Rehberiniz-Ortak akıl ve bireysel aptallık!t

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Ortak akıl ve bireysel aptallık!t” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Ortak akıl ve bireysel aptallık!t

Türkiye’nin tekstil devi şirketlerinden birinin toplantı odasında şöyle bir yazı var: “Never underestimate the power of very stupid people in large groups.” (Phil Steffen). Meali, “Büyük organizasyonlardaki aptal insanların gücünü asla küçümsemeyin” olarak verilebilir.

Bu söz, el ele tutuşarak uçaktan atlamış ve henüz paraşütleri açılmamış bir grubun fotoğrafının altına iliştirilmiş. Bu söz ve fotoğraf, acı bir takım tecrübelerin getirdiği bir vizyon olsa gerek. Ne de olsa iş yaşamındaki ağır kazıklar insanı, filozof yapabilir. Yine de bu sözün sahibi, bir modern zaman filozofu falan değil, dünyanın en ünlü profesyonel yönetim konuşmacılarından biri yalnızca.

Sözün gerçekliğinden etkilenmemek, fotoğrafla birleştiğinde ortaya çıkan gücü hissetmemek mümkün değil. Siz kendinizi takım arkadaşlarınıza emanet ederek işinizi yapmaya çalışırken grubun içindeki bir çatlağın ya da daha kötüsü bir aptalın yapacağı bir sersemliğin bedelini, çok ağır ödeyebilirsiniz. Milan Kundera bir kitabında “sersem insanlar sersemliklerinden sorumlu tutulmalı mıdır” diye uzun bir bölüm boyunca tartıştıktan sonra, onların sersem olmalarının ‘cezai ehliyetlerini’ ellerinden almayacağını, zira çevreye verdikleri zararın çok masraflı olduğu sonucuna varıyor. Katılıyor muyum? Bütün kalbimle!

Hadi bu hafta biraz dedikodu yapalım ve iş dünyasının akla ziyan ‘aptalları’na bir bakalım… Bunlar her tür boyda, tipte, pozisyonda, cinsiyette ve yetkide bulunurlar ama en çok da size hayatı zindan edecek biçimde üst yönetime yakın mesafede! Ve işin en kötü tarafı, iyi ya da kötü niyetli olmaları etrafa verdikleri zarar açısından fark etmez. Çünkü bunlar, bulundukları yere bir takım şirket zaaflarını kullanarak tırmanmışlardır.

Bu zaafların en önemlisi ‘ortak akıl’dır. Nasıl ki her insanın belli bir zeka türü varsa (kimi Süleyman Demirel gibi kuvvetli bir hafızaya, kimi Einstein gibi yaratıcı bir zekaya kimi de Kasporov gibi stratejik bir bakış açısına sahipse) şirketlerin de ortak bir aklı vardır. Bu, her kurumun içinde yukarıdan aşağı doğru yayılan ve biçimlenen bir fikir ve kabuller setinden oluşur ve “ortak akıl” dediğimiz kavramı oluşturur.

Bu yüzden de bazısı vizyoner bir şirket olduğu halde müşteri ilişkilerinde zayıf olabilir; diğeri ise üretimde harikalar yaratırken satışta çuvallayabilir. Şirketler de aynı insanlar gibi güçlü yanlarıyla ilgili argümanları doğru değerlendirirken, zayıf oldukları noktalardan ‘gol’ yerler.

İşte bizim aptallar, sisteme ortak aklın açık unuttuğu bu kapılardan sızar ve tutunacak noktalar bulurlar. Bu noktalardan en önemlisi, zirvenin yalnızlığıdır. Dikkat ederseniz aptalların en sık ‘takıldığı’ yerler arasında, patronların ya da tepe yöneticilerin hemen yanı bulunur. Neden? Çünkü zirve çok ama çok yalnız bir yerdir! İşte bu yüzden bu insanlar, ortak aklın kafasının basmadığı noktalardan girip sıkı sıkı tutunacakları noktalar ararlar.

‘Kurumsal aptallar’ diyebileceğimiz bu insanlar ya şirketin aklının basmadığı noktalarda ‘uzman’ ayağına yatarlar ya da yalnızlık içinde kıvranan yöneticilere ayna görevi görmek üzere onların küçük birer versiyonu haline geliverirler. Patron BMW kullanıyorsa bizimki ne yapıp yapıp daha ucuz bir modeli ya da eskisi de olsa bir tane de kendine edinir. Aynı renkleri giyip, benzer kol düğmeleri takar, ayakkabı alışverişi için aynı mağazaları turlar.

Bu arada iş yaparlar mı? Kesinlikle hayır. Amaçları bu değil ki, sadece tutunmak! Siz işinizi düşünürken o, sizi nasıl yerinizden edeceğine kafa patlatır. İşlerin onlara bırakılan kısmı, camii önüne bırakılmış çocuk gibidir. Yönetmeninin verdiği görevi yapmayı unuttuğu için altındaki muhabire suçu üstlenmesi için yalvaran editörden tutun da, yılbaşında müşterilere hediye etmek üzere patronun yaptırmasını istediği ajandaları ocak ayı sonuna ancak yetiştirebilen pazarlama direktörleri gördüm iş dünyasında.

Bu tip insanlar tüm mesailerini ‘tutunmak’ için harcadığından şirketleri felakete sürüklerler. Çünkü köşeye sıkışınca tereddütsüz yalan söyler, enerjilerini eksikliklerini ortaya çıkaran insanların ortadan kaldırılmak için kullanarak yanlış kararlar alınmasına neden olurlar. Ve dikkat edin; hepsi ya patronun en iyi tavla arkadaşı ya çapkınlık ortağı ya da adamın insanı zaaflarından birine ‘sportmen olmayan’ atışlar halindedir.

Peki ne mi yapacaksınız? Arkanızı kollayacaksınız, sadece işe gömülüp “önemli olan işimi iyi yapmamdır” türünde bir hurafeye inanmayacaksınız, bir de bu aptallara acımayacaksınız! Çünkü acıyınca acınacak hale düşeceğiniz kesin. Ama hepsinden en önemlisi, iş dünyasının aptallarını kesinlikle küçümsemeyeceksiniz. Çünkü aptal olmaları, hırslı olmadıkları anlamına gelmez. Bir de unutmayın; onların sonsuz vakti var. Ne de olsa hiç işleri yok ki!

Yazar: Burçak Güven

Kaynak: http://www.isteinsan.com.tr,

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>