Rehberiniz-Onay peşinde koşan güvensiz ilişkiler.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Onay peşinde koşan güvensiz ilişkiler.” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Onay peşinde koşan güvensiz ilişkiler.

Onay peşinde koşan güvensiz ilişkiler

Kendine güveni belirleyen en önemli parçanın sorumluluk alabilme ve sürdürebilme yetisi olduğunu düşünüyorum.

Kendine güveni olmayan insan sorumluluk alamaz. Ama sorumluluğu almadığını da kabul etmez. Hayatın ve olayların onun bu sorumluluğunu yerine getirmesini engellediğinden yakınır durur. Sorumluluk almak demek, yaşadığımız şeyin -her ne ise- yaratıcısının kendimiz olduğunu görebilme yetisine sahip olmak demektir.

Sorumluluk, kişinin kendi yarattığının farkına varması demektir. Irvin Yalom’un dediği gibi; “Sorumluluk, kişinin kendi özünü, kaderini, hayat durumunu, duygularını ve hatta acı çekişini yarattığının farkında olmasıdır.” Bir insanın kendine güveninin gelişebilmesi bu sorumluluğu kabul etmesinden geçecektir. Bu sorumluluğu kabul etmeyen, yaşadığı sıkıntılar için başka insanları ya da başka güçleri suçlamaya devam eden bir kişi için, pek bir umut olduğunu söyleyemeyiz.

Bir ilişkiden diğerine….

Kendine güven, çocukluk çağlarından itibaren, o insanın kendini bulunduğu ortam içinde ne kadar güvende hissettiği ile de ilintilidir. Kendine güvenin temelleri kendimizi güven içinde hissetmekle atılır. Kabul görmek, bize güven verir. Kendine güveni olmayan kişiler, güveni hissedebilmek için kabul ve onay bulmaya çalışarak bu açığı kapama uğraşına girerler. Kabul görerek, kendini güvende hissetmeye çalışan insan, kendinden ve iç isteklerinden uzaklaştığı, yani kendine inancını ve güvenini kaybettiği bir açmazda bulur kendisini. Kendini daha güvende ve daha iyi hissetmek için yaptıkları, kendisini daha da güçsüz ve sorumluluk alamaz hale getirmeye başlamıştır. Yapmak istediğimizi değil de, yaparsak kabul bulabileceğimizi düşündüğümüz şeyi yapmak, bizi kendimizden uzaklaştırır.

Kendimize güvenimiz azaldıkça, karasızlığımız artar. Gittikçe başkalarına bağımlı hale gelmeye başlarız. Bazen gündelik basit kararların bile verilmesi başkalarından alınacak tavsiye ve desteklere bağlanmıştır. Böyle insanlar tek başına kaldıkları anlarda rahatsız, hatta çaresiz hissedebilirler. Bu kişilerin yakın bir ilişkisi sonlandığında, bir bakım ve destek kaynağı olarak derhal başka bir ilişki arayışı içine girerler.

Çöküş, öfke ve şiddet doğurur

Kendimize güvenimiz azaldıkça, bize hayır denmesini tolere etme gücümüz de azalmaya başlar. Böyle insanlar, kendilerine hayır dendiği yani onay verilmediği bir anda, korkunç bir çöküş yaşarlar. Bu çöküş kendisini bazen, ağlama nöbetleri ve çaresizlik duygusunun getirdiği müthiş sıkıntılarla gösterir. Bazen ise, şiddet ve öfkeyle. Bir insanın kendisine güveni sarsıldıkça çıkış yolunu daha çok öfke ve fiziksel şiddette bulabilir. Birileri bizi kendi kendimizle yüzleştiriyorsa ve eğer yüzleştiğimizde gördüklerimiz hiç hoşumuza gitmiyorsa, yüzleşmek yerine öfkelenmeyi seçebiliriz.

Onay almadan yaşayamayan insanlar, mutluluklarını, kendi dışlarındaki kişilere endekslediklerinin pek de farkına varmazlar. Mutlu olmayı kabul ve onay bulmak zannedersek, mutluluğu yakalamaya çalışırken mutsuzluğa doğru yelken açarız.

Hepinize, sorumluluklarınızı alma cesareti gösterdiğiniz, kabul ve onay bulmak adına başkalarına bağımlı olmadığınız, bir hafta diliyorum..

Yazar: Dr. Ümit Yazman

Kaynak: http://VATAN

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>