Üstündeki yöneticilere duyulan güvensizlik,

– Dinlenme ve eğlenceye ayıracak zamanın olmaması,

– Yapacak çok fazla şeyin olması,

– Birlikte çalıştığı ekipte uyumsuzluk,

– İşle ilgili düşüncelerinde reddedilme korkusu,

– Özel hayatla ilgili düzensizlikler,

– Alınan ücret ve maaşlar konusunda kaygıların olması ve bu konuda yaşanan belirsizlikler,

– İşyeri ortamında özellikle kadınlara yönelik gizli ya da belirgin cinsel, fiziksel ve psikolojik tacizlerin olması,



Yazar: Eylem Aktay

Kaynak: http://www.isteinsan.com

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>