Rehberiniz-Ne oldi laza ne oldi boyla!

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Ne oldi laza ne oldi boyla!” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Ne oldi laza ne oldi boyla!

NE OLDİ LAZA NE OLDİ BOYLA!

KAYNAK: MİLLİYET

Ünsal Oskay, Türk erkeğinin haline ışık tutuyor

Oldum olası maçoluklarıyla övünen Türk erkekleri, son birkaç yıldır kılıbık suçlamasıyla karşı karşıyalar. Bu tartışmayı oturma odalarımıza sokan, taşfırın ve light erkek polemiğini yaratan Çocuklar Duymasın dizisinden sonra, çeşitli şarkıcılar da bu konuya değindi.

Bunlardan biri de, ünlü Laz delikanlısı Davut Güloğlu. Katula Katula adlı şarkısında Nerede o eski taşfırın erkeği…Bir anda oldun light erkek. Ne oldu sana? Bir sözünü geçiremedin karına, diye yakınan Güloğlu eşliğinde, tüm Türkiye atlayıp zıplıyor. Prof. Ünsal Oskay ile bu hafta, Güloğlunun şarkısı üzerinden Türk toplumundaki kadın ile erkek rollerinin değişimini konuştuk.

Bu şarkı, Karadeniz erkeği için modern bir ağıt sanki. Size nasıl görünüyor?

Burada atılan taş, kılıbıklaşmayla ilgili. Öte yandan, Sana ne oldu, ne oldu böyle? sözleri cinselliği de çağrıştırıyor. Şarkı kibarca, bir erkeğin evine bağlanışı ve bekârken beraber olduğu arkadaşlarından uzaklaşması konu ediyor. Karısına bağlanan erkeğin erkeklik gücünün azalıp azalmadığını sorgulanıyor. Bizim gibi olağan insanlar, mal mülk yarışına girmiyorlar. Yarıştıkları konu, bu erkeklik gücü. Bir arkadaşımızla oturup, Senin bir evin var; benim iki. Senin bir tarlan var, benim iki, desek, karşımızdaki gücenebilir. Şarkıdaki, eşitlik üzerine olan bir kavga dövüş. Bu aslında geyik muhabbetinin müzikali.

Ama Karadeniz usulü tabii?

Laz dendiğinde, akla hareketlilik geliyor. Artık herkes dükkânına, devlet dairesine, bürosuna kapanıp hareketsiz mekanlarda ekmek parası kazanmaya başladı. Böyle bir değişimden sonra, geçmişini arama merakı en çok Lazlarda oldu. Çünkü onlar, ağdaki hamsi gibi sıçrayan, atlayan insanlardı. Başlarına geleni anlayınca Davut Güloğlu gibi adamlar çıktı ve Ula şu Lazları atlatalım, zıplatalım, diye o değişimi kompanse edecek müzikle, o eski hareketliliği yakalamaya çalıştı. Güloğlu bunu kimseyi kırmadan yapıyor. Ayrıca alıştığımız Karadeniz imajından daha farklı çizgide. Kolsuz giyiyor, suyun içinde dans ediyor, biraz Tarkana özeniyor.

Şarkının, eski maço günlerin yasını tutan bir havası da yok mu?

Var tabii. Ama bu şarkı bugünün olayı. Erkekler eş düzeydeki ailelerden kız alıyorlar. Köyden şehre gelmiş erkeğin eli yüzü düzgün, mesleği de iyiyse; köyün güzel ve varlıklı ailesinin kızını kendisine eş olarak seçiyor. Dolayısıyla, evde kız tarafının sözünü dinlemek durumunda kalıyor. Böylelerine hanımköylü deniyor. Adam sırtını karısına dayıyor.

Güloğlu, yalnız Lazları ya da Karadenizi değil, bütün Türkiyeyi oynatıyor. Eskiden sadece Lazlara hitap ederken, şimdi Hakkâride de onun müziğini dinliyorlar. Lazlar da kendi starlarını yarattılar.

Güloğlu, cıvıl cıvıl bir adam. Atlıyor zıplıyor. Üstelik çok da atak. 40 tane kız görse, hepsinin üstüne atılacak. Kızların da, televizyon, sokak gibi bir sürü uyarıcı faktör yüzünden, göbeğini açmayanı kalmadı. Herkes bir şekilde ana hatlarıyla eşitleniyor. Kartaldaki tren istasyonunda bilet kesen adamın kızı da göbeğini açıyor, Akmerkezde dolaşanı da. Biletçinin kızı 35 milyonluk pantolonla açıyor; öbürü 200 milyonluk pantolonla. Güloğlu genç, hareketli ve en önemlisi başarılı bir erkek. Kadınlar başarılı erkeklerdan hoşlanırlar. Son beş on yıldır, bu bölgesel sanatçıların hepsi başarılı. Çok hırslı insanlar. Urfadan İbrahim Tatlıses, Karadenizden Davut Güloğlu geliyor. Başka Urfalılar var. Başka Karadenizliler var. Ayrıca Urfalı buraya geldiğinde, buradaki Lazla tanışıyor. Onun çok uzağında bir insan olmadığını görüyor. Laz, Urfadan geleni görüyor. Damak tadı, başarı, ortam ve müzik alanlarında ortaklaşa kriterler oluşuyor.

Taşfırın ve light erkek konusu son zamanlarda çok tartışılır oldu. Şarkıda da bunun altı çiziliyor. Lightlaşma dedikleri aslında erkek ve kadın rollerinin değişimi değil mi?

Bu müziği dinleyenler, öyle sosyete mensubu insanlar falan değiller. Bu şarkıyı gerçekten sevenler, berber kalfası ya da kasap çırağı gibi orta sınıfa mensup insanlar. Eski usül kadın erkek ilişkisi, toplumun geniş kesiminde devam ediyor. Üniversite mezunu kadınlar evlendiklerinde, hem eski geleneklere uyuyor; hem de o geleneğin içindeki erkeği tercih ediyorlar. Erkek dediğinin lafı geçmeli düşüncesini benimsiyorlar. Dört beş azılı feminist arkadaşla bir otobüs yolculuğu yapmıştım. Hepsi sakallı ve bıyıklı erkekleri beğeniyor; ben böyle kılıbık duruyorum diye, kimse benim yanıma yaklaşmıyordu. Bu şarkı light erkeğe yapılabilecek en zararsız, en hafif sataşma. Modernleşmenin olduğu yerde, eskiden belirlenmiş olan kadın ve erkek rolleri değişmeye başlar. İnsan değeri bilmeyen modernleşme süreci, erkeği erkeklikten, kadını da kadınlıktan uzaklaştırıp hırçınlaştırıyor. Yırtıcı erkeği insan olmaktan çıkartıp sistemin bir enstrümanı haline getiriyor. En kötüsü, aseksüel olmak. Çünkü istendiğinde fırından da çıkılır.

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>