Rehberiniz-Özel hakikat kamusal yalan

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest


iyimeslek.com ailesi olarak “Özel hakikat kamusal yalan” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Özel hakikat kamusal yalan

ÖZEL HAKİKAT KAMUSAL YALAN

ASAF SAVAŞ AKAT

VATAN GAZETESİ

Profesör Timur Kuran Türkiyede az tanınan bir iktisatçıdır. ABDnin batı sahilinde ünlü University of Southern Californiada öğretim üyesi. Kendisine Kral Faysal İslami Düşünce ve Kültür Kürsüsü verilmiş. İslam-iktisat ilişkisi hakkındaki araştırmalarına daha önce değinmiştim (Sabah Gazetesi 8/2/1996).

Bugünkü yazımın başlığı Timur Kuranın Harvard Üniversitesi tarafından 1995 yılında yayınlanan kitabının adıdır: Özel Hakikatler ve Kamusal Yalanlar – Tercihleri Yanlış Yansıtmanın Toplumsal Çıkarsamaları (Private Truths and Public Lies – The Social Consequences of Preference Falsification). Elimdeki kitabı 1998 yazında istanbulu ziyareti sırasında görüştüğüm Kuran bana (imzalayarak) vermişti.

Köşeme neden beş yıl sonra, bugün taşıdığımı haklı olarak soracaksınız. Baştan söyleyeyim. Bir haftadır canlanan asker-darbe-siyaset tartışması konuyu benim için güncel hale getirdi.

Yalanı yaşamak

Kuran siyasi özgürlüğün şu ya da bu şekilde kısıtlandığı bütün ülkelerde raslanan bir olgudan yola çıkıyor. İnsanlar özel yaşamlarında ve söylemlerinde kabul ettikleri bir hakikati kamusal alana çıkınca reddediyorlar. Hatta tam tersini söylüyorlar.

Timurun aklında özellikle totaliter rejimler var. Önsözde bir Çek entelektüelinin sorusu yer alıyor. Siz totaliter bir ülkede yaşamadığınız halde nasıl oluyor da bu süreci bu kadar iyi anlayabiliyorsunuz? Belli ki Türk olmak avantaj sağlıyor. Hemen bir örnek verelim. Türkiyede vatandaşların bir bölümünün anadilinin Kürtçe olduğunu bilmiyen yoktur. Herkesin çevresinde Kürtler vardır. Ailede, kahvede, sohbetlerde bu hakikat rahatlıkla seslendirilir.

Buna karşılık, kamusal alanda aynı insanlar yıllar boyunca Türkiyede Kürt olmadığını söylediler. Bunu ille birilerinden korktukları için yapmadılar. Öyle olması gerektiği için yaptılar. Esas sorun, özel hakikatin kamusal alanda yalana dönüşmesini yadırgamamaları idi. Kitabın ilk bölümünün adı Yalanı yaşamak.

Bu tür toplumlarda özelden kamusal alana geçişte hakikatin yalanla ikame edilmesinin iç dinamiğini araştırıyor. Bireylerin hakikat yerine yalan olduğunu bildikleri resmi söylevi tercih etmelerinin nedenlerine bakıyor.

Değişimin engellenmesi

Kitabın ikinci bölümünün adı Değişimin engellenmesi. Bölümün ilk altbaşlığı Kolektif tutuculuk. Yalanla yaşamayı kabul etmenin uzun dönemde yüksek toplumsal maliyetlerini irdeliyor. Kamusal yalanlar toplumun gelişmesinin önünde çok önemli engeller dikiyor. Çünkü değişim taleplerini kaynakta kurutan ve maalesef toplum tarafından paylaşılan bir tutuculuğu besliyor. Yani toplum değişime ayak uydurma yeteneğini kaybediyor.

Türkiyede totaliter özlemleri yansıtan kamusal yalanlardan bazıları özel hakikatle buluşmaya başladı. Örneğin Kürt sorununda, İslam konusunda devasa adımlar atıldı. Bence son haftanın askeri darbe söylemi asker-sivil ilişkisini de biran önce kamusal yalandan toplumsal hakikate taşıma zamanının geldiğini hatırlatıyor.

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir