Rehberiniz-Ortorektik misiniz?

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Ortorektik misiniz?” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Ortorektik misiniz?

Yeme bozukluğuna işaret eden obezite (aşırı şişmanlık), bulimia (aşırı yeme hastalığı), anoreksiya nervoza (yememe hastalığı) gibi pek çok sorun varken, ortoreksiya (sağlıklı yemek yeme takıntısı) da artık literatüre eklendi.

Gerek güzellik kavramının “zayıf kadın-atletik erkek” kalıbına sıkıştırılması gerek diyet kavramının “sağlıklı beslenme davranışı” gibi algılanması insanlarda çeşit çeşit yeme bozukluğu yarattı. Günümüzde bir tarafta vitamin açısından fakir, yağ açısından zengin fast food tipi beslenme ile aşırı şişmanlamaya (obeziteye) doğru giden bir bozukluk var; öteki tarafta zayıf kalmak için şekersiz, tuzsuz ve yağsız yiyeceklere endeksli bir yaşam. Oysa ikisi de sağlıklı değil.

Ortorektik misiniz?

Aşağıdaki sorulara “evet” cevabı veriyorsanız, bu ortoreksiya belirtisi gösteriyorsunuz anlamına geliyor.

Yarının yemeğini bugünden planlıyor musunuz?

Yemeğin sağlıklı olması sizin için lezzetli olmasından daha mı önemli?

Steril yiyecekler yedikçe sağlığınızın bozulduğunu hiç fark ettiğiniz oldu mu?

Dün yaptığınız diyet bugün size yetersiz mi geliyor?

Sağlıklı beslenmeyenleri küçümsediğiniz oluyor mu?

Her besinin aşırı sağlıklı olması insanı tek boyutlu beslenmeye kadar götürebiliyor. İşin bir de kişiyi anoreksiyaya itecek boyutu da var. Aşırı derecede takıntılı olmak yerine dengeli beslenme konusunda bilinçli davranmak gerekir. Çünkü unutmamalıdır ki beslenme, gıdalarla yapılan ve takıntı boyutuna varmayan, özenle yapılması gereken bir eylemdir.

10 yıl içinde yaygınlaşacak

Bu bozukluğu ne obezite ne bulimia ne de anoreksiya nervoza ile karıştırmamak gerekiyor. Adı orthorexia nervosa. “Ortho” Yunancada doğru ve normal anlamına geliyor. Yani doğru yemek de bir takıntıya dönüşebilir ve bu durum da psikolojik olarak bireylerde sorun yaratabilir.

Amerikan Diyetisyenler Derneği”nin son yayınlarında bu sorunun 10 yıl içinde yaygınlaşacağı belirtiliyor. Yeme bozukluğu fazla yeme ve devamlı rejim yapma takıntısı şeklinde olduğu gibi kişinin her yediğinin sağlıklı olup olmadığını kontrol etme takıntısı şeklinde de kendini gösterir. Bu kişiler için yiyeceklerin saf, katkısız ve işlenmemiş olması oldukça önemlidir.

Bu yüzden çoğu sebze ve meyveyi çiğ yerler. Çoğu da vejetaryendir. Kendi bildiklerinin tek doğru olduğuna inanıp kafalarının dikine giderler. Bir gün gelir, yaşamları bir kısır döngünün içine girer: Bir sonraki öğünü planlamak, sağlıklı yiyecek satan marketleri dolaşmak, yemek hazırlamak ve yemek. Bu nedenle sağlıklı tercihlere yönelme alışkanlık haline gelmeli, hiçbir şeyde aşırıya kaçılmamalıdır.

Zararlı madde korkusu

İngiltere”deki Beslenme Bozuklukları Derneği”ne göre, ortoreksiya gelecek yıllarda insanlığı tehdit edecek. Çünkü saplantı halinde sağlıklı gıdalara bağımlılık geliştiren kişilerin diyet yapan bir insandan farkı yoktur. Bu kişiler yediklerinin içinde zararlı bir madde bulma korkusu yüzünden çok seçici davranırlar.

İlerlemiş vakalarda tıpkı anoreksiya nervoza hastalarındaki gibi hızlı kilo kaybı görülür. Zararlı maddeye karşı duyulan derin korku yüzünden öyle çok yiyecekten vazgeçerler ki sonunda bir-iki tür yiyeceğe kalırlar. Bu da oldukça sağlıksız bir durumdur.

Yeterli ve dengeli beslenmek bu noktada çok önemlidir. Diyet yapabilirsiniz ama dozunu kaçırmayın. Tadınızı kaçıracak zorlamalarla kendinizi bunalıma sokmayın. Yemek kişinin kendini cezalandırmasına veya toplumdan soyutlamasına bir gerekçe olmamalı. Bu nedenle sağlıklı beslenme takıntı haline gelip sizi yiyeceklerden soğutmamalı, psikolojinizde birtakım bozukluklar yaratmamalıdır.

Yazar: Taylan Kümeli

Kaynak: http://www.milliyet.com.tr

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir