Rehberiniz-Omuriliği kırıldı dört günde ayağa kalktı !!!

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Omuriliği kırıldı dört günde ayağa kalktı !!!” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Omuriliği kırıldı dört günde ayağa kalktı !!!

Mucize Adam. Bu ona hastane doktor ve hemşirelerin taktığı bir lakap. Çünkü yaşama şansı yüzde 45, ayağa kalkma şansı çok daha azdı. Bir yelken yarışında az kalsın canından olacaktı. Goblin teknesinin baloncusuydu. Bodrum’da düzenlenen yarışa katılmışlardı. Yol hakkı Goblin’de olmasına rağmen önlerine çıkan bir diğer tekne yüzünden ani bir manevra yaptılar. Bu esnada yelkenin halatı Cengiz Düşünceli’nin boynuna dolandı ve sıktı.

Yere yığıldı, ağzından burnundan kanlar akmaya başladı. Tam üç aydır hastanede. Yürümeyi, konuşmayı, yemek yemeyi tekrar öğrendi. O kendine gelene kadar hiç kimse tam anlamıyla olay anında ne olduğunu bilmiyordu. Cengiz Düşünceli iyileştikten sonra ilk kez anlattı.

BİRBİRİNİ SEVEN 11 KİŞİYDİK

Biz altı yıldır aynı ekiple yarışıyoruz. Eskiden teknemizin adı Dolphin’di şimdi Goblin oldu. Bunlar Aydın Yurdum’un tekneleri. Aydın 35 yıllık yelkenci, milli sporcu. Bizleri biraraya o topladı. 11 kişiyiz. Altı yıl önce toplandığımızda Aydın hariç hiç kimse yelkenci değildi. Öğrenmek istiyorsan bundan iyi okul bulamazsın dedi. Herşey böyle başladı.

YA ÇARPACAK YA DA MANEVRA YAPACAKTIK

Shop & Miles yarışının İstanbul ayağında birinci olmuştuk. İkinci ayağı Bodrum’da yapılacaktı. Bunu da birinci bitirirsek ödül olarak İtalya’daki yarışmalara gönderilecektik. Kazanmayı çok istiyorduk. Yarış esnasında teknelerin geçiş üstünlüğü vardır. Aynen kavşaktaki arabalar gibi. Bir şamandıra dönüşü esnasında geçiş hakkı bizimdi. Diva isimli tekne bize yol vermesi gerekirken, yol vermedi. Biz tecrübeli bir ekibiz. Ama aynı anda pek çok şeyi birden yapmanız lazım. Ya onlara çarpacaktık ya da manevra yapacaktık. Kararı dümenci Aydın Yurdum verdi. Manevrayı denedik. Biri yelkenleri boşluyor, diğeri ipleri çekiyor, herkes panikte… Ben yer değiştirirken boşlanan genova yelkeninin halatı boynuma dolandı.

SÜREKLİ KAN TÜKÜRÜYORDUM

Herşeyi hatırlıyorum. Düştüğüm anı, bayıldığımı, beş on dakika sonra ayıldığımı. Arkadaşım Özgün Fırtına’nın sesiyle kendime geldim. “Cengiz Abi uyan” diye bağırıyordu. O an boynuma halat dolandığını hatırladım. Çok zor nefes alıyordum. Tükürdüm. Kan tükürdüğümü gördüm. Tükürmeye devam etmezsem boğazımdaki kan pıhtılaşacak ve nefes borumu iyice tıkayacak diye düşündüm, tükürmeye devam ettim. Kurtarma botuna bindirildiğimde kollarımı kıpırdatamıyordum. O an bacaklarımda da bir sıcaklık hissettim ve onlar da gidiyor diye çok korktum. Ambulansa bindirildiğimde sürekli tükürüyordum. Ambulans görevlileri de şaşkındı. Benimki görülmemiş bir kazaydı. Ekip arkadaşlarımdan beşi ambulansta benimleydi. Hepsi dua ediyorlardı. Serçe parmağımdan daha küçük bir boşluktan nefes alıyordum, boynum şişmişti. Boğazımda iki kıkırdağın kırıldığını, omuriliğimde çatlaklar olduğunu ve ensemde bir yırtık meydana geldiğini sonradan öğrendim.

HER GELİŞME BENİM İÇİN BİR TIKTI

Acil serviste beni dört doktor hazır bekliyordu. Biri nefes alabilmem için boğazıma bir kesik atacağını söyledi. Ameliyata alındım. Hayatımın en zor iki haftasıydı. Bilincim yerindeydi ama iki kolum da oynamıyordu. İlk gün sürekli belimi ve bacaklarımı hissedip hissetmediğimi test ettim. Hissediyordum. Demek ki yürüyebilirdim. Bir tık attım… İyileşme sürecinde her olumlu gelişme benim için bir tıktı. Tık atarak ilerliyordum ve kendimi motive ediyordum. Boğazıma taktıkları sonda yüzünden akan kanı görebiliyordum. İki gün kanadı. Üçüncü gün bu kanın artık durması lazım dedim. Kanama nedeni öksürüktü. Kalp atışımın bağlı olduğu aleti göz hizama getirdim. Öksürmeye başladığımda kalp atışlarım hızlanıyordu. Monitöre konsantre olarak öksürmemeyi başardım, kan durdu. İkinci tık da buydu.

72 KİLODAN 58 KİLOYA DÜŞTÜM

Dördüncü gün yürümeye taktım. Ayaklarım kıpırdıyordu, beynim çalışıyordu. Artık gerçekten yürüyüp yürümediğimi bilmem gerekiyordu. Doktorların ve hemşirelerin bütün itirazlarına rağmen kalktım, yedi sekiz atım attım ve dünyanın en mutlu insanı oldum. Çünkü beyin cerrahı yüzde doksan yürüyemeyeceğimi söylemişti. Artık tuvalete gidecektim. Sondayı çıkarttım. Yatağımla tuvalet arası 12 adımdı. Her tarafım ağrıyordu ama onu da başardım. İstanbul’a getirildim, iki ay hastanede kaldım. İlk ay normal yürüyemiyordum. 72 kilodan 58 kiloya düştüm. Kaslarım eridi. Hala bir kilodan fazla ağırlık kaldıramıyorum. İkinci ay hastane odasını bir yaşam alanına dönüştürdüm. İnternet, müzik, televizyon. Tekneden tekneye merhaba dediğim bir çok insan ziyaretime geldi. Hatta haberi duyan asker arkadaşım beni buldu, İskenderun’dan kalktı geldi.

KUPAYI HASTANE ODAMA GETİRDİLER

Herkes eşimin hiç ağlamadığını söyledi. Bu benim için çok önemliydi. Çünkü bu bana inandığının kanıtıydı. Biri dört biri on yaşında iki çocuğum var. Bana endişeyle bakıyorlardı. Bedenimdeki borulardan bana tam olarak sarılamıyorlardı. Kızım benim resmimi boğazımda bir delikle çiziyordu. Bu arada ekip İstanbul’a dönünce bir yarışa katıldı ve kazandı. Kupayı hastane odasına getirdikleri an bir ekibin parçası olduğumu hissettim. Dostluk ve centilmenlik çok önemli. Ve tabii bir de ilk yardım. Bu kaza benim başıma İstanbul’da gelmiş olsaydı kurtulamazdım. Çünkü orada ne kurtarma botu var ne de sahilde bekleyen ambulans. Hayatımın geri kalan kısmında bu konuda aktif bir şekilde çalışacağım.

MADDİ KAYIPLARI DA FAZLA

Cengiz Düşünceli Etiler’de doğal kek, kurabiye ve pasta üreten L’Artisan Bakery’nin sahibi. Kaza yüzünden işleriyle ilgilenemediği için çok zarar ettiğini, anlaşmalarının feshedildiğini söylüyor. Üstelik hastane masrafları da var. Ama çalışarak açığı kapatacağını düşünüyor.

Ben ölümle burun burunayken buna sebep olanlar madalya alıyordu

Karşı tekne bize yol vermiyordu. Dört beş defa yol yol diye bağırdık. Duymuyormuş gibi yaptılar. Çünkü bir gün önce de aynısını yapmışlardı. Ama en fenası kaza olduktan sonra geri dönmediler, yarışmaya devam ettiler. Bahane olarak da telsizimiz bozuk dediler. Hadi telsiziniz bozuk, gözünüz de mi görmüyor? Kazadan sonra o tekneden bir kişi bile aramadı, bir kişi bile ziyarete gelmedi. Ben hastanede ölümle burun burunayken onlar birincilik madalyalarını alıyorlardı.

Yazar: Sibel Arna

Kaynak: http://Hürriyet

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>