Rehberiniz-Not verme kültürümüz üzerine bir not!

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Not verme kültürümüz üzerine bir not!” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Not verme kültürümüz üzerine bir not!

Pek çok öğrencinin hayali, Türkiyede üniversiteyi bitirdikten sonra yurt dışında master ve doktora yapmak. Hele bir de, “Harvardda” doktora yapılırsa, iş dünyasına birinci ligden giriş yapılabiliyor. Bu yoldaki en büyük engel not ortalaması. Şu anda Harvard Medical School da görevli olan Murat Çokol, turkey90’e üyeleri için yazdığı bir makalede, Türk ve Amerikalı akademisyenlerin not verme kültürünü karşılaştırdı…

Türkiye Üniversitelerinde Not Deflasyonu

Türkiyeden öğrenci manzaraları…

Genç kız B. üniversitesi Biyoloji bölümünü bilimi sevdiği ve bilim kadını olmak istediği için seçmişti. Lisans sonrasında Amerika’da doktora yapabilmek için derslerinde yüksek bir ortalama yakalamaya çalışıyordu.

Ne var ki bazı derslerinde ne kadar çabalarsa çabalasın, hatta sınavlardan en yüksek notu alsın, yine de tam not olan AA alamıyordu. Sınıf üçüncüsü olmasına rağmen bitirirken not ortalaması 4 üzerinden sadece 2.9’du.

Okulun son senesinde, binbir heyecan ve umutla, bazı geceler yemeği yalnız yemek pahasına, ama yeni şeyler öğrenmek ve yükselmek için, yurtdışında doktora yapmak için başvurdu.

Başvurularının hepsinden red aldı. Şimdi işsiz, üniversitede kadro açılmasını bekliyor, bir yandan da yeniden yurtdışına başvuru yapmayı planlıyor.

Delikanlı %80’i direk eleyen gençlik yıllarını gölgeleyen üniversite sınavından sağ salim çıkmıştı. Lisedekine benzer bir çalışma temposuyla lisedekine benzer bir not tutturmayı ister derslere girer çıkar… Sonra notlar açıklanır. Umduğunun çok altında aldığını, hadi onu geçtik en yüksek notun BB olduğunu görür. Böyle iş olur mu der, gider bi cigara içer!

Seneye bir bakar ki eskisi kadar hevesi yok çalışmak için. “Aman” der “çalışsam BB gelicek çalışmasam BC, salla gitsin!” Sallayınca gider!

Üçüncü sınıfta derler ki “yurtdışına başvuracak mısın?” “o ne” der, anlatırlar. Yarım yamalak bir hazırlıkla “ya tutarsa” diye başvurur. Tutmaz!

Bir kız vardır. Ailesi tanıştırmıştır. Aslında fena da değildir. Alır başını ellerinin arasına, “askere mi gitsem acaba” der. Askerde önce Malboro sonra Tekel sonra Maltepe içer. (Bafra’nın da zamanı gelecek.)

Bir Amerikalı öğrenci üniversiteye girdiğinde ortalama bir başarı gösterse 3 civarı bir ortalama getirebilir. Amerika’da sınıf birincileri 4’e çok yakın bir notla mezun olurlar. Bizim en iyi öğrencilerimiz 3.5’u çoğu zaman geçemiyor.

Bu daha ziyade devlet üniversitelerinde görülen bir durum. Belki de özel üniversiteler düşük notla mezun olan öğrencilerin daha zor iş bulduklarını hesapladikkate alıyorlar.

Not deflasyonu olarak adlandırabileceğimiz bu durum ülkemize büyük zarar vermekte. Öncelikle öğrencilerimiz yabancı ülkelerdeki doktora programlarına başvurduklarında ortalamaları yabancılardan düşük olduğu için dezavantajlı olmaktadır.

Bizde ortalaması 2.9 olan öğrenci, Çin’in 3.5’lik öğrencisinden iyiyken, Çinli alındığı halde bizim öğrencimiz boşta kalacaktır. Bizim öğrencimiz yerine Çinli öğrenci Amerika’da yeni şeyler öğrenip yükselecek, öğrendiklerini ülkesine geri götürecektir.

İkinci büyük zarar, not deflasyonunun şevkleri kırmasıdır. İnsan, hele ki gençken, ödüllendirilmek ister. Uğraştığı, emek verdiği bir işten umduğu karşılığı alamazsa, emeğini azaltır ve uzun ya da kısa vadede karşılık göreceği başka amaçlara yöneltir.

Çalıştığı derslerine not ödülüyle heveslendirilmeyen öğrenci yavaş yavaş derslerinden soğuyacak, öğrenmesi gerekenleri gereğince öğrenmeyecek ve üniversite eğitiminden tam verimi almadan hayata atılacaktır.

Harvard Tıp Fakültesi’nde çalıştığım bölümün toplantılarından birinde, doktora kabul komitesinden bir hoca Türkiye’den gelen bir başvurudan bahsediyor. Başvuran öğrencinin ortalaması 2.9’muş. Fikrimi soruyor.

2.9’un Türkiye’de bu üniversitede çok iyi bir ortalama olduğunu anlatmaya çalışıyorum. Ama haklı olarak dinlemiyor beni, ve ne yazık ki derslerindeki gayretiyle burslu olarak Amerika’da doktora yapmayı çoktan haketmiş bir genç kızımız gayretinin karşılığını alamıyor.

Şimdi işsiz, Türkiye’de bir üniversitede kadro açılmasını bekliyor, bir yandan da yeniden yurtdışına başvuru yapmayı planlıyor. Ailesinin tanıştırdığı bir çocuk var, fena değil çocuk, ama biraz fazla sigara içiyor.

Murat Çokol

Harvard Medical School

Yazar: Murat Çokol

Kaynak: http://turkey90.com

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>